Aldığı ödüllerle ‘Akdeniz’in En İyi Kadın Sanatçısı’ olduğunu kanıtlayan Ziynet Sali ve gençlere verdiği destekle parlayan Enbe’nin şefi Behzat Gerçeker bir konserde yine birlikte. Konser öncesi kulislerine girdim. Nefes nefese başlayan röportajımız kahkahalarla sürdü…

 

0-9Röportaja sadece 1 saat var ve ben tam da trafik saatinde Taksim’den Acıbadem’e gitmeliyim. Arabada otururken dakikalar öyle hızlı geçti ki birden artık yetişemeyeceğime inanmışken, köprü girişinde şoför abiye “Durdurun arabayı” dedim. “Aman nasıl ineceksin, burası köprü girişi, çıldırma” dedi ama beni durdurabilmek ne mümkün, ne olacaksa olsun. Hemen trafik polisinin yanına gittim, 30 dakikam var. Ağlamaklı gözlerle “Yardım edin!” dedim. Önce kararsız kaldı ama sonra açtı sirenleri, “Gidelim muhabir hanım” dedi ve beni o trafikte Anadolu yakasına götürdü. Polis sirenleri eşliğinde röportaja gitmek de varmış. Altunizade’den metrobüs, Acıbadem’den de taksi. Son 10 dakika… Öyle terlemiştim ki takside üstümü değiştirdim, bu sırada taksiciye “Ben şurada giyinemedim, Superman telefon kulübesinde ne halt yiyor?” diye söylenirken sonunda Akasya AVM’ye vardım. Sadece 5 dakikalık bir gecikmeyle AKS Sahne’deki konserleri öncesi Ziynet Sali ve Behzat Gerçeker’in karşısındaydım. Sali bir yandan makyaj yapıyor, diğer yandan da Behzat Bey ile uğraşıyor. Nefes nefese başladığım röportaj, kahkahalarla sonlandı.

■ Konser öncesi konuşuyoruz madem sorayım, gelenleri nasıl bir konser bekliyor?
Behzat Gerçeker: Muhteşem olacak. Enbe konserler serisi yapmaya başladık. Akasya AVM’deki AKS Sahne’sinde çok kıymetli sesler bize eşlik edecek. Özel bir repertuvarımız var, umarım gelenler beğenir. Enbe ve bende çok önemli yeri olan yorumcu arkadaşım ve uğurumuz Ziynet Sali eşlik edecek. En beğenilen programları kendisiyle yapmıştık çünkü. Albümlerimizde de beraber işler yaptık ve aynı sahneyi paylaştık. Acayip hazırız.

