1288603_46fb974f4d7faeeafa2e91b321843e0c

Düzce’deki Prusias ad Hypium Antik Kenti kazılarında en son MS 307 yılına ait bir villa bulundu. Kazının son gününe katıldık ve villanın hikâyesini öğrendik.

0-3Düzce iline bağlı Aynalı Köyü’nde geçen yıl, köyün yerlisi dolanırken ayağına bir taş takılmış. Toprağı biraz kazmaya başlayınca renkli küçük taşlar görmüş, anında mozaik olduğunu anlamış. Hemen muhtarı arayıp haber vermiş, muhtar da Konuralp Müzesi’ne durumu bildirmiş. Oralarda sürekli tarihi eser çıktığından yerlisi alışık bir şeyler keşfetmeye. Biz bile sağda solda çalılıkların arasında sütun kalıntıları gördük. Yolda birkaç kişiyle sohbet ettik, bazılarının şaka olsun diye birbirine Indiana Jones dediğini öğrendik! Mozaiklerin bulunduğu haberini duyar duymaz soluğu Düzce’de aldık.
Kazıya gitmeden önce genişliğini anlamak için Konuralp’teki Prusias ad Hypium olarak bilinen bölgeyi dolaştık. Köyün içinde kocaman 100 metre yüksekliğinde bir antik tiyatro, yerlileri ona “40 Basamaklar” diyor. Sahnesinin bir kısmı da duruyor. Yarısı hâlâ yerin altında… Biraz dolandığımızda at figürlü kapı, surlar, su kemerleri ve Roma Köprüsü’nü gördük… Sonra bize yeni bulunan mozaikleri gösterecek Konuralp Müzesi Müdürü ve Prusias ad Hypium Antik Kenti Kazı Heyeti Başkanı Celal Özdemir’i aradık, yolu tarif etmesi için; “Ece Hanım, yolu bulamazsınız çünkü yol yok.” Gerçekten de Özdemir haklıydı, bir yol yoktu. Dağ tepe tırmandık, ağaçların ardındaki büyük kazı alanına vardık…
Celal Bey bizi karşıladı, hemen 128 metrekarelik, renkli taşlarla, geometrik şekillerle süslenmiş iki mozaiğin hikâyesini anlatmaya başladı: “Düzce’nin en büyük mozaikleri, yakından bakın lütfen. Eski bir villanın avlu ve bir odasına ait iki büyük taban mozaiği bunlar. Merkezdeki madalyonda son derece nadir süslemeler var. Araştırmalar kesin bir tarih de veriyor, milattan önce 307. Yani Bizans İmparatoru Büyük Konstantin döneminde inşa edilmiş.” Özdemir heyecanla mozaiklerin etrafında dolanarak devam ediyor: “Verimli bir kazı. Sadece villadan arda kalan mozaikleri değil, sikkeler ve kil ev eşyaları da bulduk. Böylece evin Jüstinyen dönemine, 565 yılına kadar kullanımda olduğu anlaşıldı. Yani Bizans döneminde uzun bir geçmişi var bu villanın…”

Bu ortalama 250 yıl boyunca birilerinin yaşadığı anlamına geliyor. Bir aile, onun çocukları ve belki de torunları… Kim olabilirlerdi? Villanın içindeki hamamı gösteriyor Özdemir, bir zamanlar yuvarlak, dört köşesi yarım nişli, ortasında aynı bizim Türk hamamlarında olduğu gibi göbek taşı olan bir hamam; “Biliyoruz ki bu dönemde yaşadığı yerde hamamı olan kişiler epey varlıklı. Yani şu varsayımı gönül rahatlığıyla söyleyebilirim; aristokrat, zengin ve köleleri olan bir sahibi vardı. Üstelik eskiden burada bir göl vardı, sahibinin odası göl manzaralıydı…” Göl, şimdilerde kurumuş ve çalılarla dolu… Mozaikleri yakından incelerken bir kısmının üstünde gri bir tabaka fark ettim. “Topraktan dolayı mı bu tabaka?” diye sordum.

1288603_940x531Celal Bey’in yüz ifadesi öyle içtendi ki, sanki onları tanıyor da başlarına gelene çok dertlenmiş bir ses tonuyla “Uzman danışmanlarımız ve tarihçilerimizle inceledik. Bu ev kötü bir şekilde yok olmuş. Doğu Roma döneminde ev çok kötü yanmış, büyük bir yangın. Sizin gösterdiğiniz de o yangından kalan izler. Hatta yanarak çöken tavanın izlerini mozaiklerin üzerinde görüyoruz.” Hüzünlenmekte haklıymış… Yanmasının iki nedeni olabilir; Düzce deprem bölgesi, o dönemde büyük bir depremle çöküp yangın başlamış olabilir ya da Bizans yağmalarıyla bilinen İskandinav topluluk Gotlar tarafından kent baskına uğramış, yakılmış olabilir. İkinci ihtimal daha yakın çünkü Gotlar’ın izleri bölgede görülmüş. Bunun cevabını kazı çalışmalarını daha da ilerlettiklerinde öğrenebileceğiz. Fakat diğer kazıların ne zaman başlayacağı ve biteceği muamma.
Efes Antik Kent ile kıyaslanan Prusias ad Hypium Antik Kenti’nin 4.5 kilometre çapında olduğu söyleniyor. Bulunan bu villa, kentin güneybatı ucunda. Tiyatronun bulunduğu güney bölüm belli ki kentin merkezi… Kentin tamamının ortaya çıkması güç, alanda evler var ve tarım yapılıyor. Ne yapacaklar henüz uzmanlar da bilmiyor ama Konuralp’in mozaik deryası olması muhtemel…

‘SİZ GÖRDÜNÜZ MÜ’
Düzce halkı bu konuda çok heyecanlı. Kent, sanatla ve kültürel varlıklarıyla öne çıkmak istiyor. Aynalı Köyü’nün meydanından geçerken işittik, herkesin dilinde kazı. Bizim oradan geldiğimizi gören “Nasıl bir şeymiş?” deyip durdu. Bazısı “Artık turist gelir buraları canlanır” diyerek, avucunu ovuşturuyor.

 Hypium, Melen Çayı’nın eski adı, bu çayın etrafında kurulan kentin adı da Prusias. Oturma ve misafir ağırlama alanı bulunan villanın tabanı, renkli taşlardan yapılmış bir mozaik. O zaman moda olan papatyaya benzer geometrik şekillerle süslenmiş. Birinin tam göbeğinde Amazon kalkanı deseni görülüyor.

Ece ULUSUM

http://www.haberturk.com/yasam/haber/1288603-duzcede-prusias-ad-hypium-antik-kenti-kazilarinda-villa-bulundu

Related Posts

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

Cover, düet, tribute albümü akımı

Dünya istismarla savaşıyor

2017’den 2018’e devren kiralık

‘Önemli olan tabloyu gördüğünde değil, sonra düşünmek’

İstanbul’un 2 obez ambulansı kime yetişir?