Dünya Kadınlar Günü’ne özel olarak Zorlu PSM’de 8 Mart’ta şahsına münhasır isimler Nilipek, Selin Sümbültepe, Merve Çalışkan ve Sedef Sebüktekin sahneye çıkacak. Dörtlü sorularımızı yanıtladı.
■ Bu projenin hoşunuza giden yanı neydi? Niçin yer almak istediniz?
Nilipek: Özetlemek gerekirse, iyi bir sahnede, sevdiğim müzisyenlerle bir arada olma fikri hoşuma gitti. Merve, Sedef ve Selin sevdiğim ve çok saygı duyduğum sanatçılar. Hepsinin kendine özgü bir hikaye anlatım tarzları var.
Merve Çalkan: İlk atılan mailde “Yerel sahnenin şahsına münhasır genç kadın müzisyenleri” diyordu; bu sıfatı kaçırmak istemedim.
Selin Sümbültepe: Kolektif ruhlu her buluşma bana samimi gelmiştir. 8 Mart vesilesiyle dört kadının aynı sahneyi paylaşacak olması yeterince gülümsetiyor.
Sedef Sebüktekin: Kadınlar gününde kim çok sevdiği başka kadınlarla şarkı söylemek istemez ki?
■ Birbirinizi, müziklerinizi nasıl buluyorsunuz?
Nilipek: Merve, Sedef, Selin; üçünü de çok seviyorum ve konser vesilesiyle bir araya gelip konuşmaya başladıkça daha da çok sevdim. Üçü de kendi tarzlarında çok güzel şarkılara imza atıyor, müziklerine kendi ruhlarını katıyorlar.
Merve Çalkan: Hepsinin ses rengini de tarzlarını da çok güzel buluyorum.
Selin Sümbültepe: Her birimizin müziği hayal gücümüzün, iç dünyamızın veya karakterlerlerimizin iz düşümü. Dolayısıyla bağlantı kurmak çok da zor değil.
Sedef Sebütekin: Hepimizin kendine has bir karakteri var, birbirimizden çok farklıyız ve bunu çok seviyorum. Bu kadınların hepsi güzel kalplerinden dökülen özgün müziklerini yapıyorlar.
■ Ya kendinizi, müziğinizi ve tarzınızı nasıl buluyorsunuz?
Nilipek: Sakin biriyim, müziğim içimden geldiği gibi, tarzım da olduğum gibi…
Merve Çalkan: Kendini ifade etmeye çalışan sanırım…
Selin Sümbültepe: İnsanın kendini sevmesi önemli hatta sanırım başlangıç noktası bu. Kendinle, hayatla ve sevdiklerinle el ele olmak… Müziğimin ve tarzımın da sabit kalmayacağı konusunda garanti verebilirim. Hayat değiştiriyor.
Sedef Sebüktekin: Rahatlatıcı ve mutlu edici; söylerken yani. Dinlerken nasıl size sormak lazım…
‘BAĞIMSIZ SAHNEDE KADIN-ERKEK ORANI ORGANİK’
■ Madem Kadınlar Günü özelinde bir konser var; biraz müzik sektöründe kadın olmayı konuşalım. Bu işi yapmak istediğinizde ne gibi problemlerle karşılaştınız? Sahneden çok belli olmaz, bu işin mutfağı da erkek egemenliğinde mi? Böyle bir denge var mı?
Nilipek: Yaptığım müziğin türüyle de alakalı olarak, herkes birbirine fazlasıyla destek çıkıyor. Bu anlamda cinsiyetimle alakalı doğrudan bir sorun ya da tavırla karşılaşmadım ama işin mutfağının erkek egemenliğinde olduğu da bir gerçek. Kadın prodüktörler, aranjörler, müzisyenler olmasının sektörü değiştirebileceğine de inanıyorum. Kadın ve müzisyen olmakla ilgili başka dertlerim var; ama bunlar daha çok organizatörlerin ve dinleyicilerin beklentileriyle, yönlendirmeleriyle alakalı. Bu dertlerle ilgili şikayet etmek yerine buna karşı ne kadar inat edebileceğimi, bu algı ve beklentileri nasıl değiştirebileceğime kafa yoruyorum.
Merve Çalkan: Belki şansımadır; rastlamadım. Sofar’la tanıştığımda başındaki kişi bir kadındı. Bunun tatlı bir tarafı mevcut. Son zamanlarda yükselen, adı fazla duyulan müzisyenlere baktığımda da kadınlar çok fazla. Denge umutlu bir durum.
Selin Sümbültepe: Sektörün binbir yüzü olduğunu ve yaşanılan zorlukların kadın-erkek ayrımı olmaksızın neredeyse aynı dinamiklere yaslandığını düşünüyorum Bu durum genelde şirket-sanatçı arasındaki (daha çok ana akım tabanında) sözleşmeler ile ilgili oluyor. Şimdiki zamanda sektörde kadın olmak sahnede daha avantajlı veya dezavantajlı diyebileceğimiz bir yerde değil. Dengeler ortamına göre değişiyor. Sistemin şu anda bir avantajı varsa o da istediğiniz yüze daha kolay dönebiliyor olmanız. Dolayısıyla benim mutfağımdaki müzisyen arkadaşlarımla yüzlerimiz yıllardır aynı tarafa bakıyor.
