Bir yıldızın fotoğrafını çekebilmek için saatlerce nöbet tutan paparazzilerin tarihi ve ilkeleri Fransa’da açılan Paparazzi! Fotoğrafçılar, Yıldızlar ve Sanatçılar sergisiyle yeniden masaya yatırıldı
Şöhretin ışıltısını insanlara ulaştıran magazin profesyonelleri paparazziler yeri geliyor eleştiriliyor yeri geliyor gündemi oluşturuyor. Magazin eleştirilen bir gazetecilik türü de olsa dergi ve gazete sayfalarında gördüğümüzde bakmaktan kendimizi alamadığımız haberleri ortaya koyuyor. Sırf bir kare çekebilmek için soğuk sıcak demeden saatlerce ve bazen günlerce bir yıldızın izini sürmek zor iş. Zorluğu keşke sadece bu kadar olsa. İşlerini yapan paparazziler ağır hakaretlere hatta hırpalanmalara maruz kalıyor. Fransa’da Centre Pompidou-Metz’de şubat ayında başlayan Paparazzi! Fotoğrafçılar, Yıldızlar ve Sanatçılar sergisi paparazzi imajını ve magazin fotoğrafçılığının etik olup olmadığını irdeliyor. Paparazziliğin son 50 yılını mercek altına alan sergide Jackie Kennedy Onassis’den Prenses Diana’ya, Brigitte Bardot’ya yapılan protestodan Kate Moss’a kadar uzanıyor. Serginin küratörü Paris’teki Centre Pompidou’nun fotoğraf departmanının direktörü Clément Cheroux her şeyden çok fotoğrafları tarafsız seçmeye özen gösterdiğini söylüyor.
PAPARAZZİ DE NE?
Paparazzi kelimesinin doğuşu 1960 yılında İtalyan yönetmen Federico Fellini’nın La Dolce Vita filmine dayanıyor. Filmde Paparazzo adındaki basın fotoğrafçısı karakteriyle literatüre giren paparazzi, İtalyanca’da sinek vızıltısı ve serseri kelimelerinin birleşmesiyle oluştu. Fellini’nin filminde Paparazzo post modern anti-kahraman olarak tasvir edilir. Film sayesinde bu figür bir mesleğe adını vermiş oldu.
Ron Galella (1971)
Jackie Onassis
Suikast mağduru eski ABD Başkanı John Kennedy’nin eşi Jackie Onassis, 1960’lı yıllarda özel hayatı en çok merak edilen isimler arasındaydı. Paparazzilerin sürekli peşinde olduğu Onassis alışveriş yaparken, Central Park’ta gezerken sürekli fotoğraflanıyordu. Evinin önünde gece gündüz bekleyen paparazzilerle Onassis mahkemelik olmuştu.
Sébastien Valiela (1994)
Mitterrand ve kızı
Sebastien Valiela, eski Cumhurbaşkanı François Mitterrand’ı saklamayı başardığı gayrımeşru kızı Mazarine Pingeot ile birlikte çekti. Tarihi bir görüntü olarak uzun süre gündeme oturan kareyi Valiela, Paris Match dergisine çok ucuza satabildi ama Paris Match zirve yaptı. Fotoğrafı yakalayabilmek için kapıda gün boyunca beklediğini söyleyen Valiela, “Bir arabanın içinde oturup fotoğrafları çektik. Kafasını kaldırsa beni görebilirdi” demişti.
Pascal Rostain ve Bruno Moroun (1965)
Brigitte Bardot’nun evinin önünde protesto
Paparazzileri eleştirmenin yanı sıra anlamaya çalışmak da önemli. Evini çitlerle kapayan Fransız yıldız Brigitte Bardot’yu saatlerce bekleyen paparazziler bu durumu pankartlarla protesto etmiş. Clement Cheroux, “Bir fotoğraf için yeri geliyor avını bekleyen avcı gibi saatlerce bekleniyor. Rostain ve Moroun’un çektiği bu kare de paparazzilerin protestosunu gösteriyor” diyor. Pankartlarda Bardot’nun eskiden fotoğrafını çekmesi için paparazzileri çağırdığını ama şimdi reddettiğini yazan sloganlar var.
Agence Pierluigi (1959)
Anita Ekberg uçaktan inerken
İsveçli aktris Anita Ekberg uçaktan inerken objektifler hemen yıldıza doğrultuyor. Paparazzilerin heyecanını ve yarışını gözler önünde seren kare serginin en beğenilen fotoğrafları arasında.
