trump-norad-call-03-gty-jef-171225_3x2_992

Bu gece yarısı takvimde değişecek yaprak, geçen 365 günün bakiyesini bir sonraki yıla aktaracak. Hesap kabarık. İşte o olaylar, kararlar, trendler ve 2018’e muhtemel etkileri. Hayır; bilelim de hesabımızı ona göre yapalım…

 

7341163

 

‘GENÇLİK DEPREMİ’ RUSYA’YI DA VURUR MU?
Oxford Sözlüğü, bu yılın kelimesini “youthquake” olarak belirledi. Önceki yılın “post-truth”u (gerçek-ötesi) kadar konuşulmadı gerçi. Ama hafife alınmasın, sessiz atın tekmesi pek olurmuş! 2016’nın galibi “post-truth”, “nesnel hakikatlerin belirli bir konu üzerinde kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması durumu” olarak tanımlanmış ve siyasetten spora her alanda kullanılmıştı. “Gençlik depremi” olarak tercüme edilebilen “youthquake”in tanımıysa geçen yılın sınırlı bir bilançosunu çıkarmaya elveriyor: “Gençlerin eylemleri ya da etkilerinden doğan, kayda değer kültürel, politik ya da sosyal değişim…” Nitekim bu yıl 8 Haziran’daki Birleşik Krallık’ın “erken” seçimlerinde Başbakan Theresa May’in Muhafazakâr Parti’si, Brexit karşıtı gençlerin seçime gösterdiği yoğun katılım neticesinde parlamentoda çoğunluğu kaybetti (330/650 sandalyeden 318’e düştü). Kuzey İrlanda Demokratik Partisi’yle koalisyona giderek azınlık hükümeti kurmak zorunda kaldı. ABD de “youthquake”in tadına baktı. Vize sınırlaması karşıtı gösterilerde Amerikalı gençlerin etkisi yadsınamaz. Okyanusun bize yakın kısmındaysa bu yıl mayıs ayında 39 yaşında Fransa Cumhurbaşkanı seçilen Emmanuel Macron’un bir gençlik depremi yaratmadığını kim iddia edebilir? Yaşının gençliği bir yana, Macron’un başkanlığıyla birlikte cumhurbaşkanlığı sarayı Elysée’deki eski kadroların yerine siyasetin taze yüzleri geçti. En son Elysée muhabirleri isyan ediyordu: “Orada tanıdığımız kimse kalmadı!” Gençlik depreminin 2018’de uğraması muhtemel adreslerden biriyse başkanlık seçimlerinin yapılacağı Rusya… Putin muhalifi kesim, gözlerini Putin’le açmış genç neslin başka bir siyaset elitinin yakıtı olmasını umuyor; zira onlar Sovyetler Birliği’nin ağır mirasını hiç ama hiç hatırlamıyor.

İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE KAÇAK DÖVÜŞ
Geçen haziranda Donald Trump ABD’yi Aralık 2015’te 195 ülkenin katılımıyla imzalanan ve bunların 147’sinin onayladığı Paris İklim Anlaşması’ndan çekti. Küresel emisyonun yüzde 20.09’una sebep olan Çin’den sonra yüzde 17.89’la ikinci sırada yer alan ABD’nin bu anlaşmadan çekilmesi, atmosfer sıcaklığını Paris hedeflerinden 0.3 santigrat derece daha yukarı kaydırabilir. En iyimser haliyle küresel ısınma sınırlarını 2100’de 1.5 derecede sabitlemeyi hedefleyen anlaşma uyarınca Aralık 2018’de Polonya’da tekrar toplanılacak. Trump’ın kararı, Aralık 2015’ten sonra düzenlenecek bu ilk toplantıya dair beklentileri çoktan karamsarlığa itti bile.

NÜKLEER BARIŞ SALLANTIDA
Bir önceki ABD Başkanı Barack Obama’nın imzasını taşıyan 2015 İran nükleer anlaşması, bu yıl 13 Ekim’de mevcut ABD Başkanı Donald Trump tarafından teyit edilmedi (ABD Başkanı’nın 90 günde bir anlaşmanın geçerliliğini teyit etmesi gerekiyor). Tarihi anlaşmanın akabinde İran’ın petrol ihracatı ve Avrupa’yla olan ticareti ikiye katlandı. Lakin anlaşmanın geleceği sallantıda… 2018 başında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un İran’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Avrupa’nın devreye girmesi makul bir yol haritası çıkarmaya yetecek mi, göreceğiz.

