tumblr_inline_myysc9d0wi1qc6thg

Bir tıkla istediğimiz restorandan yemek seçebiliyor, adres sormak için büfe aramıyor, internete soruyoruz. Buluşma yerinde saatlerce beklemek yerine arkadaşımızla yolda mesajlaşıyor hatta birbirimize fotoğraf gönderiyoruz. Sevdiğimiz kıza şarkıları artık radyodan değil, YouTube’tan klipli yolluyoruz. Faturaları wap’tan ödüyor, internette tanıştığımız insanlarla evleniyoruz… Türkiye’de internete ilk bağlandığımız günden bu yana tam 21 yıl geçti

ZAMAN TÜNELİ
1960- Türkiye’ni10151884_10152237671778463_5165690328272248086_nn ilk bilgisayarı IBM 650 ile tanıştık. Daktiloyu 10 parmak yazan nesil için yazılanları ekranda görme fikri inandırıcı gelmemiş olsa da bilgisayara kısa sürede alışıldı. Özel şirketler ve üniversiteler öncü oldu.
1989- İnternetin babası Tim Berners-Lee, elindeki verileri geliştirerek World Wide Web’i (www) ABD’de hayata geçirdi. Bu icadıyla dünyayı değiştireceğini biliyordu ama bu kadar hızlı olacağını düşünmemişti.
1993- 12 Nisan’da Ankara-Washington arasında kiralık hatla kurulan bağlantıyla Türkiye’nin ilk internet bağlantısı Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirildi.
1993- İlk basit web tarayıcısı Mosaic yayınlandı. Fakat internetin yavaşlığı bir yana bilgisayarın açılması bile uzun sürüyordu.
1995- Mosaic’ten esinlenilerek geliştirilen Internet Explorer ortaya çıktı. Windows yeni sürümlerini ortaya çıkarırken internet tarayıcısı liderliğini eklentileri ve Mosaic’ten daha hızlı olmasıyla aldı. Herkesin masaüstündekileri belliydi: Bilgisayarım, çöp kutusu, belgelerim, yeni metin belgesi ve Internet Explorer.
1995- Amazon.com, ticari hayatına çevrimiçi kitap satışıyla başladı. Böylece internet alışverişinin temelleri sağlam atılmış oldu. O dönemde bile evden çıkmadan alışveriş yapılacağına dair varsayımlar vardı.
1996- E-posta hizmeti veren Hotmail kuruldu ve mektupla vedalaşmaya başladık. Bir ekran sayesinde kağıt, kalem kullanmadan haberleşme bir düş gibi geliyordu. Türkiye’de bu algı hızla kırıldı ama kimse internete güvenemedi. Bu da bir neslin mail adreslerini utançla anmasına neden oldu. Aklımıza gelen mail adresleri: gecelerin_ yargici@hotmail.com, tatli_kiz _88@hotmail. com, oguzer_fb_1907@hotmail.com…
1996- “Seni arıyorum” sözünden doğan ICQ, internetin sağladığı en büyük lütuflardan biriydi. Şimdiki WhatsApp uygulamasının masaüstü haliydi de denebilir. Her kullanıcının bir numarası ve şifresiyle girdiği anında mesajlaşma programı Türkiye’de de çok popülerdi. 90’lı yılların yıldızı 2004’te çöktü ve tacını da düşürdü.
1996- Türkiye’nin ilk servis sağlayıcısı Turnet kuruldu. Evlere internet hızla girdi girmesine ama telefon faturaları da az mı kavgalara sebep oldu? Yarım saat chat yapacağız diye ödediğimiz faturayla neler yapılırdı neler!
1997- Yahoo! gelince Hotmail daha aktif oldu. Lakin ısrarla isim kullanmadan mailler almaya devam ettik. Yahoo! dünyada yaygın kullanılan e-posta sağlayıcısı olsa da Türkiye, Hotmail’den ayrılmadı.
1998- Siteler gün geçtikçe arttı ama arama motorları ilgili siteyi bulmaktan çok uzaktı. Kimileri bulduğu siteleri kaybetmemek için telefon defteri gibi internet adresleri defteri tuttu. Elbette Google çıkana kadar. Öyle ki örneğin ‘leb’ yazınca Çorum’un tarihçesini anında okumaya başladık.
1999- Microsoft, Messenger’ı yani MSN’i internet kullanıcılarına sundu. Ama bizler ICQ’dan memnunduk ve alışmıştık. İlk önce yüzüne bakmasak da ICQ çökünce insanlar MSN’e yöneldi. Hotmail adresleri üzerinden anında haberleşme fikri daha cazip gelmeye başladı. İnsanlar MSN adreslerini otobüslere ya da duvarla yazdı. Sevdiği kızın ya da çocuğun MSN’ine ulaşmak için az mı eşe dosta dil döküldü. Avatar fotoğraflarına cakalı fotoğraflarımızı koyduk, kişisel durumlara imalı şiirler yazdık, ne dinlediğimizi gösterdik. Yanıt vermedikçe titreşim yolladık, gülen suratları daha çok sevdik. İletişimle ilgili bütün alışkanlıklarımızı değiştirdik.
1999- Ekşi Sözlük geldi, internette bilgi paylaşma ve yorumlamaya yeni bir soluk kazandırdı. Günümüzde bile sürekli veri girilen ve binlerce tık alan Ekşi, Türkiye’de ilk kez internet üzerinden anlaşıp gerçek hayatta toplanan bir grubu yani ‘ekşiciler’i ortaya çıkardı. Sonra ver elini Uludağ Sözlük, İnci Sözlük…
1999- İlk internet yıldızımız Mahir Çağrı yani meşhur İnternet Mahir açtığı internet sitesine fotoğraflarını koydu ve “I kiss you” yazdı. Kişisel web sitesi ile ödül aldı. Üstünkörü çeviriler yaparak hümanist mesajlar veren İnternet Mahir’in ünü sınırları aştı. Bunu duyanlar hiç boş durur mu? Türkler adeta internete çıkarma yaptı ve kendilerine sayfalar açtı.
1999- Yazılım uzmanları dışında internet sayfasının nasıl açılacağını kimse tam anlamıyla bilmiyordu. Blog geldi, kulaktan dolma bilgiler gitti. İlk başta kimse bloga pek önem vermese de 2001 yılında bir blogger olmak hem havalı hem de emek gerektiren bir şey haline geldi. Şimdiyse blogu olmayan gençlere iş vermeyen kurumlar var.