Bruno Mouron (1992)
Kate Moss Paris Moda Haftası’nda
Güzelliği dünyaya nam salmış model Kate Moss kendisinin fotoğraflarını çekmeye çalışan paparazzilere dil çıkarıyor.
Alison Jackson (2000)
Diana ve Marilyn alışverişte
Dönemlerinin en önemli kadınları olan Prenses Diana ve Marilyn Monroe’yu aynı karede buluşturan Alison Jackson kurgunun gücünü gösteriyor. Cheroux, Sergide en anlamlı fotoğrafın bu olduğunu beliriyor, photoshop!” diyor.
Francis Apesteguy (1975)
Marlene Dietrich paparazzilere saldırdı
Orly Havalimanı’nda seyahat dönüşü objektiflere yakalanan Alman asıllı sinema oyuncusu ve şarkıcı Marlene Dietrich paparazzilere saldırıyor. Açıkçası bu işi yapmanın bir zorluğu.
İŞİN ASLINI BİR DE ONLARDAN DİNLEYİN
Pascal Rostain: “İnsanlar paparazzileri böcek sürüleri ya da et yiyen hayvanlar gibi görüyor.”
Ron Galella: “Benim sınırlarım var. Davet edilmediğim bir yıldızın evine gitmem ama kapısını çalarım.”
Francis Apesteguy: “Kot pantolonumu, spor ayakkabılarımı ve sırt çantamı giyip elime tele objektifimi aldığımda yırtıcı moduna geçiyorum. Daha doğrusu çakal moduna. Çakal sinsidir, hedefine ulaşmak için sürünür. O iğrençtir. O utanmaz. Bu nedenle en uygun isim çakaldır.”
Sebestien Valiela: “Açıkçası etiğin yazılı kuralları yok. Herkes istediğini yapar. Hastalıklar ve insanların fiziksel zayıflıklarından kaçınarak insanları mutlu eden ve şaşırtan (gebelik, ayrılıklar, aşk hikayeleri) olayları ele alabiliriz.”
SİNAN ÖZEDİNCİK / GÜNAYDIN
Günaydın Yayın Koordinatörü Sinan Özedincik paparazzilik yaparken birçok önemli işe imza attı. Magazine yıllarını veren Özedincik ile paparazziliği ve paparazziliğin tartışılan konuları üzerinde sohbet ettik.
– Paparazzilik sizin için ne ifade ediyor?
– Adrenalin. Bu iş çok heyecanlı. İnsanların hayatlarıyla, gelecekleriyle ya da itibarıyla oynuyor gibi bir izlenim var ortada ama böyle değil. Hiç unutmuyorum Los Angeles’ta Ivy’deyiz. Tarkan ile bir klip çekimi için gitmiştik. Biz orada otururken dışarıda onlarca paparazzi gördük. Ünlü bir rap şarkıcısı kapıdan çıktığında paparazziler üzerine atladı hemen. ABD’de doğru, Türkiye’de yanlış yapılıyor düşüncesi hakim ama aynı. Av ve avcı meselesi söz konusu. Her hafta küfür ve tehditler işitiyorum.
– Dünyada ve Türkiye’de paparazziliğin etik sınırları çok tartışılıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?
– İtalya’da çıkan paparazziliği, en acımasız İngiltere yapıyor. Almanya’da da Bild. Bu ülkelerde bu iş yapılıyorsa biz neden yapamıyoruz. Bizler yanlış yapıyor gibi lanse ediliyoruz ama yanlış yapmıyoruz. İşin ucunda şantaj yoksa fotoğraflar çalınmıyorsa ya da tehdit oluşturmuyorsa biz de işimizi yapabiliriz. Örneğin, balkonda Şahan Gökbakar ve Berrak Tüzünataç’ın samimi pozlarının yakalanması. Bu fotoğraf nasıl çekilmez? Evinin içine girecek halimiz yok, muhabir dışarıdan çekti. Paparazzilerin giremediği birçok yer varken herkese açık bir yerde olursan ve ünlüysen fotoğrafın çekilir.
– Türkiye’de paparazzilik mesleği ne gidişatta?
– Eskiden daha nezih ve özel yapılıyordu bu iş. Gizlice tekneler tutuyorduk, havuzun içinden ya da ağaçların içinde zorlukla fotoğraflar çekiyorduk. Ben gece kulüplerinin önünde çok az bekledim. Ben oturup haber bekliyordum, duyunca tek başıma gidiyordum. Şu an nedenini anlamadığım şekilde paparazziler toplu halde işe gidiyorlar. Belki de okurun magazinden sıkılmasının nedeni budur. Yeni ve heyecanlı işlerin yapılamamasıdır. Zaten Tükiye’de paparazzilik devamlılığı olan bir meslek değil. Bu iş gazeteciliğe başlamak için bir adım gibi görülüyor. Ama yurtdışında sadece bu işi yapan ve çok iyi paralar kazanan insanlar var. Neredeyse bir yıl bir fotoğraf için emek harcıyorlar ve çektiklerinde büyük para kazanıyorlar.
