Konserlerde ‘ışıklara göz kırptıran’, Babylon’un ışık tasarımcısı Sadık Avcı, müzikseverlerin konser deneyimini adeta renklendiriyor. Avcı ile müzik ve ışık ilişkisini konuştuk…

6718804Sadık Avcı’nın işlerini uzun zamandır takip ediyordum. One Love ve Cappadox’ta harikalar yaratıyordu. Ama en son Sónar Istanbul’da gördüğümde sahneyi bırakıp onu izlemeye başladım. O kadar odaklanmış çalışıyordu ki, müzik ve ışık muazzam senkrondu. Işıklar izleyiciyi daha da yükseltiyor, konseri acayip bir havaya sokuyor. Sanatçılar sahnedeyken Sadık’a teşekkürler ediyor, onu öve öve bitiremiyor. Onun hikâyesi Diyarbakır’dan Çeşme’ye oradan da Pozitif’e kadar uzuyor. Çok zor şartlara maruz kalsa da yaptığı işi o kadar sevmiş ki hiçbir şey onu bu ‘ışıklı’ yoldan vazgeçirememiş. İyi ki de öyle olmuş. Festivaller ve konserlerde göz hapsine aldığım Avcı ile sohbet ettik.

 Hayat hikâyenizi Murat Beşer’den okumuştum. Hem etkileyici hem de çalışkan birinin iyi yerlere gelmesi umut verici. Siz onun kaleminden okuyunca neler hissettiniz?
Başta biraz tuhaf hissettim. Murat Abi’yle tanışıklığımız uzun yıllara dayanıyor. Yazı hakkında onunla konuşurken çevremdeki herkesin okuyacağı gerçeği hiç aklıma gelmemişti açıkçası. Bir nevi hayatımı arkadaşlarıma açmış oldum. İlginç bir deneyimdi. Çok güzel ve destekleyici yorumlar aldım.
■ Sónar Istanbul’dayken bir ara sahneyi unutup sizi izlemeye başladım. Işıkları kontrol etmiyordunuz da sanki bir DJ gibi performans sergiliyordunuz. O masanın karşısına geçince, sahneye baktığınızda nasıl hissediyorsunuz?
İşte bunu çok duyuyorum. Şovları manuel yaptığımdanben de sanatçıyla birlikte canlı bir performans sergiliyorum. Müziğin ritmini duyuyorum ve ben de ışığın ritmini yakalıyorum. Bir hareket ortaya koyduğumda, o müziği bilmesem de ikinci ve üçüncü adımlarımı da kafamda oluşturmuş oluyorum. Ancak her şey her zaman planladığınız gibi gitmiyor tabii ki, bazen yanlış tahminler oluyor. Bunlar için de A planı, B planı gibi durumu kurtaracak başka adımları hazırda tutmakta fayda var. O masanın başına geçtiğimde dünyayla iletişimim kesiliyor. Bazen çok kaptırmışsam yanıma gelen insanların bile farkına varmıyorum. Gerçekten güzel bir duygu.
■ Müzikal anlamda da yeteneğiniz olmalı, kulağınız çok iyi belli ki ve ritimleri iyi takip ediyorsunuz. Ne dersiniz?
Hiç enstrüman çalmayı denemedim ama müzik kulağım olduğunu düşünüyorum, en azından inanmak istiyorum. Müzik gerçekten benim hayatım. Parçaları güzel noktalardan yakalıyorum ama bu sanatçının kendisi dışında fark edilmesi zor bir detay. Seyirciler grupla çalıştığımı düşünüyor genelde; ama işin gerçeği grupla tanışık olmayı geç, şarkılarını ilk defa konserde dinliyorum. Zaten öyle olmasa albüm lansmanlarında da aynı başarıyı yakalayamazdım.
 Sónar Istanbul’a nasıl hazırlandınız? Muazzam bir atmosfer vardı, herkes ışıkları konuşuyordu…
Başarı hazırlık sever. İşi aldığım geceden itibaren sahneyi kafamda oluşturmaya başlamış ve çok geciktirmeden bir plana dökmüştüm. Sonra konser gününe kadar aklıma gelen, güzel olacağını düşündüğüm bütün detayları bu şova kattım. Ne yazık ki her şey evdeki hazırlıkla bitmiyor. Festivalde birlikte çalıştığım gruplarla performansa saatler kala tanışma imkânım olduğu için grubun tarzını ve özel isteklerini de gün içerisinde programıma ekliyorum. Emeğinizin fark edildiğini görmek çok gurur verici.
 Mesleğinizde iyi olabilmenin sırrı sizce nedir?
En büyük gerekliliğin bu alana ve mesleğe büyük bir aşk beslemek olduğunu söyleyebilirim. İşiniz size yükmüş gibi hissettirmemeli. İzinli günümde bile konser salonuna gitmeyi ve tek başıma ışıklarla oynamayı seviyorum.
 En büyük hayaliniz nedir? Kimin sahne ekibinde yer almak isterdiniz?
Buna bir sanatçı örneği veremem ancak PRG ekibinin bir parçası olmayı isterdim. Bilmeyenler için; Beyonce’den Superbowl finaline kadar dünya çapında şovlar ortaya koyan bir prodüksiyon şirketi. O ekibin kıyısından köşesinden bile bir parçası olmak eminim ki beni çok geliştirir ve profesyonelleştirirdi. Bir sanatçı söyleyecek olsam da Moderat derdim herhalde; en sevdiğim grupla turneye çıkabilmek çok keyifli olsa gerek.
 Bir konserde ışık ve müzik arasında sizce nasıl bir denge var?
Işık ve müzik gerçekten ayrılmaz bir ikili. İkisi bir konseri birbirine paralel olarak ya iyi ya da kötü etkiler. Müzik iyiyse ışıkçı daha iyi yapar, ışık iyiyse sanatçı daha bir havaya girer ve kendini performansına daha çok verir. En azından benim gözlemim bu yönde.