2001- İnternet ansiklopedisi Wikipedia, 2001 yılında hayatımıza girdiğinden beri ödevleri yapmak daha kolay oldu, istediğimiz bilgiye anında tek siteden ulaştık ve hatta milyonlarca kullanıcı sayesinde bilgiler geliştirilip, güncellendi. Dudak bükerek söylemeliyiz ki işleri kolaylaştırsa da Wiki, yanlış bilgilerle de bizi az yanıltmadı.
2003- Yazıların ve fotoğrafların sınır tanımadan bir ekrandan başka ekrana gitmesine alıştık ama iş görüntülü konuşmaya gelince hayret etmemek ne mümkün. Almanya’daki dayı Zeytinburnu’ndaki yeğenine el sallayabilecek dediklerinde kimse inanmamıştı ama Skype adındaki yazılımla bu da oldu. Bilgisayar donanımına kameralar hızla eklendi, hasretler bir nebzede olsa gece uyumadan önce dindirildi.
2004- Arkadaş bulma ve sohbet etme sitesi Yonja bize yeni bir anlayış getirdi: “İnternetten sevgili bulunuyormuş!” Birini tanımak sevmek esaslı bir iş. Ama internet bu işi kolaylaştırıyor ve Yonja’da fotoğrafını beğendiklerimizle büyük umutlarla konuştuk. Böyle güzel anmayı tercih etsek de sahte fotoğraf kullananlar az kandırmadı temiz kalpli arkadaşlarımızı.
2004- Facebook kuruldu. Tabii ilk başta bizde adı sanı bilinmeyen bir siteydi. 2007 yılında Yonja da paralı olunca “Facebook diye bir şey varmış” diyerek sanal dünyadan sosyal medyaya yöneldik. İnternet artık eskisine oranla ucuzdu ve telefonla konuşmaktansa Facebook’tan yazışmak çok cazip geldi. Paylaşmak yepyeni bir anlam kazandı, tüm dünyada olduğu gibi biz de bu siteyi çok sevdik. Düşündüklerimizi yazdık, gezi fotoğraflarımızı paylaştık, oyunların dibine düştük ve sabahlara kadar mesajlaştık. Facebook artık dünyanın en çok kazanan şirketlerinden ve insanların dijital kimliği oldu.
2005- İnternetten film izlemek için akşam indirmeye başladığımız dosyaya sabah ancak kavuştuk. Bir nesil zamanını filmi bulmak ve filmi indirirken internetin kopmaması için dua ederek geçirdi. YouTube geldi işlerin rengi değişti. Sadece izleyen taraf olmaktan çıktık video paylaşan taraf da olduk.
2006- Sadece 140 karakterle derdini anlatma fikrini ABD’liler çok sevdi ama biz hemen ısınamadık. Sonuçta benzetmeler yapmayı ve uzun uzun anlatmayı seven bir toplumun 140 karaktere sığması kolay iş değil. Sosyal medya aşağı, soysal medya yukarı derken, Barack Obama Twitter sayesinde genç seçmeni kazandı. Anında haber verme ve alma ihtiyacı Twitter sayesinde giderildi. Sonunda özellikle 2010 yılında bizler de 140 karakterle değil tek derdimizi, birçok mevzuyu anlattık.
2009- Türkiye, 3G teknolojisi sayesinde yüksek hızlı mobil internet ile tanıştı. Telefonlara hızlı internetin girmesiyle yanımızda bilgisayarı taşımak ve kasanın sıcaklığında kavrulmaktan kurtulmaya başladık. Twitter’a ve Facebook’a telefonla girince de artık telefondan mesajlaşma devri bitmeye başladı. İlk zamanlar telefondan internete girmek pahalıydı ama gün geçtikçe uygun hale geldi. Nerede olursa olsun iletişim kopmuyordu.
2011- Dünya internet nüfusu 2 milyarı, Türkiye internet nüfusu 27 milyonu aştı.
2012- “com.tr” uzantılı alan adı sayısı 200 bini aştı.
2013- Akıllı teknolojiler yükseldi ve artık cebe giren internet bir dönemin en lüks bilgisayarlarını bile hantal göstermeye başladı. Artık bilgisayar başında oturmayı sevmiyor ama tek parmağımızla internette sörf yapmayı seviyoruz. Yani artık ‘tıklama’ deyişi de bitiyor.