YALNIZLIĞA İLAÇ
Amerikan Psikoloji Derneği’nin araştırmasına göre iş hayatına ve ekonomik sebeplere bağlı stres 2016’da en düşük seviyesine indi. Bu düşüşün ardından 2017’deki vahşi stres kaynağı, sosyal medyadaki siyasi tartışmalardı. Amerikalı yetişkinlerin yüzde 40’ı Facebook ve Twitter’daki siyasi içerikli paylaşım ve tartışmaların onları strese soktuğunu söylüyor. Bizde de durum farksızdır. Sosyal medyadaki “mutlu” paylaşımlar bile izleyenlerdeki yalnızlık hissini derinleştiriyor. 2018’deyse işler değişebilir, zira dosya farmakolojiye sevk edildi! Farmakologların, beynin yalnızlığa sebep olan toplumsal blokajları aşmasını kolaylaştıracak bir ilaca dair deney sonuçlarını yeni yılın sonunda yayınlaması bekleniyor. Yani 2018’in bir sorusu da şu olacak: İlaçlar yalnızlığa da çare olur mu? Kısmet…

DÜNYANIN YAŞLI GELECEĞİ
20’nci yüzyılın ikinci yarısındaki muazzam kalkınmayı sağlayan 1945- 1965 doğumluların (baby-boomers) çoğunluğu 2018’de emeklilik yaşına ulaşıyor. Bu jenerasyonun aktif yılları boyunca dünyada her 10 yılda ortalama insan ömrü 2-3 yıl uzadı. Bugün itibarıyla OECD ülkelerinde 65 yaşındaki kişilerin ortalama ömür beklentisi 20 yıla ulaştı. Bugün 65 yaş üzerindekiler, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu OECD üyesi 34 devletin toplam nüfusunun yüzde 16’sını oluşturuyor. Fakat dünya henüz meseleyi kavrayabilmiş gibi görünmüyor: Mesela ABD’de 50 yaş üzerindekilerin 3’te 1’inin yaşa bağlı ayrımcılığa uğradığı söyleniyor. 2050 itibarıyla her 4 insandan birinin 65 yaş üzerinde olacağı OECD ülkelerinde bir şeyler yapılmalı. 2018’de iş dünyası yaşa bağlı ayrımcılıkla mücadeleyi ajandanın üst sıralarına çekmeli. Zira “yaşlılar” iş piyasasından uzak tutuldukları takdirde sosyal devletin ayakta kalması mümkün olmayacak. Off, zor konu bu…

KRİPTO PARA PİYASASI UÇUŞTA
2017’yi 1000 doların biraz üzerinde bir değerle karşılayan Bitcoin, 2018’i 15 bin dolara yakın bir değerle aralıyor. Geçen 6 ayda inanılmaz bir yükselme trendi yakalayan ama son günlerde sendeleyen kripto para biriminin yanında IOTA, Litecoin, Ethereum ve Ripple gibi bağımsız dijital para birimleri de revaçta. Facebook’a açtıkları davayı kazanan Winklevoss kardeşler, 2013’te Bitcoin’e 11 milyon dolar yatırım yaptılar ve bu ay, dünyanın ilk Bitcoin milyarderleri oldular mesela. Siber güvenlik devi McAfee’nin kurucusu John McAfee ise 2020 sonunda Bitcoin’in değerinin 1 milyon doları bulacağını iddia ediyor. Bu görüşün karşı kutbundaysa Bitcoin’in çökecek bir sistem olduğunu söyleyenler var. Kripto para piyasası, devlet kontrolünün dışında… Bu nedenle nasıl düzenleneceği hâlâ tartışma konusu. Buna rağmen mevcut trende ayak uyduranlar da yok değil: İsviçre’de 8 bin nüfuslu Chiasso’nun idari yönetimi vergi ödemelerini Bitcoin’le de almaya başladı. 2018’de bu tür örnekler Türkiye’de de çoğalacak gibi: Kasap Döner, yeni yılda Bitcoin’le ödeme kabul edeceğini açıkladı.