 

Clark_Sonarclub_Istanbul_2017_CemGultepe_1

‘Kameraya iyi davranmaya çalışıyorum’
Es Devlin sahne tasarımlarını ve ışıkları şimdi Instagram formatına sığacak şekilde ayarlamaya çalıştığını söylüyor. Konserlere gelenlerin sosyal medya paylaşımları sizin için ne önem taşıyor?
Katılıyorum. Konserlerden çıktığımda Instagram’ı açıp fotoğraf ve videolara bakmak çok keyif verici. Mesela bazı renkler göze çok güzel görünmesine rağmen telefon kameralarında iyi çıkmıyor, o yüzden sanatçının en meşhur parçalarında daha açık renkler kullanmaya ve kameraya iyi davranmaya çalışıyorum.
 Açık hava mekânla kapalı mekân arasında sizin açınızdan nasıl nüanslar var?
Açık hava beni hep daha çok heyecanlandırmıştır. Örneğin Babylon Soundgarden ve One Love. Festival olmasa bile, dışardaki konserlerde insanlar daha rahat eğleniyor. Bu beni de etkiliyor. Ancak teknik açıdan kapalıdan katbekat zor. Işıklar açık havada gücünü yarı yarıya kaybediyor ve etkisi azalıyor. Herkesin sahnede gördüğü o dumanlar, sisler ışığı görünür kılma konusunda tek yardımcımız.

‘Işıklara göz kırptırıyorum’
■ Chassol Big Sun “Bazen müzik berbat olabiliyor ama sahne işi kurtarıyor” demişti.
Bunun yaşandığı durumlar var tabii ki ama istisna. İşini iyi yapan biri yine ortamı güzelleştirecek ufak dokunuşları yapacaktır ama müziği hissetmek, işin daha iyi çıkmasını sağlıyor kesinlikle.
■ Yaptığınız mesleği hiç konsere gitmemiş birine anlatsaydınız nasıl anlatırdınız?
Orkestra şefi gibi ışıkları yönetiyorum, onlara göz kırptırıyorum gibi. (Gülüyor.)
■ Sanatçılardan övgü almak sizi nasıl hissettiriyor?
Takdir edilmek güzel. Hiç fark etmeyen de oluyor, sahneden teşekkür etmekle yetinmeyip röportajda bile teşekkür edenler de. Küçük bir detay ama beni çok motive eden bir durum. O sanatçıları asla unutmuyorum ve tekrar çalıştığımda da üstüne koymaya daha çok özen gösteriyorum.
■ Konserde “Bu oldu” dedirten ne oluyor?
Hem sanatçının, hem de izleyicinin mutlu olduğu ve eğlendiği hissi bana ulaşmışsa ben de masa başında dans ede ede işimi yapıyor oluyorum.
 Geleceğe dair planlarınız neler?
Genelde plan yapmam. Hayatın önüme çıkaracağı küçük sürprizlere uyum sağlayıp devam ediyorum denebilir. Ancak beni her zaman o masanın önünde aynı şevk ve şapkayla çalışırken görebileceğinize söz verebilirim galiba.

 

Ece Ulusum

 

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’