DÜNYANIN ORTAK DİLİ İNTERNET
Timur sırt (SABAH gazetesi teknoloji yazarı) Yaklaşık 20 yıldır internet kullanıcısıyım. İlk interneti kullandığım dönemde online sohbet ortamında tanıştığımız insanlarla yüz yüze geldiğimizde kaldığın yerden sohbete devam etme durumunu oldukça garipsemiştim. 90’ların ilk yarısında uzun süre dergimize dışarıdan yazı yazan biriyle ilk kez buluşacaktık. Telefonla ve çevrimiçi ortamda sohbet etmeye alıştığım biriyle buluşmaya giderken onu nasıl tanıyacağım aklıma gelmemişti. Sonra bir anda aklıma onu hiç görmediğim geldi. Gelecekte internet tüm iş yapma biçimlerini değiştirecek. Asıl önemlisi kültürel dönüşümleri hızlandıracak. İnsanlardan da fazla makinelerin ortak dili internet olacak. İnterneti eğitim, ticaret, sosyal ve kültürel etkileşim için fırsat olarak gören ülkeler dönüşümü kendi lehine çevirebilecek.

1997’DE EŞİMLE İNTERNETTE TANIŞIP EVLENDİM
Serhat ayan (Teknoloji yazarı) – Kaç yıldır internet hayatınızda?
– 1995 yılının ilk aylarında internete girmeye başladım. İnternete bağlanmak için TÜBİTAK’ın Kocaeli kampüsünü telefonla arar, ciddi bir telefon parası verirdik.

– Toplum olarak internet Türkiye’ye ilk geldiğinde nasıl davrandık?
– İnternet ilk geldiğinde dünyadan oldukça gerideydik. Türkiye’nin toplam internet çıkışı 4 megabitti. Bir başka deyişle o zamanki 10 binlerce internet kullanıcısının tamamı şu anda kullandığımız internet hızının yarısı kadar hızla bağlanıyordu. İnternette gezinebilmek için internet sitelerinin resimleri getirme özelliğini kapatırdık çünkü resimlerin yüklenmesi dakikalar, tek bir haberi okumamız saatler alabiliyordu. İnternete çevirmeli ağ, yani telefonlarla bağlanmak gerekiyordu. O zamanlarda altyapı internetin gelişmesine paralel büyümediği için internet meşgul çalardı!

– Artık internet hayatımızın odak noktasıyken doğru kullanabiliyor muyuz?
– Geçmişteki kitleyle karşılaştırdığımızda bugün çok daha küçük bir kitle gerçekten okumak ve kendini geliştirmek istiyor. İnternette geçirilen vakit büyüse de kişi başına okuma oranı ciddi anlamda düştü. 140 karakterlik Twitter mesajlarını bile sonuna kadar okuyup anlamaya çalışmayan bir kitle oluştu. Az okuma ve araştırma yüzünden internette yayımlanan her veriyi doğru kabul edip yanlış yönlendirilen kitleler, bu mecranın verebileceklerinden daha az faydalanmaya, daha az güvenmeye başladı.

