Digital-short-spongebob-squarepants-music-pogo-spongemix-16x9

Oldies but goldies veya 90’lar konseptli partiler tıklım tıklım, herkes o nostaljik pop şarkıları ezbere söyleyip dans ediyor, kimse güncel pop müzikten bahsetmiyor. Bir zamanlar milyarlar kazanan, sahne ışıkları üstünden hiç gitmeyecek sanan popstarlar artık müzikleriyle konuşulmuyor. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de pop müzik, besbelli ‘sünger’ popçular yüzünden terk edildi…

7676491Kendilerini yenilmez sanan, yaptığı tüm parçaların tutacağından emin olan, böylece aslında pop müzik türünün mezarını kazan popçular, kariyerlerinde belki de ebedi bir sona doğru koşuyor. Herkes Tarkan’ın yeni albümüne güveniyordu o da tutturamadı. Sürpriz evliliği ve Instagram post’ları olmasa, gündemde ara ki bulasın bir zamanlar milyonlar satan o popstarı? Ya onun rakibi Mustafa Sandal, ancak boşanma haberleriyle gündeme tutundu. Hadise ve Murat Boz sahneye çıkmadan, tırı vırı yarışmalarla, sabun köpüğü filmlerle devam etmeye çalıştı. Kenan Doğulu poptan caza döndü ama o da pek olmadı; en azından müzikte kaldı. Hande Yener ile Demet Akalın artık usandıran “Birinci kim” kavgasıyla konuşuluyor. Serdar Ortaç’ın eşi olmasa bırakın şarkılarını, kendisini hatırlayan olmayacak. Tüm bunlar olurken asıl yapmaları gereken şey, müzik ne âlemde peki? Halk konserleri olmasa pop müzisyenleri nerede sahne alacak yani?
‘ŞİMDİ POP ŞARKILARINI DİNLEMEK EZİYET’
Durup bir düşününce, söz ve müziklerin birbirinden farkı yok. Elbette aralarından tek tük sıyrılanlar oluyor ama genelde, hâlâ ne dediğini anlamadığımız Serdar Ortaç’ınki gibi şarkılar yazılıyor: “Aşk bu kızılötesi, yaralı müzesi, hareket edemem…” Müzik yazarı Eda Solmaz konuyu en başa sarıp anlatıyor: “90’lar özel televizyon kanalları ve radyoların hayatımıza girdiği dönem. İster istemez bu dünyanın kahramanlara ihtiyacı vardı. Hepimiz müzik kanallarında duyduğumuz sesleri dinlemeye başladık. Kalifiye sorunu o zaman da vardı ancak her şey ilk olduğu için sunulanlar heyecanla tüketiliyordu. Benzersiz bir dönem de olduğundan riske girmekten kaçınmıyorlardı…” Şarkı sözlerinden tutun da kliplere kadar müstehcen ve iddialı içerikler yer alıyordu. Şimdi de zaten “Hey gidi 90’lar” diyor, “olides but goldies” konsept partilerinde 70’lerle çılgınca eğleniyoruz. Eski pop konseptli partilere giden arkadaşım kurumsal iletişim uzmanı Zeynep Yiğit, “Eski pop şarkıların güzel olup olmaması umurumda değil, bana eski günleri hatırlatıyor. Şimdiki pop şarkılarını dinlemek eziyet ve hatta baş ağrısı” diyor. Bir diğer müzik yazarı Müjde Yazıcı Ergin, insanlardaki bu usanmanın altında internetin olduğunu belirtiyor: “İnternetin yaygınlaşmasıyla popçuların kariyerlerini bir çanta gibi yıllarca yanında taşıma dönemi sona erdi. İnternette gençler artık 90’lardan sonra ısıtılıp ısıtılıp önümüze konulan klişe pop şarkılarından sıkıldı. Onlar artık elektronik, trap, rap, R&B dinliyor. Ayrıca 30 yıldır aynı sözleri yazıp söyleyen isimlerin birer birer yok olması kültür hayatımızda bir eksiklik değil.”