– Bu işin heyecanı ve zorluğunu yaşadığınız bir anı var mı?
– 1998 yılında Kıbrıs’ta Mehmet Ali Erbil ve Özlem Yıldız nişanlandığında tatile gidiyor. Ben de başka bir iş için oradayım. Erbil’in başka bir kadınla farklı bir otele gideceğini duydum. Haberi alır almaz ben de otele müşteri olarak girdim. Balkondan bir baktım siyah takım elbiseli korumalar 50 derece sıcak altında bekliyor. Erbil o kadınla çok samimi yüzüyor. Fotoğraflarını çekebilmek için otelin mutfağına girdim ve oradan da çocuk havuzuna geçtim. Fotoğraf makinesini iyice sarıp sarmaladıktan sonra çocuk havuzundan ve palmiyelerin içinden fotoğrafı çekmeyi başardım. Özlem Yıldız’ın hayatında bir dönüm noktası oldu, nişanlar atıldı. Ama daha sonra kendisi beni arayıp teşekkür etti, “İyi ki o ipten dönmüşüm” dedi. Vicdanen üzüldüm ama benim işim bu. Bir de 1999 yılında Yasemin Yalçın’ın sahilde fotoğraflarını çektiğim için sokak ortasında resmen dayak yedim. Ama bilinmeli ki ünlü olmanın bedeli var. Paparazzi olmanın bedeli de hırpalanma ve tehditler alma da diyebiliriz.
– Kadın paparazzi olmaması tartışılıyor. Kadınlar için zor bir meslek mi?
– Yurtdışında da böyle. Çünkü bu iş zor. Gerekiyorsa sabaha kadar kapılarda bekleniyor yeri geliyor tehditler alıyor. Güçlü olmak lazım bu iş için fiziksel olarak. Kadınlar bu işi yaparlar ama nedense tercih eden pek yok.
Hakan Uç / GÜNAYDIN
Paparazzi olarak görev yapan Günaydın muhabiri Hakan Uç işini anlattı. Uç “Bu iş ciddiye alınarak yapılmalı” diyor.
– Neden paparazzilik?
– Hakikaten çok zevkli bir iş. Bu iş puzzle parçalarını birleştirmeye benziyor. Doğru insanları doğru yere getirmeniz ve düşünmeye başlamanız gerek. Türkiye’deki ünlülerin yanı sıra Paris Hilton, Ben Affleck ve Adrian Brody gibi yıldızları da çektim. Ben Affleck Türkiye’ye geldiğinde herkes onu arıyordu. Ben de Twitter’da bir öğrencinin tweetini gördüm, ‘Affleck Bilgi Üniversitesi’nde’ diye. Kampüse gittim. Güvenliğin boş bulunduğu bir anda içeri girdim. Affleck’in korumaları fotoğraf makinesini görünce üzerime atladı. Fotoğraf öğrencisi olduğumu söyleyince beraber fotoğraf çektik ve gazeteye manşet oldu.
– Sizi en heyecandıran işiniz hangisiydi?
– Asena Erkin ve Berkay olayı gündemi değiştirdi. Bir gün Akmerkez’de yemek yerken Asena Erkin’i yemek katında gördüm. Şüpheledim çünkü ünlüler o katta dolaşmaz. Takip ederken gözden kaçırdım ama zemin katta Berkay’ı gördüm. Puzzle oluşmaya başladı tabii. Bu kez Berkay’ı takip ettim. Berkay telefonda “Sen neredesin?” diye Asena ile konuşuyordu ve bir anda o da kayboldu. Erkekler tuvaletini kontrol ettim yok! Sonra bebek odasını fark ettim. Kapıdaki kadın beni kovdu ama ağzından “İçerde birisi var” lafını alınca kapıda 35 dakika kadar bekledim. Sonra Asena çıkınca “Eyvah yakalandık!” diye çığlık attı. Berkay da panikledi. Fotoğrafları silmemi istediler ama paparazziliğin en önemli kuralı şu: Çektiğin fotoğraf gazetenin malıdır. Sonuçta ertesi gün puzzle tamamlandı.
Ece ULUSUM
http://www.sabah.com.tr/cumartesi/2014/03/15/paparazzilik-puzzle-yapmak-gibi