E-SPOR ARTIK OLİMPİK
Asya Olimpiyat Komitesi, geçen yıl e-spor’u olimpiyat oyunlarına dahil etti ve ağustos ayında Endonezya’nın başkenti Cakarta’da başlayacak Asya Olimpiyat Oyunları programına aldı. Bununla birlikte NBA de kendi e-spor ligini kuruyor. 2024 Paris Olimpiyat Oyunları’nda da e-spor’u görebiliriz.

DEAŞ’IN ARDINDAN
Bu yıl temmuz ayında Musul’dan, ekimde de Rakka’dan çıkarılan DEAŞ, 2018 gündeminden de çıkacak gibi görünüyor. Fakat DEAŞ’tan boşalan alanı dolduracak adaylar var; en başta El Kaide ve onun yeni lideri, Usame bin Ladin’in oğlu Hamza bin Ladin…

YERLİ SAHNELER
Terör olayları eğlence dünyasını fena vurdu. 2017’deki ani iptaller etkilerini hâlâ sürdürüyor. Daha geçen gün Zorlu PSM Caz Festivali’nde headliner olarak sahne alacak Gregory Porter İstanbul’a gelmeyeceğini açıkladı. Bu yıl milyon dolarlık müzikallerin, konserlerin ve festivallerin iptal yılıydı. Yaptığımız bir röportajda Zorlu PSM Genel Müdürü Murat Abbas, “Konserini iptal etmeyen isimleri pamuklara sarıp baş tacı yapmak istiyorum artık” diye seslenmişti. Ayrıca büyük prodüksiyonlar anlaşmalarına “Bir ay içinde saldırı olursa paramızı alır ama gelmeyiz” diye madde eklemeye başladı. Durum böyle olunca sponsorlar da kabul etmek istemedi. Olan bize oldu. Ancak sıkı müzikseverler durumu kabullenmek yerine çözüm aradı ve çareyi komşu ülkelerde buldu; Sırbistan ve Yunanistan’daki konserlere gitti. Tur şirketleri sırf konserlere götürmek için ek programlar bile sundu. İstanbul’un kültür-sanat dünyasındaki bu imajını değiştirmek için yurtdışında birçok konferans yapıldı. Büyük elektronik müzik festivali Sonar’ın İstanbul’a gelmesine de vesile oldu. Öte yandan bu iptaller yerli isimlerin daha hevesle çalışmasını sağladı. Müzik bir an olsun durmadı. Alternatif müzik yapanlar kendilerini gösterebildi. 2018’de yerli sanatçılar, yakaladıkları fırsatları değerlendirmeye devam edecek. Ama yabancılar da gelecek.

HİP HOP VE RAP’İN YÜKSELİŞİ SÜRECEK
Bu yıl bir sürü rap albümü çıktı; Norm Ender, Kamufle, Allame, Ezhel, Anıl Piyancı, Aga B, Rapozof, Ayben, Patron, Pit10, Eypio ve nicesi. Konserlerde de hip hop etkinlikleri kendini göstermeye başladı. Zaten dünyada baskın olan rap müziğin Türkiye’ye yansımaları ufak ufak görülüyordu. 2018’de rap’çiler bangır bangır geliyor. Trap sound’lar ve sansürsüz sözlerle çıkış yakalayan Ezhel, Spotify’ın dünya listelerine girdi bile. Konuştuğumuz tüm rapçilerden aynı sözü duyduk: “Bu yıl bizim yılımız olacak…”

EV PARTİLERİ ‘IN’
Terör, iptaller ve ekonomik sıkıntılar insanları sokak ve mekân partilerinden uzaklaştırdı. Ev partileri popüler oldu; hem ekonomik hem de samimi. Elbette işi ileri seviyeye taşıyanlar da var, Galata’da ev kiralayıp DJ getirenler mesela… Eğlence mekânları bu eğilimin farkında, o yüzden ev konseptli cafe’ler açılmaya başladı. Müzikleri siz seçiyorsunuz, ne yemek istiyorsanız onu yapıyorsunuz, yol derdi yok, yan masa gürültüsünü çekmek zorunda değilsiniz… Ev partileri uzun süre popülerliğini koruyacak. Hypnoz, People ve Klein gibi mekânlar gece hayatına hareket getirmeye başladı ama ne kadar uzun soluklu olur göreceğiz.