POPTA ÇEŞİTLİLİK GİDEREK AZALDI
Elbette hâlâ biraz pop dinleyicisi var. Ancak iş müzikal niteliklere inmeye gelirse orada ciddi problemlerle karşılaşacaksınız. Listelerdeki pop şarkılarında 30 farklı kelime var ya da yok… Uzun olanlar da ya hep aynı şeyi anlatıyor veya anlamsız sözlerle güfteyi birleştiriyor. Spotify’da Türkiye’de en çok dinlenenler listesine baktığımda ilk 50’nin içinde yerli sanatçılar çok az, olan da rap, alternatif ya da rock. Tek tük pop var onlar da hikâye ve kimi zaman ritim açısından birbirine benziyor. Şarkı isimlerini sayayım listedeki; Ben, Sen, Üzülmedin mi?, Aklım Gider Aklına, Farkımız Var… Güncel pop müziğin Türkiye’de ve dünyada gittikçe şekilsizleştiğini araştırmalar da söylüyor. Farklı dillerde 450 binin üzerinde şarkı dinleyen Spanish National Research Council, 1955-2010 yıllarında dinlenen binlerce pop şarkıyı inceleyip şu sonuca vardı: Pop müzik artık daha gürültülü ve melodik ancak hepsi birbirine benziyor. Özellikle son 10 yılda nota kombinasyonundaki çeşitlilik giderek azalmış. Yani sözler kadar besteler de nasibini almış duygusal kuraklıktan.
1960’lara kadar pop parçaların sözlerinin birçok düşünce ve olayı ifade ettiğini, artık karşılığı olmayan hikâyelere dönüştüğünü söyleyen söz yazarı ve vokal Damon Albarn, “Pop müzik yapanlar kendilerinden başka bir şeyle ilgilenmiyor. Müzikleri hiçbir şey söylemiyor. Kendi doğasına aykırı. Bunlar selfie jenerasyonu” diyor. “Selfie pop” yani kendine pop; iyiymiş! Sadece “kendine” olan nasıl popüler olur ki? Efsane müzisyen ve söz yazarı Moby, birkaç yıl önce verdiği röportajda pop müzik hakkında şunları söyledi: “Müzik endüstrisi gün geçtikte yaratıcılıktan uzaklaşıyor. 1999 ve öncesinde satan milyonlarca albümü satıyor. Bir sürü para harcanan pop müzisyen var ama bunların hepsi ölmekte olan endüstrinin son nefesi gibi geliyor bana.”

HEPSİ BURUN KIVIRDIĞI HALK KONSERLERİNDE
Moby’nin söz ettiği son nefes çırpınışları da popstarların dahil olduğu cover ya da düet işlerinde görülüyor. Yeni bir tarz denemeye ya cesaret edemiyorlar ya da bildikleri yoldan gitmekte kararlılar; veya daha kötüsü, bir şey bildikleri yok. Mustafa Sandal, Kenan Doğulu, Mirkelam, Gökhan Özen, Murat Boz, Rober Hatemo, Yalın, İzel, Emel Müftüoğlu, Aşkın Nur Yengi, Burak Kut, Hadise, Hande Yener, Demet Akalın ve evet Tarkan… Şimdi ne yapıyorlar? Yeni parçaları eskilerden farksız, tutmuyor. Konser konser geziyorlar ama genelde ücretsiz, kimisi de arkadaşı olduğu mekân ve barlarda sahne alıyor. Bir grup da kendini AVM’lere vermiş. Zaten Moi Sahne ve Jolly Joker gibi küçük ve sabit kitlesi olan mekânlar dışında hangileri biletlerin tamamını sattırabilir emin değilim. Belli ki organizatörler de onlara güvenmiyor. Ancak ücretsiz verilen AVM konserleri ve kimi zaman da belediye işlerinde sahne alıyorlar. Bunun kötü bir yanı yok, toplumun her kesimine ulaşmak elbette önemli; gerçi bir zamanlar neredeyse hepsi bu tür ücretsiz konserlere burun kıvırıyordu ya, neyse. Ama insan içine çıkınca onlara bir şeyler söylemek de gerekiyor. Ne söylüyorlar, işte artık orası pek belli değil.

