ekran-resmi-2016-10-23-16-02-29

Sosyal paylaşım ağları ve mobil uygulamalar farkına varmadan verdiğimiz izinle kişisel bilgilerimizi dilediği gibi kullanıyor, özel hayatımız üzerinden para kazanılıyor. Acı gerçek şu: Bu durum yasal. Ama ne kadar etik?
Facebook yaklaşık 700 bin kullanıcısı üzerinde, haber vermeden psikolojik bir deney uyguladı. Bu açığa çıktığındaysa ortalık karıştı. Site, kullanıcıları arasında rastgele seçtiği yaklaşık 700 bin kişinin ana sayfa güncellemelerini belirleyen algoritmasını değiştirmişti. Bir ay boyunca denek olarak seçilen kullanıcıların bir kısmı sadece olumlu, diğer kısmı da olumsuz paylaşımlar gördü. Deneyin sonucunda olumlu haber alan kişilerin mutlu paylaşımlar, olumsuz haberler alanların ise karamsar paylaşımlarda bulunduğu görüldü. Cornwell ve Kaliforniya Üniversitesi uzmanları duyguların bulaşıcı olduğuyla ilgili çalışmasının bir ayağı olan bu deney, PNAS Dergisi’nde yayımlandığında Facebook’a eleştiri yağdı. Tepkiler büyüyünce, Facebook yöneticilerinden Sheryl Sandberg özür diledi.

ŞİZOFRENİYE NEDEN OLABİLİR

spz20140727n
Sosyal paylaşım ağlarında duyguları ele alan testlerin yapılmaması gerektiğinin altını çizen Psikiyatrist Prof. Dr. Kerem Doksat, “İnsanlar üzerinde üstelik haber verilmeden böyle bir deney yapılmasını kesinlikle doğru bulmuyorum. Böyle bir deney insanı şizofreniye kadar götürebilir. İşin içine duyguların katıldığı araştırmalarda çok özverili olmak gerek ama Facebook’ta bu mümkün değil. Üstelik böyle bir tutum kullanıcıların güvenini de sarsar, sonuçta izlenildiklerinin farkına varıyorlar” diyor. Deney, psikolojik yönünün yanında kişisel haklar yönünden de çok eleştirildi. Bu deneyin yasal olmadığını söyleyen kullanıcıların artması üzerine Facebook yetkilileri, şirketin 100 sayfadan fazla olan sözleşmesini hatırlattı ve sözleşme kapsamında bu deneyi yapmaya hakları olduğunu söyledi. Oysa yeni dünya düzenine ayak uydurmak için hızla siteye üye olan kullanıcıların çoğu sözleşmeyi okumak bir yana böyle bir sözleşmenin varlığından bile haberdar değil. Sadece Facebook değil, üyelik gerektiren her uygulama ve sitenin sözleşmesi var. Kimi sözleşmelerdeki tezatlar kafa karıştırıyor. İlgi alanı Bilişim Hukuku’nda ‘sosyal medya manipülasyonu ve online itibar yönetimi’ olan Avukat Tuğsan Yılmaz, sözleşmeler ve kullanıcı tutumları hakkındaki sorularımızı yanıtladı.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ENGELLENİYOR
– Facebook, denek kullanıcılarının zaman tüneli akışına müdahale etti ve her bilgi sayfaya düşmedi. Bu bilgiye ulaşma ve yorumlama hakkını engellemek anlamına gelmez mi?
– Sosyal paylaşım platformlarında yer alan kullanıcı sözleşmelerinin tamamını incelediğimizde kullanıcının üye olma sürecinde birçok veri paylaşımına yahut esaslı değişikliklere peşinen izin verdiğini söylemek mümkün. Bu nedenle Facebook’un kullanıcılara daha iyi bir kullanım imkanı kisvesi altında yaptığı her türlü müdahaleye karşı her defasında izin alması gerekmiyor. Elbette, tünelin belirli bir süre kullanılamaması yahut bazı verilerin eksik yer alması kullanıcının ifade özgürlüğünü etkilemekte.

spz20140727mm

– Kullanıcılar sözleşmeyi okumadan kabul ediyor.
– Kabul etmediği takdirde web sitesi yazılımları üyelik işleminin tamamlanmasına izin vermiyor. Bu nedenle üye olmak ve kullanmak istiyorsanız kabul etmek zorundasınız.

– Sözleşmeyi kabul etmeden bu tür hesaplara üye olmak mümkün mü?
– Sözleşmede yer alan bir madde yahut ibare bireyler yerine kitleler tarafından tepki ile karşılandığında hemen değişikliğe gidiliyor. Ancak sözleşmenin tamamı değişmiyor. Realist olmak gerekirse Türk hukuk sistemi bakımından kullanıcıların yapabilecekleri pek de bir şey bulunmuyor.

– Facebook’un giriş sayfasında “Ücretsizdir ve her zaman ücretsiz kalacaktır” yazısı yer alıyor. Fakat sözleşmedeki 9. Uygulama ve İnternet Sitesi Geliştiricileri /Operatörleri için Geçerli Özel Hükümler’in 14. maddesinde “Platformun her zaman ücretsiz olarak kalacağını garanti etmiyoruz” yazıyor. Kandırılıyor muyuz?
– Aslında giriş sayfasında yer alan bildirimi bir çeşit taahhüt olarak kabul edebiliriz. Yalnız kullanıcı sözleşmesinde yer alan garanti etmeme bildirimi kanımca ileride meydana gelebilecek değişiklikler için Facebook tarafından tabir-i caiz ise emniyet sibobu olarak eklenmiş olabilir.

GOOGLE’IN İSTEMEDİĞİ PROJE
– Google, ‘Kendini unuttur’ projesiyle gizliliğe saygı gösteren bir çizgi izlerken üyelerinin ve çağrı yapan tarafın numarasına, yönlendirilen numaralara, çağrıların tarihi ve saatine, çağrıların süresine, SMS yönlendirme ve çağrıların türleri gibi bilgilere ulaşabiliyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Kendini unuttur projesi özünde Google’ın istemeyerek, zorunda bırakıldığı bir proje. Bu Avrupa’da bireysel kullanıcıların hukuki mücadelesiyle ortaya çıkmış bir durum. Bu yönde verilen kararlara mantalite olarak saygı duymadıklarını ancak uygulayacaklarını açıkça beyan ettiler. Zaten sektör devi olan büyük firmaların tamamında mobil uygulamalar ile datalara erişebilirlik söz konusu.

– Kimi mobil uygulamalara kullanıcılar ses kaydı ve görüntü çekme izni veriyor. İleride bu tehlikeli boyutlara ulaşabilir mi?
– Özellikle mobil uygulamalar özel hayatın gizliliğinin ihlali bakımından ufukta bekleyen en büyük tehlike. Mobil uygulamalar bakımından beni düşündüren büyük firmaların uygulamalarından ziyade uygulama geliştiriciler tarafından şirket dahi olmaksızın bireysel olarak geliştirilen mobil uygulama ve yazılımlar. Bu konuda AppleStore’un daha katı şartları mevcutken GooglePlay daha esnek kıstaslara sahip. Zira yükleyeceğiniz uygulamanın nelere erişebildiği konusunda yükleme öncesinde bilgilendirme alıyorsunuz. Fakat kaç kişi okuyor ve dikkat ediyor? Bu uygulamalar cep telefonunuzda yer alan fotoğraflar, rehberde yer alan telefon numaraları, çağrılar, bağlandığınız wi-fi bilgilerine kadar erişebiliyor, ses ve görüntü kaydı dahi alabiliyor. Sadece kişisel verilerinizin ve özel hayatınızın tehlikede olduğunu zannetmeyin! İnternet ve mobil bankacılık kullanımı 35 yaş altı bakımından Türkiye’de ileri seviyede. Özel hayatın gizliliğinin ihlalinin yanı sıra bilişim sistemleri vasıtasıyla dolandırıcılık da söz konusu olabilir.

MARK ZUCKERBERG ASLINDA İNTERNETİN VERİ MADENİ PATRONU
Kadir Has Üniversitesi Yeni Medya Bölümü Öğr. Gör. İsmail Hakkı POLAT
“İnternet ve mobil ağlar üzerinde oluşan veriyi derleyip analiz etmek, kullanıcılarından para talep etmeyen bu tür büyük şirketlerin hepimize ödettikleri bedel. Bizler de bu bedava anlayışının şehvetine kapılarak bu şirketlerin uzun ve detaylı hazırladığı yasal mutabakatları okumadan kabul ediyoruz. Kuşkusuz bu durum Facebook gibi sosyal medya platformlarını haklı çıkarmaz ama kullanıcıların da giderek bilinçlendiğini ve haklarını daha çok savunacağı bir döneme giriyoruz. Facebook yeryüzünün en fazla veri toplayan kurumlardan biri. Üstelik Mark Zuckerberg sadece kendi sosyal ağıyla değil zekice satın aldığı WhatsApp ve Instagram gibi alternatif ağlar sayesinde, adeta internetin en büyük veri madeninin de patronu. WhatsApp’ta arkadaşınıza ne tip ayakkabıdan hoşlandığınızdan söz edince Facebook’a girdiğinizde ya da cep telefonunuza gönderilen bir iletiyle bu ayakkabıya ilişkin bir teklifle karşılaşıyorsunuz.”

FACEBOOK’U OLMAYANLAR GÜVENDE
Avukat Mustafa Tırtır
“Facebook’un fotoğraflarınızı 80 yıl boyunca saklama hakkı bulunmakta. Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinin, CIA, FBI gibi istihbarat servisleri tarafından bolca kullanıldığını düşünüyorum. Zira bu siteye yapılan her bir girişte, kişinin girdiği yerin IP adresi sitede tutulduğu için kişinin nerede olduğu çok rahat tespit edilebilir. Yine burada kimlerle arkadaş olduğu, bu arkadaşlarla neler yaptığı tespit edilebilir. Sosyal medyada paylaşılan hiçbir şey silinmemektedir. Bu sebeple aslında Facebook, Twitter gibi sitelerin kullanıcısı olmayan kişilerin daha güvende olduğu çok açık bir gerçek.

 

Ece ULUSUM

http://www.sabah.com.tr/pazar/2014/07/27/sosyal-medyada-bin-dusun-bir-tikla?paging=1

Related Posts

Klima savaşları

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

Yeni annelere sağ kalma rehberi

‘Vücut parçalarını eşeklerin üstünde taşıdılar’

Sünger POP

Cover, düet, tribute albümü akımı