Broadway’in en önemli müzikallerinden West Side Story, 1-18 Mart tarihlerinde Zorlu PSM’de… 21 gösteriyle yeniden müzikal seyretmenin tadına varacağız. Müzikalin yönetmen ve koreografı Joey Mckneely, Tony’si Kevin Hack ve Maria’sı Jenna Burns sorularımı yanıtladı.
Porto Rikolu çete The Sharks ve ABD’li çete The Jets’in New York sokaklarındaki çekişmesi arasında kalan bir aşk hikâyesi… Ancak West Side Story’yi sadece bir aşk hikâyesi olarak anlatmak olmaz, ırkçılık, ayrımcılık ve kötülüğün yansıtıldığı aşkın bir çıkış noktası sunduğu bir müzikal… 1950’li yıllarda geçmesine rağmen günümüzle birçok benzerlik taşıyor. 1957’de Arthur Laurents’ın kitabından uyarlanarak müzikal olarak sahnelenen West Side Story, 1961’de de sinema filmi olarak çekildi. En iyi film dahil tam 10 dalda Oscar kazandı. O zamanların La La Land’iydi… Broadway’in en önemli müzikali bu baharda ilk kez Türkiye’ye geliyor. 1-18 Mart tarihlerinde 21 kez sahnelenecek… Müzikalin yönetmen ve koreografı Joey Mckneely, İstanbul’a gelmek için gün saydığını söylüyor. Mckneely hikâyenin günümüzdeki yerini, Broadway turnelerinin ona ne kattığını ve birçok şeyi anlattı.
■ Günümüzde West Side Story sizce neyi temsil ediyor?
West Side Story seviliyor çünkü bizlere ilk aşkımızı hatırlatıyor. Duyduğumuz heyecanı, olasılıkları, sevginin saf gücünü… Ayrıca bu müzikal hâlâ toplumun aynası. Irkçılığın ve korkunun nasıl zehir gibi çevreyi etkilediğini gösteriyor. Kontrol edilemezse de hayatı mahvedeceğini…
■ Öyküdeki yıllar hakkında araştırma yaptınız mı? O döneme ait özellikle neleri yansıtmak istediniz?
Yapmaz olur muyum! Kapsamlı bir araştırma yaptım ama yine de bunu sadece bir dönemin eseri olarak nitelendiremeyiz. Bir yönetmen olarak 1957’lerden sıyrılıp duyguları yansıtmaya çalıştım. Kesinlikle zamansız bir hikâye… Müzikalde minimalist bir yaklaşım sunuyoruz ama drama ve aşkın tutkusunu kaybetmeden… İzleyiciyle bizi bağlayan da bu. Koreografiyse orijinal, Jerome Robbins’in koreografisi.
■ Sinema filmini nasıl buluyorsunuz?
Film büyüleyici bir sanat eseri. İçinde bulunduğu dönemi olağanüstü bir şekilde yansıtıyor. Dansların çekimi de harika… Masum Amerika’da nasıl 1950’lerde her şeyin yüzeye bir şekilde çıktığını ve ‘şişelenmiş’ enerjiyi serbest bıraktığını gösteriyor.
■ Ekibinizi anlatır mısınız biraz…
Bu ekibi seviyorum. İnanılmaz yetenekliler. Böylesi şaşırtıcı bir yolculuğa çıkıp kendilerini rollerine adıyor ve her gece sahneye kendilerinden bir parça bırakıyorlar.
■ Müzikal denince aklıma hep film endüstrisinin yansıttığı perde arkası gelir. Herkes tüm hayatını o müzikalde yer alabilmek için adamış, çok büyük zorluklar çekmiş ve yetenekli olandan öte mücadele edenlerin istediği olmuş… Gerçekte neler oluyor?
Şey, hemen hemen aynı. Zafer dolu iyi günler de var, mücadeleli gözyaşı dökülen günler de ve hatta yaralanmalar. Bazen gerçekten sıkıcı ve bıktırıcı hal alıyor. Bu bütün aktör ve dansçılar için bir süreç. Yine de perde arkası, perde arkasında kalmalı.
■ ABD’deki kadroyla turne kadrosu arasında performans açısından herhangi bir fark var mı?
Amerika turne ekibi gibi biz de çok sıkı çalışıyoruz. Bu yüzden hiçbir farkı yok, nerede oturup izlediğinizin de… Hem sahnedeki Britanyalı ve Avustralyalılar dışında sahnedeki herkes Amerikalı. Şovda en iyi yetenekleri seyredeceksiniz.
■ Turneler size nasıl bir deneyim kazandırıyor?
Bu başka kültürleri öğrenmek ve insanlar arasındaki farklara saygı duymakla ilgili. Gösteri hepimiz için bir ders… İnsanlar birbirine benzemez, aynı şeyi düşünebiliriz ama aynı şekilde davranamayız. Her kişi benzersiz bir birey ve kendimizi hissettiğimiz gibi ifade edebilmeliyiz. Mary, Tony’e âşık olursa kim onları yargılayabilir ki… Turneler bana hem çok farklı olduğumuzu hem de birçok açıdan da aynı olduğumuzu gösteriyor ve bu dünyadaki deneyimimi zenginleştiriyor.
■ Broadway’de yer almak isteyen birine tavsiyeniz ne olur?
İyi bir eğitim alın, çok çalışın ve asla vazgeçmeyin.
