Grup Seksendört’ün yeni single’ı Yorma’yı, Tuna Velibaşoğlu ile konuştuk. Velibaşoğlu olgunlaşmanın müziklerine nasıl yansıdığını anlattı…

6738910Grup Seksendört’ün yeni single’ı Yorma her yerde dönmeye başladı. Parça yeni olmasına karşın festivallerde hayranları hep bir ağızdan söylemeye başladı bile. Karşımızda bu sefer daha olgun, yaş almış ve üç kişilik bir Seksendört var. Solist Tuna Velibaşoğlu’na üç kişi kalmalarının alametifarikasını sordum ancak yanıtlamamayı tercih etti…
 Şarkınız Yorma yine pek bir dertli… Bu parçanın hikâyesi nedir?
Şarkının birden çok hikâyesi var aslında. Serter’in ve Mehmet’in son dönemlerde yaşadıkları birçok ikili ilişkiyi anlatıyor. Sadece aşk değil, dostluk ve arkadaşlık da var içerisinde. İnsanların karşılarındakini oldukları gibi kabul edemeyip gereksiz bir şekilde değiştirmeye çalışmalarını konu ediyor. Böyle bir durumda, çekinik olan tarafın yaşadığı içsel rahatsızlık ve huzursuzluğun dışa vurumu bir nevi…
Bu şarkıda teknik olarak ne gibi önemli detaylar var?
Bizim için en önemli detay, ilk defa davulcumuz Serter’in bir eserini paylaşıyor olmak. Yorma iki davulcunun, Serter Karadeniz ve Mehmet Uludağ’ın bestesi. Birlikte yoğun vakit geçirdikleri, efkârlı bir anlarında çıkıyor şarkı. Mehmet zaten yıllardır bizim en yakınımızdaki adamlardan ve neredeyse bizi bizden iyi tanıyor. Hiçbir hesap kitap olmadan, içlerinden geldiği gibi yapıyorlar şarkıyı. Ben de prodüksiyonu yaparken bunu göz önünde bulundurarak, en yalın haliyle kaydettim. Böylece ortaya ilk zamanlarımıza yakın bir şarkı çıktı.
 İlk çıktığınız zamandan bir fotoğraf ve güncel bir fotoğrafınız yan yana koyulmuş ve altına da “Seksendört’ün yaş aldığının ve hâlâ hüzünlü olduğunun farkında mısınız?” yazmışlar. O arkadaşa cevabınız ne olurdu?
“Neden yüzümüze vuruyorsun?” olurdu! (Gülüyor.) Olgunlaşmak güzel de fiziksel olarak eski günlerini arıyor insan. 30 yaşına kadar her şey mümkün geliyor insana, sonra bir bakmışsınız yavaş yavaş ağır çekim başlıyor. Öyle eski eğlenceler falan bitmiş, “Haydi abi gidip dinlenelim, yarın konser var” demeler başlamış. Ama en güzel yanı edindiğiniz tecrübelerle başka bir anlatım dili yakalıyor olmak. Başka bakıyorsunuz artık aynı olaylara, sakin olmayı en önemlisi şaşırmamayı öğreniyorsunuz. Dünyanın kendi etrafınızda dönmediğini, başkalarının hayatlarına da dokunduğunuzu fark ediyorsunuz; sonra da başlıyorsunuz hikâyenizi anlatmaya…
Anadolu’daki festivaller ve konserlerde en çok ilgi gören gruplardansınız. Keza Adana’da şahit oldum… Oradakilerle farklı bir etkileşiminiz var, daha yoğun gibi. Bana mı öyle geliyor yoksa?
Adana sadece bizim için değil, tüm sanatçı ve gruplar için Akdeniz bölgesindeki en önemli buluşma noktalarından biri. Hem ekonomik hem sosyal anlamda, Türkiye’nin en büyük illerinden. Çevre illerde çok fazla üniversite ve genç nüfus var. Şehirlerarası en fazla 3 saatlik mesafede. Bu durum Adana’yı mükemmel bir buluşma noktası yapıyor. Seksendört neredeyse 20’nci yılını kutlayacak bir grup olduğundan, ne mutlu ki her yerde konserlerimiz bu şekilde geçiyor.
Bundan sonraki planlarınız projeleriniz neler?
Hız kesmeden bir sonraki tekliye başlayacağız öncelikli olarak. Elimizde “Bu olur” dediğimiz 5 şarkı var, yürüdüğümüz yola en iyi hizmet edeni seçmeye çalışacağız. Diğer yandan yaz konserlerimiz başlayacak. Ramazan sonrası uzun bir yaz turnesi planlıyoruz. Konserlerimizi ve yeni şarkımızı aksatmadan bir arada yürütmeye çalışacağız. Hedefimiz en geç sonbahar başında yeni bir şarkı yayımlayabilmek.

Ece ULUSUM

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’