‘POP MÜZİK FESTİVALİNDE KAVGA ÇIKAR’
Popçular, kendilerine tek günlük konserlerde yer bulamadığı gibi festivallerde de yer bulamıyor. Yerli festivallerde rock ve hiphop işi götürüyor, popun yüzüne kimse bakmıyor. Organizatörler de popçulara festivallerinde yer verip riske girmek, üstüne boş kapris çekmek istemiyor. Zaten aynı sound ve hiç değişmeyen bol parıltılı sahne şovları, festival ruhuna epey aykırı. Müzisyen menajerliği ve birçok yerli festivalin basın sorumluluğunu üstlenen Nurbanu Anter’in bu konudaki görüşü bir hayli ilginç ve ‘pop’: “Sanırım bunun altında müzikal ve sahne şovlarını yenilememeleri, tarzlarını günümüze adapte edememeleri var. Başarıyla yapanlar da var ancak çoğu risk almıyor. Belki parçalarının radyolarda çalma şansını yitirmemek içindir. Ayrıca pop müzik festivali yapmaya kalksan line-up kavgası da fena olur, kimse kimsenin altında çalmak istemeyebilir.” Hiçbir festival organizatörü de klişe popçu egosu çekmek istemez. Popçular bunlardan mahrum kalınca magazin sayfalarında da artık kendilerine pek yer bulamıyor, onları sosyal sorumluluk projelerinde ya da pahalı davetlerde ancak görüyoruz.

‘KİBİRLE SONLARI İYİ OLMAYACAK’
İnternet geldi, dünyadaki tüm yaratıcı isimleri izledikçe dinleyici gelişti, risk almak istemeyen popçular belki de bir müzik türünün mezarını kazdı. Şimdi ne yapacaklar? İlk uyarı Eda Solmaz’dan: “Kopyalanan her ayrıntı gün yüzüne çıkmaya başladı. Yine de popüler kültürün matematiği değişmedi ama dinleyici değişti. Kolay kolay onları kandıramazsınız çünkü alternatifiniz bir ‘tık’ ötede…”
Sevgili popstarlar, artık kimse kimseye mecbur değil. Ayrıca sadece müzikal anlamda değil, kişiliklerinizde de imaj yenilemeniz şart. Etliye sütlüye karışmayan, hep aynı şeylerden söz eden müzisyenleri pek kimse ciddiye almıyor. Bu konuda Lady Gaga gerçekten iyi bir örnek. Geçen yıl yayınlanan belgeselinde Gaga popülerliğinin altında yatanı şu sözleriyle anlatıyor: “Ne zaman benden çekici ya da popüler olmamı isteseler, hep kontrolün bende olduğunu hissettirecek şekilde absürt bir şeyler ekledim. Yani bir müzik ödülü töreninde seksi görünecek ve paparazziyle ilgili bir şarkı söyleyeceksem bunu kanlar içinde kıvranıp size Marilyn Monroe’ya paparazzilerin ne yaptığını hatırlatırım.”
Son olarak müzik türleri arasındaki çizgiler gün geçtikçe silikleşirken, pop müzik diğer popüler türlerden faydalanarak kendine yeni bir yol çizebilir. Sony Müzik Genel Müdürü Şemsettin Göktaş son sözü söylüyor: “Yaptığınız müzik türünün yaşamasını istiyorsanız onu dinleyecek genç kitleye ulaşmanın bir yolunu bulmanız gerek. Şu an pop müzik yapan sanatçılar gençlerin dinlediği hip-hop, rap, elektronik müzik tarzlarına da sıcak bakmalı, kibirli yaklaşmaya devam ederlerse sonları hiç de iyi olmayacak.” Bunu başaranlar da var: Aleyna Tilki, Edis, Güliz Ayla, Bedük, Gülşen…

GELECEĞİN DİNLEYİCİSİ: TÜRSÜZ NESİL
Müzik türleri gittikçe belirsizleşiyor. En çok da pop kayboluyor. Bağımsız araştırma şirketi Ypulse geçen yaz bin yetişkin gence en sevdiği sanatçıları sordu ve yarısından fazlası bir yanıt vermekte güçlük çekti. Araştırmanın vardığı sonuç şu oldu: Yeni nesil pek çok müzik türü ve sanatçıyla ilgileniyor, eskisi gibi fan olma güdüleri yok… Araştırmanın diğer sonuçları: Yüzde 76’sı müziksiz 1 hafta yaşayamayacağını, yüzde 79’u müzik zevkinin bir müzik türüne girmediğini, yüzde 11’i yalnızca bir müzik türü dinlediklerini söyledi. Yeni genel dinleyicinin müziği türsüz.

 

Ece Ulusum

Link: http://www.haberturk.com/pop-muzik-turkiyede-ve-dunyada-gittikce-sekilsizlesiyor-1940448

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Klima savaşları

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox