Ece Ulusum tasarladı.

İlk piyasaya çıktığında yerden yere vurulan ve hatta giyilmesi yasaklanan tasarım ve kıyafetlerin sergilendiği Paris’teki sergi, modanın nasıl bir yol izlediğini gösteriyor. Skandalların gelecekte ilham olamayacağını kim söylemiş?

 

6476362Paris Les Arts Décoratifs Museum’un yeni sergisi “Tenue correcte exigée, quand le vêtement fait scandale”, kendi dönemine damgasını vurmuş ve o zamanlar skandal olarak nitelendirilmiş kıyafetleri ele alıyor. Gerçi bu ‘skandal’ kıyafet ve tasarımlar modacıların ufkunu açmış, şimdi tarz sayılan giysilerin altında onlar var. Bu sergi hem kadınları hem de erkekleri ele alıyor. Serginin küratörü Denis Bruna seçkiyi hazırlarken genel kıyafet kodlarını zorlayan tasarımları tercih etmeye özen göstermiş ve 14’üncü yüzyıldan çizim ve parçalarla başlıyor, 1980 ile 2015 yılları arasındaki defileler günümüze doğru devam ediyor. Bruna “Böylece giyinme kodlarının kalıcılığını yüzlerce yıl içerisinde gösterebildik” diyor. Sergideki ilk parçalardan biri de Marie Antoinette’nin içlikleri anımsatan elbisesi. O dönemin kimliği ve sınıfına uygun olmayan bir kıyafet. Hatta bir tabloya poz verdiğinden sarayda ne olaylar olmuş… Serginin bir bölümünün başlığı da ilginç “Kız mı, erkek mi?”… Skandal kıyafetlerin arasına unisex akımını da almış ve bir bölümde işlemişler. Kadınlar erkeksi, erkekler de kadınsı… Bu bölümde tanıdık bir sima da var, Marlene Dietrich. 1930’da yayınlanan filmi Yanık Kalpler’de ilk kez seksi ve parıltılı kıyafet yerine bir smokin giymiş, çok konuşulmuştu. Sadece smokin değil, bir kadının pantolon giymesi bile şaşırtıcıyken böyle bir sahne elbette çok tartışıldı. Pantolon rahatlığıyla tanışan kadınları şık gösterme işini de ilk Yves Saint Laurent kumaş pantolonlarıyla üstlenmişti. Sergide bu parçalara da yer verilmiş. Durum böyle olunca da erkekler de etekle tanışmaya başladı. Jean Paul Gaultier’in etek ve mini etek tasarımları günümüzde de hâlâ konuşuluyor. O iş kadınların pantolona geçişi kadar kolay olmadı, yadırganıyor. Sergide kıyafetin dışında 18’inci yüzyılda erkeklerin kullandığı makyaj eşyalarına da yer verilmiş. Yani modada cinsiyetler arası trend takası yeni değil.

AŞIRI TARZLAR VE GÜNÜMÜZ
Serginin devamında günlük hayatımızda kullandığımız parçaların ‘aşırı’ tarzları yer alıyor. Yokla var arası transparan elbiseler, her yeri yırtık kot pantolonlar, maksi mini etekler… Bu bölümde küratör Pierre Cardin, Marry Quant ve Courréges tasarımlarını yerleştirmiş. Kumaşın yanı sıra birçok malzemenin kullanıldığı, tasarımcıların sınırları kullandıkları malzemelerde de zorladığı açıkça gösteriliyor. En favori parçaysa güzel Fransız oyuncu Mireille Darc’ın 1972 yapımı Siyah Ayakkabılı Sarışın filminde giydiği siyah elbise. Elbisenin derin sırt dekoltesi çatalına kadar iniyor ve Darc’ın vücudunun zarafetiyle birleşiyor… Cüretkâr ancak popüler kültür modadaki kodlamaları iyice değiştirdiğinden Marie Antoinette kadar ayıplanmıyor. Hatta cesaretin106den dolayı moda çevresi kendisini alkışlıyor… İş böyle olunca da birden defilelerde derin dekolteli tasarımlar boy göstermeye başladı. Jennifer Lopez’in 2000’de Grammy Ödül Töreni’nde giydiği hem transparan hem de derin dekolteli Versace elbiseyi hatırlayın. Şimdiyse modada cüretkâr olmak bir dekolteyle olmuyor hatta demode bile kalıyor.

 

Thierry Mugler, Haute Couture Autumn:Winter 1997-1998Monokiniden mayokiniye
Serginin bir bölümünde de deniz kıyafetleri işleniyor. Tek parça, sadece kolları ve bacakları açıkta bırakan mayo modada tam kendine yer edinmişken, birden bikini ortaya çıktı. Üstelik vücudun çoğunu da açıkta bıraktığından “Tutmaz” diye burun kıvrılmış. 1964’te tasarımcı Rudi Gernreich’in tasarladığı monokiniyse olaya bambaşka bir bakış açısı sunmuş. Göğüslerin tamamen açık, sadece kalçaları örten aşklı bir monokini! Günümüzde plajlarda kadınların giymeyi çok sevdiği mayokinin de öncüsü oldu. Skandalların ilham olamayacağını kim söylemiş?

Şaşırtan koleksiyonlardan parçalar
Rick Owens’ın 2 yıl önce izleyen herkesi şaşırtan defilesinden parçalar da sergide. Bir erkek mini etek giyerse ne olur? Owens “Bırak, havadar olsun” demişti… John Galliano’nun 2000 yılında eleştirilen Dior Haute Couture ilkbahar-yaz koleksiyonundan parçalar da seçkide kendine yer bulmuş. Bu koleksiyonu Galliano Paris’in evsiz nüfusundan esinlenerek hazırlamıştı. Kimisi böyle bir konunun çizgiyi aştığını söylemişti ama şimdi tarz. Bu seçki nasıl giyinmek gerektiğini değil ama geçmiş moda sektöründeki azınlığın gelecekte nasıl etkili olduğunu açıkça gösteriyor.

Ece ULUSUM

Related Posts

Çözüm artık şu havuz problemini

‘Bir bakışta böceklerimin derini anlarım’

Yeni annelere sağ kalma rehberi

2017’den 2018’e devren kiralık

Saatin kendisi mekân, yürüyüşü zaman, ayarı insan

Kamp kurmalık yıldız haritası