KİLOLU RIHANNA
2017’de Türkiye’de 17 binden fazla mide ameliyatı gerçekleştirildi. Bu sayı, bir önceki yılın yüzde 8 üzerindeydi. Az kilolu kadınlar bile mide küçültmek için kredi çekmeye başladı. Ancak sıfır bedenin demodeleştiği yıl geliyor; onların yerini toplu ve seksi kadınlar alıyor! Bu trendin müsebbibiyse Rihanna… Rihanna’nın kiloları yılın en çok konuşulan haberlerinden biriydi. Kim Kardashian, Beyonce, Mariah Carey de kilolu olmayı sevdiklerini açıkladı. Bu da kadınlara cesaret veriyor. Birçok yerli giyim markası da bu talebin farkında olduğundan büyük beden tasarımlara ağırlık vermeye başladı.

EKRANDA BELGESEL, SAHNEDE STAND UP
Hollywood yapımlarının klişelerine boğulan sinema ve televizyon izleyicisi aradığı yeni kanı buldu, belgeseller. Dost sohbetlerinde belgesellerin konuşulması, önerilmesi gitgide popülerleşti. British Film Institute, 2001’den bu yana vizyona giren belgesel sayısında yüzde 86 oranında artış olduğunu ortaya koyuyor. The Economist de bu araştırmayı doğruluyor; belgesel filmciliğinin dünya film endüstrisinde her yıl yüzde 16’lık büyüme gösterdiğini aktarıyor. Bunun yanı sıra internette en çok izlenen içeriklerin arasında stand-up gösterileri var. Netflix’in en çok tercih edilen yapımları da stand-up. Bu ilgi, salonlarda da kendini gösteriyor. BKM Mutfak ve Karga gibi birçok mekânda yerli komedyenler sahneye çıkıyor; biletler kısa sürede tükeniyor. Bu trend 2018’de de devam edeceğe benziyor.

SİNEMADA 90’LARA DÖNÜŞ
2017 sinemada efsane filmlerin yeniden çekildiği bir yıl oldu. Rekor kıran yapımlar arasında Star Wars, Blade Runner, Örümcek Adam, Maymunlar Cehennemi, Transformers, Stephen King’in O’su var. Jumanji, geçen cuma vizyona girdi. Guardian sinema yazarları, “Siz daha durun, 2018’de 90’lardaki yapımları çekecekler. Yeni nesli her türlü kazanıyorlar” diye öngörüyor. Türk sinemasındaysa komedi tam gaz devam ediyor. Recep İvedik, Calgı Çengi, Olanlar Oldu ve Kardeşim Benim vizyonda başı çekti. Öte yandan dram filmlerine de rağbet arttı; İstanbul Kırmızısı, Ayla, Yol Ayrımı, Koca Dünya çok konuşuldu. Gerçek hikâyelerden esinlenmiş yapımlar ve devam filmleri kapıda.

YOUTUBER’IN ÖNLENEMEZ YÜKSELİŞİ
“Kanalıma hoş geldiniz”, bu yılın en sık duyduğumuz cümlesi belki de. Her yaştan kişi vlogger olmaya başladı. Popüler olanları ajanslar çoktan kaptı; bazıları 2018’de milyonlar kazanabilir! Mesela PewDiePie’ın Youtube gelirleri yıllık 12 milyon doları buluyor. Türkiye’dekilerin gelirlerini henüz bilmiyoruz ancak onlar işi sinema filmi çekmeye ve kendi markalarını ortaya çıkarmaya kadar götürdü. Kazancı yüksek olan Youtuber’lar arasında, Danla Bilic, Orkun Işıtmak, Oha Diyorum ekibi var. Markalar onlara yatırım yapıyor, ürün tanıtmak isteyenler onlarla anlaşıyor. Bu yıl da onların yılı gibi görünüyor zira seyirciler günde en az 1 saatini video izlemeye harcıyor. Teknoloji şirketleri 2021’de videoların internet trafiğinin yüzde 82’sini oluşturacağını söylüyor.