Ziynet Sali: Her şey harika olacak.
■  Behzat Bey ile çalışmak nasıl? İyi bir partner mi?
Z.S.: Valla her şeyden evvel ben Behzat’ı dost olarak çok seviyorum; kalbini, insanlığını, ailesini… Profesyonellikten evvel biz özel hayatımızda da görüşen insanlarız. Siz gelmeden de aramızda konuşuyorduk. Biliyorsunuz içinde bulunduğumuz müzik piyasasındaki sistem bu tür dostluklara çok elverişli değil. Ama Behzat çok iyi bir dost, biz bunu başardık. Gerçekten abim gibi, her şeyimizi paylaşırız. Evimizi, yerimizi, sevgilimizi… Yani ben sevgilimi! (Gülüyor.) Çok derdimi dinlemiştir. Ama o kadar esprili ki nasıl güldürür beni anlatamam. Çok dolu dolu vakit geçiriyoruz, piyasayı da konuşuyoruz kendimizi de; yapıcı eleştiriler yapıyoruz…
■ Mesela nasıl eleştiriler? Bir şarkı bulduğumda ilk dinlettiğim kişilerden biri Behzat’tır. Çünkü Behzat hit parçalarımın hiçbirini beğenmiyor.
B.G.: Ben beğenmeyince de tutuyor yahu! (Kahkahalar.)
Z.S.: Ne yalan söyleyeyim tutuyor valla. Ondan ilk ona soruyorum.
B.G.: Güzel sistem, beğensem hit olmayacak. İşi garantiye alıyor! Şaka bir yana biz, müziğimizi elimizden geldiğince en iyi şekilde sunmaya çalışıyoruz. Biz güzel çalarsak gelenler de mutlu olur.
Z.S.: Aynen. Güzel dedin be! Sahnedeki iletişimimiz de çok güzel. n Sahnede önceliğiniz eğlenmek mi eğlendirmek mi? (Aynı anda) İkisi de!
Z.S.: O bütün bir enerji. Ben eğlenirsem karşımdaki eğlenir, bunun başka bir yolu yoktur zaten. Müziğin başladığı anda bir iletişim başlıyor. Fakat önemli olan aynı anda eğlenmeye başlamak, o dengeyi yakalamak.
B.G.: Çok mutlu anlar paylaşıyoruz ve o zamanlar bitmesin istiyoruz. Ziynet ile bu gece olacağı gibi.
Z.S.: Ben ilkim bu konser serisinde! (Gülüyor.)
B.G.: Sen hep ilksin canım, biliyoruz…
■ Behzat Bey siz enerjinizi Ziynet Hanım’dan alıyorsunuz anlaşılan. Benimle konuşuyorsunuz ama gözleriniz onda!
Z.S.: Canım ya…
B.G.: Öyle. Çok seviyorum arkadaşımı. Aile gibi güç alıyoruz birbirimizden. Kötü günlerin dostuyuz. Ondan öyle.
Z.S.: Göründüğümüzden daha çok beraber vakit geçiriyoruz. Başımıza neler geliyor bilsen. (Gülüyor.) Geçenlerde yemekte, beyefendi cüzdanını ‘cuburlop’ denize düşürdü. Üstelik yemeği de o ısmarlayacaktı, olan bize oldu.
B.G.: Hep senin yüzünden! Bir daha Ziynet’in seçtiği yerlere gitmiyorum. Gitti bütün paralar! Yemek bana çok pahalıya patladı.
Z.S.: Ay evet, ben de gülmekten bir şey yapamadım o an. Amma güldük. Röportajdan çıktı sohbete döndük iyice.
■  Behzat Bey sağ olsun.
B.G.: Ziynet “Röportaj kısa sürer” demişti, “Bu kadar konuşup gülmeyiz”… Aksi çıktı, gördün mü?
‘SEN PSİKOLOG MUSUN BEHZAT?’
■ Bu çalışma sizlere ne kattı?
B.G.: Sahnede çok güzel vakit geçiriyoruz ve müziklerimizi paylaşıyoruz. Bir de amacımız var, her zaman dinlediğiniz Ziynet Sali’den Enbe ile farklı bir Ziynet Sali sunmak gibi. Daha akustik mesela…
Z.S.: Şarkım Mevsimsiz’i Enbe kendi aranjesiyle yorumlamış. Duyduğumda çok hoşuma gitti. Böyle işler sizin bakış açınızı da genişletiyor. Duyunca siz de seveceksiniz. Farklılık, renkli olmak demektir. Sahnede paslaşmak müziğinize katkıda bulunur.
B.G.: Bilinen parçaları farklı şekilde ele almamızın nedeni de bu. Mesela psikoloğa gidiyorsunuz, sizi bir koltuğa oturtuyor ve bildiğiniz şeyleri anlattırıyor ama bakış açınızı değiştiriyor. Küçük bir noktayı görmenizi sağlayarak aydınlanmanıza olanak veriyor.

