Ece Ulusum tasarladı.

İsveç’teki Röda Sten Konsthall’de sergilenen ‘sevimli’ kedi Kitty AI, dünya sorunlarına el atan bir yapay zekâ. Sanatçı Pınar Yoldaş ile hem algoritma harikası kediyi hem de duygusal bilişim ve sanatı konuştuk… Duygu çipi eklenmiş, size tepki verecek eserlere hazır olun!

6458761Sosyal medyada her gün 8 milyon kedi videosu paylaşılıyor. Sevimliler… Bu kedilerden Kitty AI sevimli olmanın ötesinde duyarlı ve akıllı da. Savaşların sona erdiği, krizlerin çözüldüğü, doğayla barışık bir dünya hayal ettiğini anlatıyor. Kitty AI, “yapay zekâya bir kedinin duygusal hafızası yüklense dünyaya nasıl bakar, ne hisseder” sorusuyla ortaya çıkmış bir proje… Sanatçı, tasarımcı ve bilim kadını Pınar Yoldaş’ın sanatla teknolojiyi buluşturduğu bir eser… 14. İstanbul Bienali’ndeki Tuzlu Suyun Kalbi eserinden tanıdığımız Yoldaş, mimarlık okudu. Görsel iletişim tasarımı, bilgi teknolojileri, tasarım medya sanatları üzerine master yaptı. Şimdi de ABD’de Duke Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamak üzere; sanat ve nörobilim alanında araştırmalar yapıyor. Kitty AI de bu dönemin eserlerinden. Yoldaş, yapay zekâ kediyi ve duygu bilişimiyle sanatın kesiştiği noktaları anlattı.

■ The Kitty Al fikri nereden çıktı?
Fikir doktora tezimle birlikte doğdu. Duke Üniversitesi’nde nörobilim ve sanatı bir araya getiren tezim için duygu ve bilişim konusu üzerine çalışıyordum. Malum şu an kullandığımız bilgisayar, akıllı telefon, tablet ve benzeri cihazlara duygusal bilişim yeteneği kazandırmak için çalışan birçok donanımlı ekip var. Ben de MIT’den Dr. Rosalind Picard ve onun öğrencisi Rana el Kaliouby’den yola çıktım. Bu iki bilim kadını ve mühendis, yüz ifadelerini tanıyabilen ve bundan hareketle karar veren algoritmalar tasarlıyorlar. Dr. Rana’nın şirketi dünyanın en büyük yüz data bankasına sahip ve 5 yıl içinde telefonlarımıza GPS çipi gibi bir duygu çipi takılacağı öngörülüyor. Bir yandan bu teknolojinin artılarını ve eksilerini düşünürken, diğer yandan da kedi beyni ile ilgili okuyordum.

■ Sosyal medyada günde 8 milyon kedi videosu paylaşılıyor. Üstüne böyle bir araştırma…
Aslında kediler nörobilimin ilk dönemlerinde de çok kullanıldı. Diğer memeliler gibi kedilerin gelişmiş bir duygu sistemi var. Bu ikisi ve dediğin gibi kedilerin internetteki popülaritesi birleşti kafamda: Bilgisayar bir kedinin duygularına sahip olsa, aynı kedi gibi davransa, eve gelince kucağınıza oturup tatlı tatlı miyavlasa bilgisayara karşı tavrınız değişir mi? Ne yönde değişir? Biraz bunu gösterme çabası vardır.

■ Kitty AI dünya meselelerinden söz ediyor. İçeriği nasıl hazırladınız? Neler düşünerek…
İklim değişikliği ve bu sebepten yaşanacak göçler bizim kuşağımızın, genç kuşağın uğraşacağı ya da uğraşmak zorunda kalacağı çok önemli ve global sorunlar. Aynı zamanda geçen yaz yaşanan politik krizler ve Suriye’den Avrupa’ya akan göçmenler ve göçmen krizi ‘kedinin’ ilgisini çekti diyebiliriz.

■ Nasıl dönüşler aldınız? Bu fikri genişletmeyi düşünüyor musunuz?
Çok güzel dönüşler aldım. Üstelik proje şu an Avrupa’daki dört farklı sanat kurumunda gösteriliyor. Ayrıca Telegraph’ın sitesinde de günün resimleri arasına girdi. Ayrıca bu yapay kedi, o sevimli gerçek kedilerle birlikte internetteki yerini aldı bile… Her projem gibi bu projeyi de genişletmek istiyorum. Bir Kitty AI mobil uygulaması ya da online bir oyuna dönüşebilir kedicik.
‘DUYGULARI ALGILAYAN ESERLERİ DAHA SIK GÖRECEĞİZ’
■ Bienaldeki işiniz de hâlâ konuşuluyor. Bu kadar etkili olmanın altında sizce ne yatıyor olabilir?
Uzun bir süre önce işlerimde şahsımı öne çıkarmak yerine gezegenin ve üzerindeki toplumların geleceğini ilgilendiren bilim, sağlık ve yüksek teknoloji ekseninde çalışma kararı aldım. Bienaldeki işim İstanbul Boğazı’nın kirliliğinden yola çıkarak tüm denizlerde ve okyanuslarda yer alan basınç ve tuz pompalarını işliyordu. Basınç, sıcaklık ve tuz farkları okyanus ve denizlerdeki akışı düzenliyor. Bu akış da hayatı besliyor… Maalesef iklim değişikliği ve kirlilik nedeniyle bu akışın durması ya da kesintiye uğraması söz konusu. Tıpkı bir kalbin durması gibi. Ben de eserimde bir mavi balina kalbinin atışını yeniden ürettim. Eser 6 metreye 8 metre genişliğinde bir mekânı saran su borularından oluşuyordu ve belli aralıklarla mavi balina kalbinin ritmi hissediliyordu.

■ Araştırmalarınızdan yola çıkarak sormak istiyorum. Sizce popüler kültür şu an nedir? Bu konuda kafamız çok karışık…
Bu kavram da teknolojiyle birlikte değişip gelişiyor. Önceleri televizyon, sinema ve basın idi popüler kültürü yayan ve yaşatan, internet devrimiyle Facebook’un önderliğinde sayısız sosyal paylaşım sitesi açıldı. Şu an herkes kendinin yayıncısı. Sosyal paylaşım siteleri Türkiye gibi genç nüfusun ve işsizliğin yoğun olduğu ülkelerde çok yaygın ve sürekli kullanılıyor. Bunlar da artık günümüzde popüler kültürün yönünü etkiliyor. Güncel bir tanım olaraksa; popüler kültür, kültürün kendiliğinden ortaya çıkan bir özelliği diyebiliriz…

■ Homo Sapiens’in yazarı insanlığın alt ve üst insan olarak ikiye ayrılacağını sanatı elinde tutanın da üst insan olacağını söylüyor. Siz ne dersiniz?
Söz konusu yazarı maalesef okumadım. Ne olacak kim bilir ama Atatürk’ten bir alıntı yapmak isterim: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir…” Sanat ileri bir topluma işaret eder, sanat eğitimi ve zihni besler, hayal gücünü artırır…

■ Kindle yeni e-book modelinde duygu bilişimini kullanarak okurların hangi paragraflarda güldüğünü, ağladığını, sıkıldığını ve birçok bilgiyi kaydedip ona göre kitap önerecekmiş. Bunun sanat eserlerinde uygulanması mümkün mü?
Elbette ki ben bunu 2-3 senedir Frieze Fuarı’na sunuyorum ama henüz kabul almadı. Duyguları algılayan eserleri daha sık göreceğiz. Daha önce belirttiğim Dr. Rana’nın şirketi izlediğiniz filmleri ya da reklamları sevip sevmediğinizi, sevdiyseniz hangi anları daha çok beğendiğinizi sayıyor. Yani bu teknolojiler yeni bir grup olarak hayatımıza girecek. Ne olacağını da göreceğiz.

■ Uzun zamandır “Sanat iyi gelir” diyoruz. Sanatın sizce insanları iyileştirmek gibi bir etkisi olabilir mi?
Sanatın terapi olarak kullanılması yeni bir fikir değil. Örneğin Pamukkale’deki Hierapolis bir şifa merkezi ve müzikle akıl hastalarını tedavi ettikleri söylenir. Sanat terapisi şu an psikolojide de kabul gören bir teknik. Yine de doğru kişilerin elinde olması gerekir.

■ Sanat terapileri pek moda… Bu konu üzerinde eğitiminizden yola çıkarak soruyorum, bu tür terapilerin etkisi ve yeterliliği nedir?
Sanat terapisi uzmanı değilim ama bir sanatçı olarak işimi yaparken dinlendiğimi söyleyemem! Projelerimin çoğu teknoloji ve yoğun dikkat gerektiriyor. Hem epey zaman da alıyor. Ne var ki resim yaparken ya da heykelle uğraşırken dinleniyorum. Eğer şu boyama kitaplarından söz ediyorsanız onu bilemiyorum…

■ Araştırmalarınızda cevabını henüz bulamadığınız ve çok öğrenmek istediğiniz soru nedir?
O kadar çok soru var ki!

■ Şu an neler üzerine çalışıyorsunuz? Gelecekteki planlarınız neler?
Elimde Sessiz Bahar adlı bir iş var. Bu iş aslında bir yemek takımı. Yemek takımının her parçası zehirli bir molekülle süslenecek. Bu yemek takımı 12 davetlinin katıldığı müzikli bir akşam yemeğinde kullanıma sunulacak. Davetliler de doğaya zehir salan kurum ve şirket yöneticileri, bu zehirler nedeniyle çeşitli hastalıklarla baş eden çocuklar, çiftçiler ve bilim adamları olacak. Çok yoğun bir proje ve mart sonunda Michigan Üniversitesi Ann Arbor’daki Doğal Tarih Müzesi’nde sergilenecek.

2.9 milyon yüz, 12 milyar duygu kayıtlı algoritma
Yoldaş’ın söz ettiği bilim kadını ve Affectiva’nın CEO’su Rana el Kaliouby, geçen yıl yaptığı konuşmasında duygu bilişimi ve geliştirdiği algoritmayı anlatmıştı: “Algoritmalarımıza farklı etnik gruplardan, yaşlardan, cinsiyetlerden insanların birçok yüz ifadesini tanıttık. Algoritma yüzümüzdeki bütün bu kıvrımlara, kırışıklıklara ve şekil değişimlerine bakar, gülümseme ve imalı gülümsemenin ayrımını bile yapabilir. Şimdiye kadar bu duygu veri noktalarından 12 milyar adet topladık. 2.9 milyon yüz videosu sağladık ve her gün büyümeye devam ediyor. Eğer kolunuzdaki saat ruh halinizi takip etseydi, arabanız yorgun olduğunuzu hissetseydi ne olurdu? Yine de olası risk ve istismar olasılığının olduğunun farkındayız. Ancak duygusal olarak akıllı teknolojilere sahip olmanın insanlığa getirdiği yararları olacağına inanıyorum.”

Ece ULUSUM

Related Posts

Klima savaşları

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

Yeni annelere sağ kalma rehberi

‘Vücut parçalarını eşeklerin üstünde taşıdılar’

Sünger POP

Cover, düet, tribute albümü akımı