akakaka

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği, 2 yılda bir yapılan İstanbul Tasarım Bienali’nde bu yılın konusu, “insan ve tasarım”. Ana sorusuysa “Biz insan mıyız?”. Dünya çıldırmışken sormanın tam zamanı! Neyse ki kentin dört bir yanında bienal bugün başladı. Şu andan itibaren Tasarım Bienali’ni dolaşmaya ve fırsattan istifade kendinizi yeniden tasarlamaya başlayabilirsiniz…

0Aklınıza gelebilecek en basit soruyu düşünün. Mesela: “Biz insan mıyız?” Durun bir dakika, bu soru basit değil ki! İnsanın yüzüne karşı bu kadar net sorulduğunda; hele bugün dünya üzerinde yaşananlara bakılınca, belli bir cevabı bile yok… Düşündük bir kere. O halde yanıtı tasarlamaya başlayalım. Neyse ki 3. İstanbul Tasarım Bienali bugün başladı ve yanıtı ararken elimizden tutacak birileri var. İKSV’nin düzenlediği Tasarım Bienali’nde bu yılın konusu, “insan ve tasarım”. Sorusuysa “Biz insan mıyız?” Manifestosundaki önermeleri katılımcıların da yanıtlaması isteniyor. Sergilerinse 4 farklı teması var: Bedeni tasarlamak, gezegeni tasarlamak, yaşamı tasarlamak ve zamanı tasarlamak. Şu andan itibaren İstanbul Tasarım Bienali’ni dolaşmaya ve fırsattan istifade kendinizi yeniden tasarlamaya başlayabilirsiniz. İnsanlıktan çıkmadan elinizi çabuk tutun! Bienalin küratörleri, Princeton Üniversitesi Medya ve Modernite Programı’nın kurucu direktörü, kuramcı mimarlık tarihçisi Beatriz Colomina ve Kolombiya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Onursal Dekanı, kuramcı mimarlık tarihçisi ve eleştirmen Mark Wigley… İkili etkinlik için gecesini gündüz edip çalışmış, en küçük detayları düşünmüş. Bienaliyse şöyle anlatıyorlar: “Her şeyin tasarlandığı bir devirde yaşıyoruz; kişisel görünümümüz ve dijital kimliğimiz, kişisel cihazlar, yeni maddeler, ağlar, sistemler, altyapılar, genetik kodlar… Her gün uzayın derinliklerinden kendi bedenimiz ve beynimizin derinliklerine uzanan binlerce tasarım katmanını tecrübe ediyoruz. Unutmayın, insanı insan yapan şey tasarımdır ve şimdi tasarımın baştan tasarlanması gerek…” Epey çarpıcı bir anlatım ama bunu bienalle anlatmak o kadar kolay mı? İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ise “İzleyicilerimizin de bu süreçte bienalle birlikte yeni düşüncelerle, yeni bakış açılarıyla tanışacağına, tasarıma dair yeni sorular soracaklarına inanıyoruz” diyor. Gazeteci olmanın avantajı, aklımdaki soruları İstanbul Tasarım Bienali Direktörü Deniz Ova’ya sordum. Ova bir yandan çalışıyor, diğer yandan anlatıyor… n Bienal bu yıl çok kapsamlı, içeriğiyle çok iddialı. Özellikle ‘türümüzün tasarımı’ deyişi bende birden bunu yansıtmanın kolay olmayacağı endişesini uyandırdı. Bunu nasıl başarmayı planlıyorsunuz? Odak noktanız tam ne olacak?

Küratörlerimiz Beatriz Colomina ve Mark Wigley kendi alanlarında dünyadaki en önemli birkaç isimden ikisi. Kavramsal çerçeve bu nedenle çok güçlü. Bienalde yer alacak 70’i aşkın proje de bu yaklaşımla yine onlar tarafından seçildi. Bienaldeki projeler yaşam, beden, zaman ve gezegenin tasarımı başlıklı dört proje bulutuyla bölümlendiriliyor. İnsanların en küçük günlük nesneden uzayın derinliklerine kadar her şeyi tasarladıklarını ve bunu son yıllarda değil iki saniye önceden 200 bin yıla uzanan bir zaman diliminde yaptıklarını yansıtmaya çalışıyoruz bienalle. Neolitik döneme tarihlenen ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bienal için özel olarak replikası üretilen ayak izlerinden sosyal medyanın bugünkü yaşamımızda ne tür açılımlar sunduğuna odaklanan, her biri birbirinden çarpıcı projeler olacak. Küratörler bu süreçte çok güçlü bir kavramsal çerçeve oluşturdu ancak temel amaçlarından biri de bienalin projelerin özellikleri nedeniyle kolay anlaşılabilmesi aslında. İzleyicilerin bienalden çıktığında tasarım kavramının yaşamlarının merkezlerinde olduğunu anlamasını amaçlıyoruz böylece.

‘TASARIM HEM OLUMLU HEM OLUMSUZ PARÇAMIZ’
■  Mark Wigley “Tasarımın baştan tasarlanması gerekiyor” diyor. Bu gibi sorulara ışık tutacak mı etkinlik?
Bu ifade, tam da 3. İstanbul Tasarım Bienali’nin yansıtmak istediği temel konulardan biriyle ilgili. Bienal sergileri güzel nesneler, iyi tasarlanmış mekânlar, arzulanan kıyafetlerle ilgili değil. En önemli amaçlardan biri, tasarım kavramının yaşamımızın kimi zaman olumlu, hatta kimi zaman olumsuz bir parçası olduğunu göstermek. Tasarımın bu bakış açısıyla tekrar ve yeni pencereler açacak şekilde tasarlanması gerekiyor. Bienal soracağı sorularla yalnızca bu konuda değil, tasarımı ilgilendiren farklı hususlara da yeni yaklaşımlar sunacak.

