Efsane isimlerle müzik yapan, günümüz caz standartlarının ince ayarını yapan piyanist ve besteci Chick Corea sorularımızı yanıtladı…
6698230Günümüz caz standartlarını belirleyen isimlerden biri olan, ABD’li efsanevi caz/füzyon piyanisti ve besteci Chick Corea yeniden İstanbul’a geldi, cazseverleri ritmiyle kucakladı… Efsane Corea, 50 yıllık kariyerinde yayınladığı albüm ve bestelerindeki başarısını sayısız Downbeat ödülü ve 22 adet Grammy ödülüyle taçlandırdı. Dün ki konserde de ABD’li caz davulcusu Brian Blade ve Porto Rikolu caz kontrbasçısı Eddie Gómez’le beraber Garanti Caz Yeşili Konserleri kapsamında dün Zorlu PSM Caz Festivali’nde hayranlarıyla buluştu. Sahneye çıkmadan önce de sorularımızı yanıtladı…
■ Daha önce birçok yetenekli müzisyenle çalıştınız ve şimdi İstanbul’a yine işlerinde çok çok iyi olan müzisyenlerle geldiniz. Böyle bir atmosferde, hepiniz beraberken nasıl bir potansiyel ortaya çıkıyor?
Eddie Gomez ve Brian Blade ile oluşturduğumuz bu trio gerçekten çok özel. Şu ana kadar birçok turnede beraber çaldık ve artık trio’muz ‘bir’ oldu. Eddie ve Brian ile geçmişimiz epey eskiye dayanıyor; dolayısıyla bu geçmişten dayanan geniş bir repertuarımız var. Performanslarımızda sık sık Thelonius Monk, Bud Powell, Bill Evans and Miles Davis gibi bize yol gösteren ustaları müzik aracılığıyla sevgi ve saygıyla selamlıyoruz.
İnternette çevrimiçi atölyeler düzenliyorsunuz. Böyle bir eğitim sistemi sizce müzik söz konusu olduğunda düzgün bir şekilde işliyor mu?
Ben kendi düzenlediğim workshop’lara “eğitim sistemi” demezdim. Daha çok müzisyenler ve müzikle ilgilenen insanlar için bir buluşma alanı yaratıyorum diyebiliriz. Aslında yapmaya çalıştığım şey, kendi deneyimlerimi dünyanın her yanından gelen müzisyen arkadaşlarımla paylaşmak. Özellikle genç müzisyenleri hayalgüçlerini kullanmaları ve kendi değerlerine güvenmeleri konusunda cesaretlendirmeyi mühim buluyorum ve bunu yapmayı istiyorum.
Scientology müziğinizi nasıl etkiledi? Size müzikal anlamda farklı bir kapı açtı mı?
Bu tür sorular epey geliyor. Scientology düşüncesi hayatımda önem taşır büyük bir önem taşırdı. Şimdi daha kendi halimde devam ediyorum. Hubbard’ın Dianetics adlı kitabını 1968’de okumuştum. Onun öğretileri hayatım değiştirdi. Müzikal anlayışı, hayatın genelindeki anlayışı ve yetkinliklerinden ayrı tutulamaz. Her iki alanda da sürekli olarak kendimi geliştirebiliyorum ve bu öğretiden aldıklarım doğrultusunda kendimi yeniliyorum.

‘İSTANBUL’A YENİDEN GELMEK BÜYÜK BİR ZEVK’
Röportajlarınızda her zaman iyi bir müzik insanı olmanın çok çalışmaktan geçtiğini, siz 18 saat çalıştıysanız 20 saat çalışan başka birinin sizi geçebileceğini söylersiniz. Şimdiki müzik endüstrisinde bunun gerçekten mümkün olduğunu düşünüyor musunuz?
Bunu yanıtlamak güç ancak şu an geldiğim noktaya gelmem çok uzun zamanımı aldı. Çok çalıştım elbette ve bir sürü efsane müzisyenle çalışma fırsatını buldum. Onlarla takılarak vizyonumu genişletmeye çalıştım. Her zaman yeni projeler gerçekleştirmekten mutluluk duydum. Bu yol beni bir yere getirdi, başkasına da aynı şekilde cömert davranır mı, bilemiyorum…
Sizi bu kadar tutkulu kılan şey neyse ona minnettarım ama sormadan edemiyorum. 75 yaşındasınız, hâlâ çok sıkı çalışıyorsunuz? Hiç başka bir plan yapmadınız mı? Emeklilik gibi…
Eskiye dönüp kayıtlarımı hiç dinlemem. Yenileri eskilerle kıyaslamaktan hoşlanmıyorum. Benim için önemli olan sürekli yaratmak. Geçmişe çok seyrek bakıyorum ve her zaman geleceğe dönük projeler üretmeye çalışıyorum. Ondan şimdilik durmak gibi bir planım da yok.
Bu sizin İstanbul’a ilk gelişiniz değil. Konserlerinizde alkışlar susmak bilmedi
İstanbul’a yeniden gelmek bizim için büyük bir zevk. Konserlerde müziğe gerçekten duyarlı olan dinleyicileri görmekten her zaman çok mutlu olmuşumdur. Mutluyuz… İlginiz ve sorularınız için teşekkür ediyorum.

Ece Ulusum
Link:

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’