Z.S.: Ne yani sen psikolog musun Behzat? Bunu mu demek istiyorsun anlayamadım? (Gülüyorlar.) Anlıyorum “Müzik psikoloğuyum” diyor, vay be…
B.G.: Bizim orkestradan bakınca ben öyle duyuyor ve öyle görüyorum. İş seyircide, beğenirlerse doğru işi yapıyoruz demektir.
■ Sahneden konuşuyorken, insanların sizi çıplak gözle izlemek yerine sürekli akıllı telefonlarından kameraya almasına ne diyorsunuz?
Z.S.: Yani rahatsız olsanız bile alışıyorsunuz, bir çözümü yok bunun. Dahası eğlendikçe o kameralar da aşağı iniyor.
B.G.: Ben de artık görmemeye çalışıyorum daha çok işime odaklanıyorum.
‘DAHA CESUR OL VE YILMA ZİYNET DERDİM’
■ Sektöre girdiğiniz yıllardaki size bir öğüt verme şansınız olsaydı o ne olurdu?
B.G.: Hiçbir zaman hayallerinden vazgeçme. Bu işler hemen başarıya ulaşılabileceklerden değil. Çok çalışmanın gücüne inanırım ama bilinçli çok çalışmak daha önemlidir. O zaman yol kat edebilirsiniz. Nasıl Tarkan’ımız, Ajda Pekkan’ımız ya da Ziynet’imiz var, onlar da böyle başardı.
■ Tarkan için “Eskisi gibi değil” deniyor gerçi.
Z.S.: Yok daha neler… Tarkan biter mi ya! Popüler müzisyenler yaş aldıkça, tecrübe kazandıkça daha zenginleşir ve daha da bitmez hale gelir. Tarkan da onlardan. Örnekleri bizde fazla değil belki ama düşünsenize Frank Sinatra kaç yaşına kadar müzik yaptı…
B.G.: Onlar özel yetenekler ve elimizde fazla Tarkan yok, kıymet bilmeli ve çok iyi bakmalıyız.
■  Biraz önceki soruya dönersek, siz sektöre ilk giren Ziynet’e ne derdiniz?
Z.S.: Yaşadıkça tecrübeleniyoruz elbette. Şu an hâlâ kendime söylediğim şeyi söylerdim, “Bu yolculuktaki güzel anları daha iyi yaşa, çok üzülme ve takma” derdim. Bir de “Daha cesur ol ve yılma Ziynet” derdim. Bu işte keşkeler fazladır. Şükürler olsun kişilikli bir müzik yaptığımı düşünüyorum, böyle çıktım yola. Müzikte daha cesur olmak gerektiğini gördüm. Meşhur olma hayalleriyle girmedim sektöre. Umarım yıllarca bir diva olarak parlarım. Onun için yola devam!
■  Doğru zamanda doğru yerde olmaya inanır mısınız?
Kesinlikle ama kaderci değilim, önceden yazılmış bir şeyler olduğuna inanıyorum. Şans… Belki de gerçekten çok yetenekli insanlar vardır ama Behzat ile karşılaşmamışlardır. Gerçi ben onunla karşılaşmadım.
B.G.: Ben karşılaştım. (Gülüyorlar.)
Z.S.: İyi yakaladın yine ya sen!
B.G.: Yakalarım tabi, ne sandın! Yok be Ziynet, ben şansa inanmıyorum. Bir piyango bileti bile almam, o kadar eminim. Küçücük odalarda çok zor şartlarda kaldım, şansım hep ayağıma dolandı ama çok çalışınca Allah görüyor ve oluyor.
■  Eklemek istedikleriniz?
B.G.: Konserlerimize bekliyoruz.
Z.S.: Harbiye’de konserimde Behzat beni yalnız bırakmayacak, ilk günlerdeki gibi.
B.G.: Topraktan girdik biz, hep birlikteyiz.
Z.S.: Yine dedi diyeceğini! Bir de konserde de açıklayacağız Behzat ile bir single çıkaracağız, bakalım neler olacak…
***
‘Aman seninle laf yarışına girilmez’
■  Ziynet Hanım bir röportajınızda “Akdeniz’in divası olmak istiyorum” dediniz. Kısa bir süre sonra Almanya’da DAF BAMA Müzik Ödülleri’nde ‘Akdeniz’in En İyi Kadın Sanatçısı’ ve ‘En İyi Türk Pop Müzik Kadın Sanatçısı’ ödüllerini aldınız. Diye diye aldınız valla…
Z.S.: Evet. Evrene binlerce kez teşekkürler. Hiçbir hayal ya da çalışmanın, eğer yılmadan devam ederseniz sonuçsuz kalmadığını da görürsünüz. Enerji ve iyi niyet önemli. Akdenizliyim o felsefeyi ve kültürü çok seviyorum. Kişiliğime de yansıtmaya çalışıyorum. Üzerine Almanya’dan böyle bir ödül alınca çok mutlu oldum. Ödülü aldığımı duyunca sürekli etrafımdakilere Atatürk boşuna dememiş “İlk hedefiniz Akdeniz” diye diye dolaşıyordum. Gurur verici. Bir yanım çok sevindi bir yanım da buruk kalıyor. Niçin bizim ülkemizde böyle profesyonel yarışmalar yok diye… Dünyanın gözbebeği Türkiye, olsun istiyor. Eee ödül alınca da Behzat Bey benimle çalışmayı tercih etti. (Gülüyor.)
B.G.: Doğru! Bize ödül alacak yer bırakmadı.
Z.S.: Artık Rusya civarları da sana emanet Behzat.
B.G.: Bize soğuk yerler kaldı, sıcak yerleri hanımefendi fethetti.
Z.S.: Canım demek ki seni daha soğuk biliyorlar, benim sıcakkanlı olmadığımı bilmeyen mi var?
B.G.: Aman seninle laf yarışına girilmez. Ondan sıcak yerlere yakın olayım diye yanıma seni aldım.
■  “Akdeniz divası olmak istiyorum” dediniz, oldunuz. şimdi sırada ne var?
B.G.: 40 kere söyleyince oluyor. Söyle Ece’ye söyle. Ben biliyorum isteklerini ama söylemeyeyim şimdi.
Z.S.: Aman Behzat.
■  Söyleyin söyleyin.
Z.S.: Başlık yapacaksın değil mi? Yakaladım. Tamam o zaman ben de kurnazlık yaparım, Behzat ile düetler bomba gibi, hayalim gerçekleşti. (Gülüyor.) Oldu mu? Şaka bir yana arzum, uluslararası platformlarda yer almak ve başarılar elde etmek… Bir Türk dünyaya bedel. Özel hayatımla ilgili isteklerimi kendime saklıyorum.■ Onu sormam zaten, çok isyan ediyorsunuz aşk meşke girince, duydum. Kara listem var benim, seni de yazarım! (Gülüyor.) Evlilik zaten şimdi yok. Hiç girmeyelim konuya.