■ Zorlu PSM’de izleyicileri neler bekliyor?
İstanbul seyircisiyle tanışmak için gün sayıyoruz. Seyircileri mükemmel dansçı ve şarkıcılarla birlikte dinamik, gerçek ve gösterişli bir şov bekliyor.
‘Bazen sahnenin arkası sirke dönüşüyor’
Jenna Burns (Maria)
■ Maria sizce nasıl biri?
Maria, Porto Riko’dan Amerika’ya taşınmış ve hayatı deneyimlemek için can atan bir kız. Ama Tony ile tanışınca dünyası tepetaklak oluyor. Maria başta erkek kardeşinden dolayı karamsar görünüyor. Ancak Tony onun resmen gözlerini açıyor…
■ Filmdeki en sevdiğiniz kare ve replik nedir?
En sevdiğim sahne elbette balkon sahnesi! Orada yaşananlar gösteride neler olduğunu birkaç sözle özetliyor. Replikse…
Maria: “O da tıpkı Bernardo gibi, korkuyor… Senden korktuğunu düşünsene.”
Tony: “Görüyor musun?”
Maria: “Seni görüyorum.”
Tony: “Sadece beni gör…”
Bu bölüme bayılıyorum. Çünkü farklı insanlardan, aslında onlardan korktuğumuz için nefret ettiğimizi gösteriyor. Tony, Maria’nın sadece ve sadece kendisini, farklılıkları göz ardı ederek olduğu gibi görmesini istiyor.
■ Eğer bu müzikalde başka birini canlandırsaydınız, kim olmak isterdiniz?
Shark kızlarından birini oynamak isterdim. Özellikle de Gym’deki dans sahnesinde (Mambo) oynamayı çok isterdim ancak bunun için dans becerilerim daha iyi olmalı. (Gülüyor.)
■ Dans ediyor ve şarkı söylüyorsunuz. Böylesine yorucu bir performansın altından kalkmak için neler yapıyorsunuz?
Hepimiz sağlıklı besleniyor ve fiziksel olarak aktif kalıyoruz. Vokalist olarak ise su ve nem çok önemli… Gece uyumadan önce litrelerce su içiyorum. Şovdan önce ve sonra kullandığım özel bir cihazım var, buhar solumama yarıyor…
■ Mckneely’ye sordum ama söylemedi, perde arkasında neler oluyor?
Şovla alakalı ama izleyicilerin görmediği bir sürü şey oluyor perde arkasında! Set, makyaj, ışıklar… Bir sürü hareket! Bazen sahnenin arkası adeta bir sirke dönüşüyor. O zaman çok eğlenceli oluyor.
■ Aslında Tony’yi soracaktım ama gerçek hayatta Maria ile tanışsaydınız ne yapardınız, merak ettim…
Eğer gerçek hayatta Maria ile tanışsaydım ona kocaman sarılırdım. Başından o kadar çok şey geçiyor ki onu destekleyecek gerçek bir dosta ihtiyacı var.
■ Müzikal, izleyiciye bir aşk hikâyesi ötesinde sizce ne vaat ediyor?
Bu müzikal, günümüzde yaşanan ırkçılık ve gerginliğin o dönemde daha yüksek bir tansiyonda yaşandığını gösteriyor. O zamanlara dönüp bakmamızı sağlıyor. Özellikle şimdilerde bu hikâyenin verdiği mesajları kitlelere iletmekten dolayı onur duyuyorum.
■ İstanbul’da neler keşfetmek istiyorsunuz?
Nasıl heyecanlıyım bilemezsiniz! Sürekli duyduğum farklı kültürü olan bir şehri keşfetmek çok güzel olacak. Hiç tanımadığım bir şehrin bana sunduğu şeyleri yaşamanın tadına varacağım.
**
‘Sahnede ona âşık olmamak imkânsız’
Kevin Hack (Tony)
■ Tony sizce nasıl biri ve onu canlandırırken özellikle nelere dikkat ediyorsunuz?
Dürüst olmak gerekirse tamamen Tony’ye bürünebiliyorum. Açıkçası Tony ve ben birbirimize benziyoruz. Bana benzeyen birini oynamak güzel, böylece kendimi de keşfediyorum. Bu hikâyeyi anlatmak ve sahne sanatını bu kadar tutkuyla paylaşan insanlarla sahnelemek de çok özel.
■ İlk izlediğiniz müzikali hatırlıyor musunuz?
O dönemlerde müzikal, oyunculuk ve şarkı söylemekle pek ilgilenmiyordum. West Side Story izlediğim ilk müzikaldi.
■ Gerçek hayatta Maria için neler feda ederdiniz?
Pek emin olamayacağım bir şey sordunuz! (Gülüyor.) Ancak Maria’nın Tony’ye hissettiklerini gerçek hayatta da görmeyi çok isterdim.
■ Jenna ile çalışmak nasıl?
Muazzam! Jenna harika biri ve sevgi dolu bir kalbi var. Her gece sahnede ona âşık olmamak neredeyse imkânsız.
■ İstanbul’da neler keşfetmek istiyorsunuz?
İlk kez orada olacağım ve göreceğim şeyler için çok heyecanlıyım.

West Side Story 1-18 Mart tarihlerinde 21 şovla Zorlu PSM’de!
Ece ULUSUM