– İnternetle ilgili ilginç anılarınız var mı?
– 1996 yılında Türkiye’de internette tanışıp 1997 evlenen ilk Türk çift olduk eşimle. O zamanlar internette kadın nüfusu oldukça düşüktü, her 10 erkek kullanıcıya karşılık bir ya da iki kadın kullanıcı düşüyordu. O yüzden de sohbet odalarındaki en büyük eğlence kadın takma ismi alıp erkekleri eğlenceli tuzaklara düşürmekti. Kadın rolü yapan erkeklere “Kazım” denirdi. Bir kişinin kadın olduğunu anlamanın tek yolu, onunla telefonda konuşmaktı.

DÜNYANIN ORTAK DİLİ İNTERNET
Timur sırt (SABAH gazetesi teknoloji yazarı) Yaklaşık 20 yıldır internet kullanıcısıyım. İlk interneti kullandığım dönemde online sohbet ortamında tanıştığımız insanlarla yüz yüze geldiğimizde kaldığın yerden sohbete devam etme durumunu oldukça garipsemiştim. 90’ların ilk yarısında uzun süre dergimize dışarıdan yazı yazan biriyle ilk kez buluşacaktık. Telefonla ve çevrimiçi ortamda sohbet etmeye alıştığım biriyle buluşmaya giderken onu nasıl tanıyacağım aklıma gelmemişti. Sonra bir anda aklıma onu hiç görmediğim geldi. Gelecekte internet tüm iş yapma biçimlerini değiştirecek. Asıl önemlisi kültürel dönüşümleri hızlandıracak. İnsanlardan da fazla makinelerin ortak dili internet olacak. İnterneti eğitim, ticaret, sosyal ve kültürel etkileşim için fırsat olarak gören ülkeler dönüşümü kendi lehine çevirebilecek.

1997’DE EŞİMLE İNTERNETTE TANIŞIP EVLENDİM
Serhat ayan (Teknoloji yazarı) – Kaç yıldır internet hayatınızda?
– 1995 yılının ilk aylarında internete girmeye başladım. İnternete bağlanmak için TÜBİTAK’ın Kocaeli kampüsünü telefonla arar, ciddi bir telefon parası verirdik.

– Toplum olarak internet Türkiye’ye ilk geldiğinde nasıl davrandık?
– İnternet ilk geldiğinde dünyadan oldukça gerideydik. Türkiye’nin toplam internet çıkışı 4 megabitti. Bir başka deyişle o zamanki 10 binlerce internet kullanıcısının tamamı şu anda kullandığımız internet hızının yarısı kadar hızla bağlanıyordu. İnternette gezinebilmek için internet sitelerinin resimleri getirme özelliğini kapatırdık çünkü resimlerin yüklenmesi dakikalar, tek bir haberi okumamız saatler alabiliyordu. İnternete çevirmeli ağ, yani telefonlarla bağlanmak gerekiyordu. O zamanlarda altyapı internetin gelişmesine paralel büyümediği için internet meşgul çalardı!

– Artık internet hayatımızın odak noktasıyken doğru kullanabiliyor muyuz?
– Geçmişteki kitleyle karşılaştırdığımızda bugün çok daha küçük bir kitle gerçekten okumak ve kendini geliştirmek istiyor. İnternette geçirilen vakit büyüse de kişi başına okuma oranı ciddi anlamda düştü. 140 karakterlik Twitter mesajlarını bile sonuna kadar okuyup anlamaya çalışmayan bir kitle oluştu. Az okuma ve araştırma yüzünden internette yayımlanan her veriyi doğru kabul edip yanlış yönlendirilen kitleler, bu mecranın verebileceklerinden daha az faydalanmaya, daha az güvenmeye başladı.

– İnternetle ilgili ilginç anılarınız var mı?
– 1996 yılında Türkiye’de internette tanışıp 1997 evlenen ilk Türk çift olduk eşimle. O zamanlar internette kadın nüfusu oldukça düşüktü, her 10 erkek kullanıcıya karşılık bir ya da iki kadın kullanıcı düşüyordu. O yüzden de sohbet odalarındaki en büyük eğlence kadın takma ismi alıp erkekleri eğlenceli tuzaklara düşürmekti. Kadın rolü yapan erkeklere “Kazım” denirdi. Bir kişinin kadın olduğunu anlamanın tek yolu, onunla telefonda konuşmaktı.

Ece ULUSUM

http://www.sabah.com.tr/cumartesi/2014/04/12/21-yildir-baglaniyoruz

Related Posts

Çözüm artık şu havuz problemini

‘Bir bakışta böceklerimin derini anlarım’

Yeni annelere sağ kalma rehberi

2017’den 2018’e devren kiralık

Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insan

Kamp kurmalık yıldız haritası