İngiliz elektronik müzik dünyasının en popüler gruplarından James Lavelle ve Tim Goldsworthy’dan oluşan UNKLE, Parkfest kapsamında İstanbul’a geliyor. Festival şerefine Lavelle de sorularımızı yanıtladı…
Parkfest geleneği bozmuyor ve 13 Mayıs’ta İstanbul’daki açık hava festivallerinin açılışını yapıyor. 10 binden fazla kişiyi ağırlayan festivalin headline’ı ise efsane İngiliz elektronik grup UNKLE. Grup 1998’den beri var. Gerçi arada molalar ve eleman değişiklikleri de oldu. Ancak James Lavelle ve Tim Goldsworthy epeydir yola devam etti. Grubun esas adamı Lavelle İstanbul’a gelmeden önce sorularımızı telefonun bir ucundan yanıtladı.
■ Sıradaki albüm fikri nasıl birden geliyor sizde?
Kendimi hep ne yapmak istediğimle ilgili kafa yorarken buluyorum. Queens of the Stone Age ile yaptığımız işler veya daha elektronik şeyler derken çeşitli projeler üzerine çalışmaya başlıyorum. Meltdown etkinliğinin küratörlüğünü yapmak bana, bundan sonrasında nereye varmak istediğimle ve insanlara yaşatabileceğim deneyimle ilgili bir tecrübe kazandırdı. Yeni albüm, bu deneyim ve Mark Lenagan, Troy (Van Leeuven, Queens of the Stone Age) gibi isimlerle olan uzun dönemli ilişkiler sonucu ortaya çıktı. Yeni birçok isimle de çalıştık elbette. Meltdown benim için müzikal anlamda ne yapmak istediğimle ilgili katalizör etkisi yarattı…
■ Sahneye çıkmaya 10 dakika kala neler oluyor?
Endişe ve heyecan dolu, karmaşık duygular yaşadığım bir an.
■ Başka müzisyenlerle yaptığınız işbirlikleri hep konuşuldu. Bu işler size neler kattı?
Psyence fiction bu anlamda önemli çünkü ilk defa bunu denediğimiz bir albümdü. Ayrıca Thom Yorke ile stüdyoda olmak özel bir durum. Josh Homme uzun zamandır tanıdığım biri ve onunla çalışmayı seviyorum. Esas olarak en güzel anılarınız, kendi ekibinizle yarattığınız ve iniş-çıkışlardan oluşan anılar. Shadow, Jack ve Matthew ile olan anılarım… En heyecan verici olanlar onlar.
■ Gelecekle ilgili düşünceleriniz neler? Brexit mesela sizi sanatçı olarak nasıl etkiliyor?
İngiltere’de örneğin Brexit’le birlikte -ki ben karşıyımkendimizi daha milliyetçi bir yerde bulduk. Politik olarak dünyada olanlar endişe verici. Çoğu insanın iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak çok küçük bir azınlığın sahip olduğu güçle finansal ve siyasi olarak çok büyük bir etkiye sahip olduğu bir durumdayız. Çoğunluk ifade özgürlüğünü kaybetti. Çözümü bilmeyi dilerdim. Şu anda bir sinema filminin içinde yaşıyor gibiyiz ve maalesef bu film çok keyifli ve umut vaat eden bir film değil. Aslında sorunlarımızı kendimiz yaratıyoruz. İnsanın elinde büyük bir güç ve imkân olması, aynı zamanda büyük de bir sorumluluk getiriyor ve biz elimizdeki gücün, teknolojinin ve ekonominin sunduğu imkânların gerektirdiği sorumluluğun farkında mıyız, emin değilim. Olan bitenin sonuçta hiçbirimize faydası yok. Hepimiz sevginin ve insanca yaşamanın peşindeyiz.
■ Müziğe dair gelecek planlarınız neler?
Albüm yeni çıktı ve turlarla geçecek. Umarım sonunda da yeni kayıtlar gelecek. Bu anlamda bir süre aktif olacağız. Şimdiden yeni kayıtlarla ilgili çalışmaya başladık.
■ İstanbul’daki konserde neler olacak?
Yeni bir konser, mutlaka farklı olacak…
Ece Ulusum