■ Katılımcılara ne önerirsiniz? Nasıl bir planlama yapmalılar? Neleri kaçırmamalılar?
Bu sene Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, DEPO, Studio-X Istanbul, Alt Sanat Mekânı ve İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde yer alan sergileri mutlaka, hatta eğer mümkünse birkaç kere görmeliler. Örneğin, Studio-X Istanbul’da yer alacak Türkiye Tasarım Kronoloji projesi Türkiye’de son 200 yılda tasarım alanında yaşananları gözler önüne seriyor. Bunun yanında bienalin programları arasında yer alan Tasarım Rotaları’na katılmalı, Yaratıcı Mahalleler Programı kapsamındaki markalara ayrıca yoğunlaşmalılar. Ayrıca Panel Programı’nı kesinlikle incelemelerini tavsiye ediyorum. Bienalin teması yanında dünyadan ve Türkiye’den tasarımın önde gelen aktörlerinin aktaracağı diğer başlıklar bienal kapsamında son derece zengin bir program sunuyor.

1313902_c48a6bacaab47402f83300918e4a5a88
**
Tanzimat’tan Günümüze…
3. İstanbul Tasarım Bienali’nin en çarpıcı projelerinden biri Türkiye’deki tasarımın 200 yıllık tarihine odaklanan Türkiye Tasarım Kronolojisi. Tanzimat’tan günümüze uzanan kronolojide toplumsal, politik ve ekonomik veriler üzerinden ilerleniyor. Studio-X Istanbul’da Pelin Derviş’in koordinasyonunda çalışmaları görebilirsiniz. Tasarım bu ya ürün sınırsınız; ambalaj, grafik tasarım, iletişim ve reklam, konut, mobilya, peyzaj, sanayi yapıları, aydınlatma, oyuncak, müzik, seramik, sağlık, sivil örgütlenmeler… Üstelik her cumartesi konuyla alakalı toplantılar da düzenlenecek.
Tasarım dört bir yanda..
Sergiler ve projeler İstanbul’un dört bir yanına, müzelere ve mahallelere yayılıyor. Ofis, mağaza, atölye ve mimari yapıların gezileceği Tasarım Rotası ve Beyoğlu, Eminönü, Sarıyer, Kadıköy, Şişli ve Beşiktaş’ı kapsayan “Yaratıcı Mahalleleri” bu yılın en mühim işleri. Fakat ağırlıklı olarak merkez yine Karaköy; Galata Özel Rum İlköğretim Okulu, Studio-X Istanbul, DEPO… Ayırca bu yıl ön plana çıkan Alt ve ilk kez bienale dahil olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri de kapılarını tasarım meraklılarına açıyor. Bienali gezmek ücretsiz ama müzeyi gezmek değil, unutmayın!

30 günlük simit diyeti sergisi!
Tasarımını Andrés Jaque ve Madrid’deki ofisi Office for Political Innovation’un hazırladığı 3. İstanbul Tasarım Bienali sergilerinin 4 farklı odak noktası var: Bedeni Tasarlamak, Gezegeni Tasarlamak, Yaşamı Tasarlamak ve Zamanı Tasarlamak… Sergilerin sayısı epey fazla ama en çok dikkat çekenleri sıralamak gerekirse, Ali Kazma’nın Svalbard Küresel Tohum Deposu’ndaki fotoğraf çekimlerini kapsayan Safe; Atıf Akın’ın nükleer alanlara odaklandığı Mutant Alan; Orkan Telhan’ın Mikrobiyal Tasarım Stüdyosu: 30 Günlük Simit Diyeti ve Tamer Nakışçı’nın Tasarlanmamış’ı… Ayrıca 1 ay boyunca üniversite öğrencileri cuma günleri bienal sergilerini, Zorlu Holding sponsorluğunda, ücretsiz rehberli turla gezecek. 20 kişiyle sınırlı turlara katılım öğrenci kimliğiyle gerçekleştirilecek.

Bienalin manifestosu
Bu bienal, ‘İnsan ve Tasarım’ ilişkisini çok önemli ama bir o kadar da eskiden kalma bir soruyla inceliyor: Biz insan mıyız? Tasarımı son derece insancıl bir soru sorma yöntemi ve içinde yaşadığımız dünyalar ve kendimizle ilgili bir düşünme biçimi olarak ele alıyor. Proje, resmi olarak 1 Aralık 2015’te, İstanbul’da bir basın toplantısında 8 adet önermeden oluşan manifestonun okunmasıyla başladı. Bienalin tüm katılımcıları bu önermelere karşılık vermeye davet edildi. Manifestolar her zaman birer provokasyon ve hareket çağrısıdır. Buradaki manifesto da daha önce görülmemiş düzeyde tehditlerle karşı karşıya olan bir gezegen ve türü göz önünde bulundurarak, tasarımı yeniden düşünmeye yönelik bir çağrı.

#ENKA Vakfı, Petkim ve VitrA eş sponsorluğunda düzenlenen 3. İstanbul Tasarım Bienali insanın tasarımla kurduğu ilişkiyi, arkeolojiden son teknolojiye, tıptan mimarlığa, bilimden iletişime birçok farklı alanda inceliyor.

Ece ULUSUM

Related Posts

Doğu Demirkol: Murat Abi Hazar’ı, ben Bennu Abla’yı kapatacaktım

Angus & Julia Stone: Menemen favorimiz

Venedik’te sorgulama ve üretme ‘Vardiya’sı

‘Bir bakışta böceklerimin derini anlarım’

Oscar kadınlara gidiyor

Modaya yön veren fikirler