Şarkıcı Aydilge’nin yeni single’ı Aşk Olmak bu hafta çıktı. Buluştuk, albümünü, aşkı ve konserlerinde neler olup bittiğini konuştuk…
Aydilge ile karşı karşıya gelir gelmez kıkırdamaya başladık. O gülüyor ben gülüyorum, anlaşıldı bu röportaj eğlenceli geçecek. Single’ı bu hafta çıktı, klip yayınlanmadan ilk bana seyrettirdi. Şarkı yine dillere dolanacak belli… Müzik tarzı biraz değişmiş pop-elektronik tınılar var, sözler kolay ezberleniyor. Single’ın adı da Aşk Olmak. Bu yüzden baştan aşağı aşkı konuştuk hem de âşık olacak biri yokken ortada! Bakın şarkıcı neler anlattı neler…
■ Yeni single’da farklı bir Aydilge karşımızda…
Pop sound’a en yakın yaptığı parça oldu. Gelecek tepkileri çok merak ediyorum ve bu şarkıyla daha çok kişiye ulaşabileceğimi düşünüyorum. Bu şarkıda aşk taşıyor. Şimdi diyeceksin “Kime âşıksın?”
■ Kime?
Kimseye! İçimdeki aşkı verecek kimse olmadığı için aşk taştı… Yazık bana. (Gülüyor.) Çok âşık olmak istediğim bir dönem. Olsaydım belki şarkıma yansıtamazdım bu arzumu. Şarkılarımda aşkı özendirmeye çalışıyorum çünkü insanlar korkuyorlar. Şapşallaşmış, masum âşıkları tetiklemek, ikili ilişkilerdeki kontrolü kırmak istiyorum. O yüzden şarkıda soruyorum, âşık olmak mı, aşk olmak mı? Mesele aşk olmak! Gerçi bu duygular için birine ihtiyaç yok, o içinde…
■ Fakat bu şarkı biraz yaz şarkısı gibi?
Eylül başına göre çok hareketli. Evet ama bu yaz o kadar sıkıntılı dönemler geçirdik ki ülke olarak ortaya böyle coşkulu bir şarkı koyamazdım. Gerçi mutsuzluk mutsuzlukla büyür. O anda çıkarmak bu nedenle iyi olabilirdi, insanların kafası dağılırdı ama yine de bu çok Don Kişot’luk oluyor. Bu neşemi de yüzeysellik olarak algılayanlar var. Oysa içtenlik derinliktir. Derinsen cool, uzun bakışlar atan, efkârlı olmak zorundasın gibi bir algı var. Hadi oradan! Farkındalık negatif olmayı gerektirmez.
■ Dramatik şarkılar da o halde hiç sana göre değil. Doğru mu?
Ben de öyle şarkılar yapmayı bilirim zira konserlerimde söylüyorum. Fakat insanların duygularını ticaret için mi kullanıyorsun yoksa bu hüznü paylaşmak için mi? Bu çok önemli bir çizgi. Duygu sömürüsünden nefret ediyorum. İnsanların yalnızlık kaygısından ticaret yapılmasından tiksiniyorum. Müzik ruhun gıdası olduğu gibi zehri de olabilir. Ülkemizde insanları zehirleyen çok fazla müzik olduğunu düşünüyorum. Ben hüzünlü parçaları paylaşmak için yapıyorum. Şey dermişim, mutsuzlukla savaşıyorum! (Gülüyor.)
■ Bu şarkıda kendinde neyi keşfettin?
Subje olmadan âşık olabiliyormuşum. Bir de farklı bir sound’lar kullanınca dinleyicilerimi kaybederim diye birden korktuğumu fark ettim. Ama özgür olmam gerekiyordu ve değişik işler denemem lazımdı.
‘GİTTİKÇE MASKÜLENLEŞİYORUM’
■ Klipte yatak sahnesi niye var?
Yanında da kimse yok… Ay babam da o yatak ne deyip durdu. Klibi Murat Küçük çekti. Uyandığımda bir günüm nasıl geçiyorsa onu aktarmak istedi. Evimde çekildi, yani o benim… Sevgilim yok ondan yatak boş. N’apcan, vardı da biz mi koymadık! (Gülüyor.)
■ Çok konser veriyorsun. Sahneye çıkınca ne hissediyorsun?
Çok mutlu oluyorum. Durumu biraz da şaman ayinine benzetiyorum. Karşımda onlarca insan onları eğlendirmemi istiyor, merakla bana bakıyor ve ben de şovumu yapıyorum. Birlikte şarkılar söylüyoruz, kötü bir espri yapsam bile insanlar beni bozmuyor gülüyor. Yalnız bir sorun var; gruptaki tek kadınım 7 erkekle birlikte seyahat ediyorum gittikçe maskülenleşiyorum. Acilen sevgili bulmam gerekiyor, aman Allah’ım!
■ Peki ya konser sonrası ne yapıyorsun?
Tam bir poşete dönüyoruz anında yatağa savruluyoruz. Öyle after party falan bizde yok. Hiç havalı değil ya… Zaten eskisi gibi rockçılar uyuşturucu ve alkol batağında olamaz. İyi işler yapmak için kendine bakmak zorundasın. Metallica bile bıraktı bu işleri. Bende sigara, alkol, hiçbiri yok. Efsane olmak marjinal hayatlar yaşamayı gerektirmez.