YENİYETME DJ’LER GÖZDEN DÜŞÜYOR
Geçen yıl başlayan elektronik müzik akımı bu yıl da etkisini gösterdi. İzleyici olmak güzeldi ancak çoğu kişi set başına geçmek istedi. Birdenbire bir sürü DJ’lik okulu açıldı; diplomalar dağıtıldı. Bir kuru 1500 TL’yi bulan derslerden geçenler sahnelere atıldı. Eski DJ’ler duruma isyan etti: “Bu işi ayağa düşüren çok; insanlar sıkılacak!” Öyle de oldu. Dinleyici de duruma uyanmakta gecikmedi. Elektronik müzik dinleyicisi daha seçici olmaya başladı; artık kendini kanıtlamayana pas vermiyor… Bununla birlikte tüm DJ’leri sahneden indirecek başka bir gelişme var: Robot DJ’ler! 17 Aralık’ta Prag’ın ünlü gece kulübü Karlovy Lazne’de “sahneye çıkan” robot DJ, sektörün dibine dinamit koyabilir.

SANSÜRSÜZ DİJİTAL ALBÜMLER
Dijital müzik sektörünün bugünkü değeri 6.7 milyar dolardan fazla ve her geçen yıl yüzde 2.8’lik büyüme gösteriyor. Kullanıcılar kişiselleştirilmiş listeleri tercih ediyor, bir albüm yerine seçtiği parçaları dinliyor, algoritmaların çıkardığı haftalık keşifleri kurcalıyor. Diğer taraftan sanatçıların albüm basma ve dağıtma bütçesini küçültüyor. Elbette sansürsüz parça yayınlama özgürlüğünün de etkisi var. Artık CD’ler kartvizit olarak kullanılıyor, plaklara rağbet var…

TİYATRO KAPALI GİŞE
Tiyatro yeniden keşfediliyor. Belediye tiyatrolarının, yerli oyunların yanı sıra özellikle İngiliz oyunları ağırladığı bir yıl geride kaldı. Dizi ve sinemalardan tanıdığımız yüzler tiyatro oyunlarında daha sık sahne almaya başladı. TÜİK’in verilerine göre, tiyatro seyirci sayısı 2015-2016 sezonunda, 2014-2015 sezonuna göre yüzde 2.8 artarak 6 milyon 16 bin 762 oldu. Bu yıl ise tiyatroda yerli/telif eser seyirci sayısı geçen sezona göre yüzde 0.1 azalırken, yabancı/çeviri eser seyirci sayısı yüzde 13.1 arttı. Özel ve devlet tiyatroları 2018’e çoktan hazırlanmaya başladı. Ancak sahneler küçük olduğundan biletler çok hızlı tükeniyor.

KUTULANAN ALIŞKANLIKLAR
İnsanlar çok fazla seçenekten bunalmış durumda. Kararsızlık bir salgına dönüşmüşken kutulanan hobiler, yemekler ve hediyeler popüler oldu. Hobikutu, Meal box, Yetenekli Kutu, Unibble gibi birçok markaya internet üzerinden aylık üye oluyorsunuz. Onlar size her ay seçtikleri ürünü yolluyor. 2017’de başlayan akım giderek büyüyor.

SİBER POLİSLER
Dünya siber savaşları konuşuyorken siber güvenlik sektörüne eleman ihtiyacı arttı. Siber polise ayda 60-70 bin arasında siber suç ihbarı geliyor. Tahminlere göre önümüzdeki yıllarda dünyada 1.5 milyon siber güvenlik uzmanına ihtiyaç olacak. Türkiye’deyse daha şimdiden 30 bin kişilik açık var. Yıllık maaşı 120 bin TL’yi buluyor.

İSTANBUL’DAN İZMİR’E GÖÇ
TÜİK’in bu yıl açıkladığı verilere göre İstanbul tarihinde ilk kez göç alan değil göç veren bir kente dönüştü. 2015-2016 yılları arasında İstanbul’a 369 bin 582 kişi göç ederken, şehirden göç edenlerin sayısı 440 bin 889 kişi oldu; yani 71 bin 307 kişi İstanbul’u terk etti. En çok göç alan il ise İzmir oldu. Göçün devam edeceği öngörülüyor.

 

Ece Ulusum – Alihan Mestci

 

HT Link:
http://www.haberturk.com/2017-den-2018-e-gecerken-neler-ayni-kaldineler-degisti-yeni-yila-etkileri-1776624

Related Posts

Klima savaşları

Çözüm artık şu havuz problemini

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

‘Bir bakışta böceklerimin derini anlarım’

Yeni annelere sağ kalma rehberi

‘Vücut parçalarını eşeklerin üstünde taşıdılar’