Yıllardır yaptığı pop-caz ve İspanyolca parçalarıyla tanınan Melbreeze’in 7’nci albümü “Yok Ya!” çıktı. Bu sefer cover yok, yeni şarkılar var. Tarzı da epey değişmiş. Yepyeni Melbreeze 5 soruda karşınızda…
■ Caz ile pop müziğin iç içe olduğu parçalar seslendirmeniz, cazı müzikseverlerle arasını ısıtmak ya da sadece caz türünden ilerleseydiniz rağbet görmeme ihtimalinizden mi?
Bir sanatçıyı pop ya da caz diye ayırmak son derece saçma. Bir şarkıcı her türü söyleyebilmeli. Ama operayı saymıyorum çünkü bir eğitim gerektirir. Dolayısıyla ruhuma uyan, beni anlatan her türlü tarza açığım. İlk göz ağrım caz, hiçbir zaman vazgeçmeyi düşünmüyorum. Caz müzik sonuna kadar ama bana uygun olan bunun dışındaki her türe açığım.
■ Niçin yurtdışından stüdyolar tercih ettiniz?
Aslında yurtdışında yaşıyor olmam ve müzisyen arkadaşlarımın da burada olması… Gerçi Türkiye’de çalışmayacağım diye bir şey diyemem. Sadece şartlar bunu gerektirdi.
■ Yorumlara baktım da en çok İspanyolca şarkılarınız seviliyor. Tekrar öyle bir çalışma yapmayı düşünür müsünüz?
Sevilme sebebi Türk müziğine yakınlığı olabilir, malum Akdenizliyiz. Sonuçta yaptığım fusion caz, funk caz ya da progressive cazın zaten dünyada belli kitlesi var. İspanyolca başka albümler yapmayı düşünüyorum, hatta sürprizlerle gelmeyi düşünüyorum. Javier Limón ile bestelerim üzerinde çalışıyoruz. Emre Aksu’yla da planlarımız var. Yine Akdeniz müziği sıcaklığında…
■ Yeni albüm sürecinizde kendinizde neler keşfettiniz?
Mesela tarzınızda… Her gün yeni bir şey keşfediyorum. Gerçi hiçlikten geliyoruz, hiçliğin anlamını tam öğrendiğimizde, belki gerçek bir hiç olacağız. Bu müzikle ilgili değil, kendinizle ilgili. Kendimi keşfettikçe şarkılarıma yansıyor.
■ Türkiye’de caz müziğin her geçen gün sevildiğini etkinliklerin arttığını görüyoruz. Ama caza salon müziği olarak bakılıyor. Siz bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Evet, cazın her zaman üst düzey müziği olduğunu söyleyenlerle dünyanın her yerinde karşılaşıyoruz. Oysa caz, halkın müziğidir. Türkiye’de arabesk neyse aslında ABD’de caz o. Siyahiler kendi haklarını kazanmaları sırasında blues müzik yapardı, sonra caz müziğe evrildi. Ama caz, beyazların eline geçti. Bir müziği serbestçe yapmak için onu çok iyi bilmek gerek. Müzikte her şey 12 notadan oluşuyor ve bunun türevlerinden… Basit değil ama müzik, müziktir. Umarım bir gün herkes cazı gerçekten anlar.
Ece ULUSUM