05abf308388305e822b95f5eb40edd3c.pr

Balkanların en büyük ve popüler sanatçılarından Dino Merlin, İstanbul’da bir konser verdi, yer yerinden oynadı. Meğer ne çok seveni varmış Merlin’in. Merlin ile konseri öncesi konuştuk…

7692724

Bugün Yugoslavya diye bir ülke olsaydı, ailem göç etmeseydi ben orada doğmuş ve ülkenin en meşhur müzik grubunun solisti Dino Merlin’le belki de orada tanışmış olacaktım. Koca bir devlet düştü, ailemin bir kısmı Türkiye’ye göçtü ve Dino Merlin de gruptan ayrılıp solo kariyerine başladı. Kader bu olsa gerek, Merlin ile İstanbul konseri vesilesiyle konuşabildim. Hem savaştan hem de müzikten konu açıldı. Anladım ki onun bu kadar renkli giyinmesi ve şarkılarının kıpır kıpır olmasının altında karanlık bir savaş dönemi bunalımının içinde kalması yatıyor; İkinci Dünya Savaşı’nda çıkan sanat akımlarını hatırlayın… Merlin geçen perşembe, Zorlu PSM Caz Festivali kapsamında bir konser verdi, dinleyiciler kendini Balkan ezgilerine bıraktı. Merlin ile bu renkli konser öncesi sohbetimizi aktarıyorum.

30 yılı aşkın süredir müzik yapıyorsunuz. Grup olmayı Dino Merlin, Eurovision Şarkı Yarışması’nda 3 kez Bosna Hersek’i temsil etti. özlediğiniz oluyor mu? Tek başına sahnede olmakla solo olmak nasıl bir his? 
Müzik endüstrisinde kimsenin solo olduğunu düşünmüyorum. Direkt olarak bir orkestraya bağlı olmasanız bile, sizi çevreleyen bir grubun üyesisiniz; menajeriniz, prodüksiyon ve teknik ekibiniz, arkadaşlarınız ve aileniz… İlk müzik grubum senelerce benim yanımda duran insanların bir kısmından oluşuyordu.
Bir savaşı yakından gördünüz, Yugoslavya’nın çöküşünü… Bu gibi şeylere şahit olmak müzikal olarak sizi nasıl etkiledi?
O dönemde yaşanan şeyler benim veya bir başkasının hayatında yaşananlardan çok daha önemli gözüküyordu gözüme. Etrafımdaki herkes yaşananlardan o kadar çok etkilenmişti ki, savaştan sonra bir daha asla müziğe dönmeyeceğimi düşündüm. Birkaç sene müziğe tamamen ara verdikten sonra yaşadığım kreatif mola sanatıma bambaşka bir bakış açısı kattı. Her şey gözüme daha net görünmeye başladı, hayatta gerçekten önemli olan şeyler ön plana çıktı. Birçok müzik eleştirmeni yaptığım en iyi işlerin en karanlık dönemimin ardından olduğunu söylüyor.
Şu an dünyadaki durumu sanatçı olarak siz nasıl yorumlarsınız? 
Bence dünyanın şu andaki durumuyla geçmişteki durumu arasında birkaç adım var. Tarih bir sürat koşusu değil, uzun bir maraton. Bize ömrümüz boyunca eşlik eden bazı tarihi mevzuları çözmemiz zaman alacak. Endişeli hissetmemeliyiz, fakat olabildiğince çok çalışmalı ve sabırla her şeyin çözülmesini beklemeliyiz.
Eurovision sizin için önemli bir yol ayrımı oldu. Türkiye katılmadı. Sizce günümüzde Eurovision neyi ifade ediyor? 
Eurovision farklı ülkelerde farklı algılanıyor. Tıpkı Türkiye gibi Bosna da Eurovision’a son birkaç senedir katılmıyor. Türkiye’nin müzik endüstrisine baktığımızda katılmamanızın başarınızdan bir şey eksilttiğini görmüyoruz; bu bizim için de geçerli. Eurovision mevsimlik bir festival gibi ve sadece Avrupa’nın belli kesimlerindeki müzik endüstrileri için bir şey ifade ediyor. Ümit veren sanatçılar için asıl önemli olan, bizim mesleğimizin geçim yolunu oluşturan şeyler: Kreatif üretimin kalitesi ve canlı performanslar. Sadece mayıs ayında birkaç gece olanlar değil, tüm sene, tüm kariyer boyunca olanlar mühim.
Müziğinizdeki baskın duygular neler? Söz yazarı Dino ile sahnedeki Dino arasında nasıl bir fark var?
Çok önemli bir fark yok. Etrafımda olan şeyler hakkında yazıyorum ve şarkılarımda acı verecek derecede dürüstüm. Hem de hassas. Dinleyicilerimle ruhumun en özel ve kırılgan yanlarını paylaşıyorum. Sanatın her formu, olabilecek en duru şeklinde sunulmalı. O kadar duru olmalı ki, sanat ve sanatçı arasındaki fark yok denecek kadar az olmalı.
İstanbul’da sahne almak sizin için neden önemli? 
İstanbul’daki dinleyicilerimizin iki sene önce Ora Arena’da gerçekleşen konserimize dair güzel anıları var. Ben ve ekibim sürekli kendimizi geliştirmeye ve değiştirmeye çalışıyoruz; bu defa daha hazırlıklıydık ve çok güzel bir konser oldu.
Sahnedeyken nasıl hissediyorsunuz?
Büyük sorumluluk hissediyorum. Bana güvenip zaman ayırmış birçok insanı tatmin etmem gerektiğini hissediyorum. Çok titiz çalışıyorum. Belki de 30 senedir yaptığım işi sürdürebilmemin sırrı budur.
İyi görünmeyi seviyorsunuz. 
Oscar Wilde, “Sanat kategorilere ayrılmaz, sadece iyi ve kötü olarak ikiye ayrılır” demişti. Spesifik bir tarzım olduğunu düşünmüyorum. Güzel olduğunu düşündüğüm şeyleri giymeyi seviyorum. Bazen bir takım elbise bazen bir sweatshirt. Misyonum ve vizyonum iyi gözükmek.

Ece Ulusum

Link: http://www.haberturk.com/bosna-hersekin-yildizi-dino-merlin-ile-istanbul-da-balkan-ezgileri-1949523

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’