Fooğraf: Özlem Özçelik

Denizlerin kolluk gücü Sahil Güvenlik Komutanlığı, artık iç sularda da devriyede. Dereler, çaylar dahil arka sokaklar gece gündüz onlara emanet. Biz de gittik, Antalya Grup Komutanlığı’nın Manavgat Irmağı’ndaki devriyesine katıldık.

sahil güvenlik manavgatBir kuşağa resim yapmanın kolay olduğunu düşündüren, her sabah insanları televizyona kilitleyen ressam Bob Ross, yaptığı tabloya bir ırmak çizerken şöyle derdi: “Şimdi şuraya huzurla akan tatlı ve şirin bir ırmak çizelim…” Ross’un tablolarından bakınca güzel, ancak iş gerçek dünyaya gelince ırmaklar, dereler, nehirler ve çaylar her zaman ‘tatlı ve şirin’ değil, zira onlar denizlerin arka sokakları. Kaçmak isteyen mültecilerin kullandığı en işlek güzergâhlar, usule uymadan balık tutanların ya da yeterli can yeleği olmadan insanların hayatıyla oynayan teknelerin saklandığı tenha yollar veya akıntı yüzünden boğulmaların yaşandığı tehlikeli sular…

Her geçen gün bu arka sokaklarda yaşanan olayların artması sonrası yakın zamanda alınan kararla deniz yetki alanlarının kolluk gücü olan Sahil Güvenlik Komutanlığı iç sularda devriyeye başladı. Özellikle Antalya Grup Komutanlığı ekipleri Manavgat Irmağı’nda gece gündüz çalışacak. Manavgat sessiz sakin bir ilçe, peki ya akarsuyu? Daha bu hafta Manavgat Irmağı’nda 5 yaşındaki Samet kayboldu, ben bu satırları yazarken de arama çalışmaları hâlâ devam ediyordu. Birkaç hafta önce birini kurtarmaya çalışırken boğulan da oldu. Bir baba, kızı ve oğluyla boğuldu, Avrupa’ya kaçmaya çalışan mülteci vakaları yaşandı. Bir de bunların üzerine turizmle beraber çoğalan tur tekneleri ve kural tanımaz tutumları eklenince, bu ırmakta güvenliği sağlamak şart oldu. Biz de Antalya’ya, Manavgat Irmağı’na gittik, Sahil Güvenlik ekiplerinin devriyelerine katıldık. Irmağın ortasında ekiplerle öğle saatlerinde buluştuk, “Haydi Bismillah” deyip önce KAAN 15 denilen 18 tonluk hızlı bir bota bindik, sonra da SAGET (Sahil Güvenlik ve Emniyet Timleri) denilen şişme bota geçtik. İlginç ama epey sallantılı bir deneyimdi.

Fotoğraf: Özlem Özçelik
Fotoğraf: Özlem Özçelik

‘BU MANAVGAT’IN İYİ HALİ’
Irmak günün her saati boydan boya geziliyor. Genellikle şişme bot tercih ediliyor çünkü ırmaktaki çatallanmalara büyük olanlar giremiyor. Büyük botlar için bir diğer sorunsa derinlik. Kıyılara doğru derinlik azaldığından riskli, ancak şişme botun giremeyeceği yer yok. Irmaktaki trafik İstanbul’u aratmıyor, dar yolda her teknenin dalgası birbirini etkiliyor. Küçükleri 54 KTS, büyükleri 30-35 KTS hıza ulaşan botlar da acil durum olmadıkça ağır ağır gidiyor. Astsubay bizi bilgilendiriyor: “Aksi durumda tüm tekneler birbirine girer ve hasar alır.” Yine de epey dalgalı, bottaki herkes işin ehli olduğundan bizlerin alışık olduğu gibi tekne kenarında tutunacak bir şey yok. Biz içeride oradan oraya savrulurken, ekip karaya basıyormuş gibi. Bir soru sormak için ayağa kalkıyorum, önce sağ koltuğa sonra da sol koltuğa düşüyorum! Bir de üstüne Antalya sıcağı eklenince iş mücadeleye dönüyor.

Botu kullanan görevli gözlerini bir an olsun yoldan ayırmadan ciddiyetle anlatıyor görevini. “Aslında daha yaz gelmedi, bu Manavgat’ın iyi hali” diyor ve devam ediyor: “Biz toplumun huzuru için buradayız, denizlerin huzuru sağlanmadığında büyük olaylar ve can kayıpları yaşanır. Denizle, suyla şaka olmaz.” Bu mesleği seçmelerinin altında yatan nedeni sorunca ekipteki kıdemli görevli tok sesiyle yanıtlıyor: “İnsanların hayatını kurtarmak kadar güzel bir iş yok. Toplum güvenliğini sağlayan önemli bir birimin parçasısınız. Denizler artık bizim yuvamız gibi, yuvamızı korumak da görevimiz” diyor. Bir diğeri konuşuyor: “Karada olmaktan çok denizde olmak bizi iyi hissettiriyor. Karaya adım attığımızda denizi özlüyoruz. Bu iş gerçekten tutkusuz yapılmaz.”

PAÇALAR ÇORABA
Ekip görevdeyken mutlaka can yeleği giyiliyor ve pantolon paçaları çorabın içine sokuluyor, bir yere takılma riski olmasın diye. Her koşulda protokollere uyuluyor. Tabii biz acemiler nereden bilelim, ne pantolon ne de çorap boyu kurtarıyor. Allah’tan işin profesyonelleri yanımızda. Üniformalardan söz etmişken, öğrendiğimize göre Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın ‘Silahlı Genel Kolluk’ statüsünü kazanması nedeniyle; mevcut bahriye kıyafetlerine ilave olarak yeni üniformalar kullanılacak. Lacivert renkte tasarlanan kolluk kıyafeti tüm gemi, bot ve karakollarda görev yapan Sahil Güvenlik personeli tarafından giyilecek. Yeni kıyafetlerin en büyük özelliği, personelin deniz şartlarında görev yapmasını kolaylaştıracak şekilde tasarlanması. Şık ve rahat olan bu yeni kıyafetler, antibakteriyel, nefes alan, terletmeyen, leke tutmayan, kolay ütülenebilir, soğuk ve rüzgâra karşı korumalı kumaşlardan üretilmiş. İnsanlar Sahil Güvenlik’e, kim bilir belki de dizi ve filmler yüzünden daha romantik bir açıyla bakıyor ancak yetkileri ve bunca zaman yaptıklarını inceleyenler görecektir, hiç de öyle değil…

‘CEZA MI YEDİNİZ?’
Küçük bir molada ırmak kenarında serinleyenlerin merakla baktığını gördüm. Belli ki Sahil Güvenlik’le alakamız yok, kaçakçı ya da balıkçıya da benzemiyoruz… Biri dayanamayıp geldi, “Ne yaptınız? Ceza mı yediniz?” diye sordu. Yasin Bey Manavgat’ın kıyısındaki mekânlardan birinde garson, sırf Sahil Güvenlik botunu görmek için gelmiş, zamanında o da bu üniformaları giymek istemiş… Bölge sakinlerinin kimisi boğulma olaylarını azaltacağı için mutlu kimisi de yüksek sesle müzik açan tur teknelerinin azalmasından memnun. Kimi hâlâ üniformaları için ‘bahriyeli’ olmak istediğini bile söyledi.

 

Fotoğraf: Özlem Özçelik
Fotoğraf: Özlem Özçelik

‘DALGAYA ALIŞSANIZ DA DENİZ TUTUYOR’
Birkaç dakika sonra ırmağın Akdeniz girişine vardık. Sıra fotoğraf çekimine geldi. Küçük şişme bot diğerine oranla o kadar çok sallanıyordu ki fotoğraf çekimleri sırasında fotoğrafçı arkadaşım Özlem’in kollarından tutmak zorunda kaldım. Bu da benim kolluk kuvvetim! Bir süre sonra dalgaya alışsanız da deniz tutmaya başlıyor, ekiptekilerin dediğine göre deniz tutması kiminde mide bulantısı, kiminde açlık, kiminde de uyku yapıyormuş. Bize bol baş dönmesi ve uyku olarak döndü. Şehir merkezine dönerken araçta hepimiz bir kenarda uyumuşuz.
Antalya’dayken denizden uzak kalmak mümkün değil. Onca maceraya rağmen Konyaaltı Plajı’nda oturduk. Bir ara uzaktan helikopter sesi geldi. Kafamızı yukarı kaldırdık, görünürde bir şey yoktu. Ses o kadar yakından gelmeye başladı ki, birkaç saniye sonra helikopter üstümüzden değil tam önümüzden geçti! Helikopterin üzerinde kocaman Sahil Güvenlik yazıyordu. “Biz her zaman denize kıyısı olan her yerdeyiz” dediklerinde bu kadarını düşünmemiştim…

‘SİLAHINIZ VAR MI?’
Sahil Güvenlik Komutanlığı 2016’da silahlı bir genel kolluk kuvveti olarak doğrudan İçişleri Bakanlığı’na bağlandı. Bir olay denizde başladığı an tüm yetki onlarda. Kurumun içindeki görevliler halkın kendilerini çok iyi tanımadığını, görevlerini bilmediğini söylüyor. Kimisi onlara “Silahınız var mı?” diye soruyormuş. Olay denizde başladığı an tüm yetki onlarda ve evet, diğer kolluk kuvvetleri gibi gerekli görüldüğünde silah kullanma yetkileri de var.

‘IRMAK ŞAKAYA GELMEZ’
Kaymakam Mustafa Yiğit
“Irmakta arama çalışması yapılabilmesi için su akışı kapatılıyor. Ancak bunu bazı vatandaşımız yanlış değerlendirip, ‘Irmağın su seviyesi düştü, ırmağa girip yüzelim’ diyor. Irmağın tekrar açıldığından da haberleri olmuyor, dolayısıyla büyük tehlike. Bu ırmak şakaya gelmez. Antalya’da plajlarımız var, ırmağa girilmemeli. Aksi durumda üzücü hadiseler meydana geliyor.”

Fotoğraf: Özlem Özçelik
Fotoğraf: Özlem Özçelik

SAYILARLA SAHİL GÜVENLİK
Bu yıl nisan ayına kadar ülke genelinde yapılan çalışmalarda:
*Antalya Grup Komutanlığı emrinde 20 bot, 2 helikopter bulunuyor.
*Boğulma tehlikesi geçiren 1297 kişi sağ kurtarıldı. 26 ölü bulundu.
*49 tekne kurtarıldı.
*4 bin 994 kişiye önleyici yardım sağlandı.
*2 deniz kirliliği vakası önlendi.
*10 binin üzerinde deniz aracı denetlendi.
*Kaçakçılık olaylarında geçen yıllara oranla büyük düşüş var. Henüz 33 vaka yaşandı.
*Yasa dışı su ürünleri avcılığındaysa 3 milyon 252 bin liranın üzerinde idari para cezası uygulandı.
*Komutanlığın sorumluluğundaki kıyı uzunluğu 8484 km.
*Sahil Güvenlik ekipleri Manavgat Irmak’ında günün her saati 7/24 devriyede.

 

Ece Ulusum

Haberin linki:

http://www.haberturk.com/sahil-guvenlik-komutanligi-ile-denizlerin-arka-sokaklari-1986307

Related Posts

Klima savaşları

Çözüm artık şu havuz problemini

‘Bir bakışta böceklerimin derini anlarım’

Yeni annelere sağ kalma rehberi

‘Vücut parçalarını eşeklerin üstünde taşıdılar’

Sünger POP