***
‘Egoyu sen yönetirsin o seni yönetirse vay haline’
■ Magazin haberlerinin kariyerinize katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
B.G.: Ben hiç oralarda yokum, hanımefendiye sorun.
Z.S.: Yine kurtardın seni gidi… Yani çok o dünyada değilim. Ama magazine bakmayan da yok. O da insanlara ulaşma aracı. Gerçi o da sanatçının magazini nasıl kullandığı ve nasıl durduğuyla alakalı. Sonuçta yaptığımız işin bir parçası. Tercih etmeyebilirsiniz ama o işin dışında kalamıyorsunuz… (Birkaç saniye sessizlik.)
■  Neden öyle manalı bakıp sustunuz. Bir şey diyeceksiniz sanki?
Şey… (Gülüyor.) Ben konuşmayayım bu konuda ya. Bak bayıldığım bir şarkı var sözü tam bana uyuyor, “Şu suskun ağzımı açtırma benim dokunur kalbe”. Öyleyim canım. Haa öğüt sorusunda “Daha cesur ol Ziynet” dedim, şimdi “Niye olmuyorsun” da diyebilirsin Behzat.
■  Sorun lütfen Behzat Bey.
B.G.: Demem! Aman aman… (Kahkahalar.)
Z.S.: Beni nasıl da tanıyor.
B.G.: İşi profesyonel yapmak lazım. Medya sektörü de enstrüman gibi, nasıl kullandığınız ve emek verdiğinizle ilgili.
Z.S.: Nasıl kıvırdı lafı hemen müziğe bağladı. Biraz önce de “Şansa inanmıyorum” dedi ya hiç katılmıyorum sana.
B.G.: Makyaj yaparken beni dinlememişsin hayatım.
Z.S.: Senin için hazırlanıyorum ne yapayım daha!
B.G.: Aman en güzeli olsun, eksiğimiz olmasın.
■ Ziynet Hanım, röportajlarınızda sürekli sanatçıların egosu olduğunu bunu yenmek gerektiğini, ego savaşlarının bir şey kazandırmadığını söylersiniz. Bu farkındalığın altında ne yatıyor?
Z.S.: Çok teşekkür ederim, ne güzel işte insan dolu olunca fark ediyor, sizin gibi. Ben de böyle güzel sorular duyunca mutlu oluyorum. Bakın, hepimizin egosu var, bu işin egosu yüksek. Geçen hafta hastaydım, sahneden indiğimde bir anne-oğul fotoğraf çektirmek istiyordu, hasta olduğumu söylemiştim ısrar etmediler. Fakat anne oğluna “Bak oğlum sanatçı da hasta olabiliyormuş” dedi. Çok şaşırdım. Bu algı insanlara nasıl yerleştirilmiş hiç anlayamıyorum. İlahlaştıran anlayış yüzünden. Oradan yürümek hatalı… Egoyu ortaya çıkarırsam usanırsınız, benle konuşmak bile istemezsiniz. Yerine ve kişisine göre ortaya çıkmalı. Çünkü egoyu sen yönetirsin, o seni yönetirse vay haline. İçten olursanız, her şey tamamdır. Bunlar okuduklarım ve yaşadıklarımla kazanılmış düşünceler.
B.G.: Egomuz yok dersek yalan söyleriz. İnsanlar bize baksın istiyoruz, klip çekiyoruz. Ancak iş yapıyorsanız egolardan sıyrılmalısınız.

Ece ULUSUM

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’