Sedef Sebüktekin: Alternatif, bağımsız sahnede kadın-erkek oranının organik olduğunu düşünüyorum. Hatta kadınların müziği daha güçlü, benim için öne çıkan isimler hep kadın yani.
■ Geçen yıl bir araştırma yayınlanmıştı Harvard Bussines’ta; kadın kadının kurdudur. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Gündelik hayatta ne gibi çekişmelerin içinde kendinizi buluyorsunuz?
Nilipek: ‘Kadın kadının kurdudur’ gibi bir söylemi, hele ki bir araştırma sonucu olarak biraz tek boyutlu buluyorum. Bunun nedenlerine, aynı koşullar altında genelin davranışlarına da bakılması gerektiğine inanıyorum. Genel olarak insanın insanın kurdu olduğunu düşünüyorum; bu aşamada kadın-erkek ayırmak hoşuma gitmiyor. Yani kötücül insanlar, birbirinin kuyusunu kazan insanlarla iyi insanlar, birbirini destekleyen insanlar var benim gözümde, böyle görmek istiyorum bu durumu.
Merve Çalkan: Buna dair düşündüğüm çok şey var, ama burada söyleyebileceğim bir şey yok. Çekişmelerim cinsiyetten çok daha öte maalesef.
Selin Sümbültepe: Şanslıyım ki etrafımda birbirinden güç alarak büyüyen arkadaşlıklarım var. Elbette milyonlarca kadın ya hiyerarşik ya da egosal anlamda birçok hikayenin kurbanı olmuştur. Kendimi bir yarış ortamında hissetmediğimden başarılı kadın meslektaşlarımın işleri bana ilham veriyor ve yaptığım işi daha da iyi yapma isteğimi körüklüyor.
Sedef Sebüktekin: Benim çevremde hiç böyle insanlar yok, herkes birbirine yardım eder ve beraber yükseliriz. Hele müzikte hiç rekabet olmaz, çünkü herkes kendi hikayesini anlatır. Çekişmek için bir sebep göremiyorum.
‘MÜZİK BİZİM İÇİN ENDÜSTRİ DEĞİL, İFADE BİÇİMİ’
■ 90’larda Roll dergisinde hep ‘müzikte yeni genç kadın kuşağı’ diye anılan isimler olurdu; Suzanne Vega, Lisa Germano, Flons Apple gibi… Siz de bu dönemin yeni genç kadın kuşağı üyeleriymişsiniz gibi geldi bana. Bu kuşağın ortak özelliği sizce ne olabilir? Müziğinizde ve dünya görüşünüzde hangi ortak noktalarınız neler
Nilipek: Aramızda ufak tefek yaş farkları olsa da aslında benzer şeylere maruz kaldık, aynı Türk pop müziğini dinledik, benzer anlayışlardan geçtik, ilgili fikirlere karşı çıktık. Şuan birçok solist ve şarkı yazarı birbirinden çok farklı müziklerle haşır neşir ama hepimiz kendimizi özgün bir şekilde ifade etmeye çalışıyoruz. Neslimizin ortak özelliği özgün olma ihtiyacı. İster müzikte, ister anlatım tarzımızda, ister söyleyişimizde, hepimiz kendi yolumuzu bulmaya çalışıyoruz.
Merve Çalkan: “Bakın ben kendi kendime şöyle bir şarkı yaptım” versiyonundaki şarkıyı alıp dinleyene sunuyoruz. Her şeyin hızla tüketildiği, eskitildiği bir dünyaya müzik yapıyoruz sonuçta. Sanırım hepimizin ortak görüşü bir yerlerde kalıcı olmak.
Selin Sümbültepe: Yeni bir dönemin başlaması şimdiki kuşağın dinleyicisi ve söz-şarkı yazarlarının çeşitliliği ile el ele büyüdü. Artık dinleyici de çıkabileceği müzikal bir yolculuk ve kendisine değecek hikayeler aramaya başladı. Eski ile yeni arasındaki değişmez ortak nokta ancak tutku olabilir.
Sedef Sebüktekin: Kesinlikle özgürlük. Hepimiz kendi müziğimizde özgürüz ve kurallarımızı kendimiz koyup sınırlarımızı kendimiz çiziyoruz. Müzik bizim için bir endüstri degil, bir ifade biçimi.
■ Biraz Roll’den gidiyorum ama eskileri okuyunca müzisyenlerin hep kusurları ya da çılgınlıkları olur, biraz da o yönlerini severdik. Şimdiyse yeni isimler fazla kusursuz, ‘uslu’ ve fazla iyi olduğunu gördüm… Tabii bu bir tercih ama sizce o şekilde efsane olma yöntemi geride mi kaldı? Bu dönemde farkınızı ortaya koymanız nasıl mümkün olabilir?
Nilipek: Buna etki eden çok şey var aslında; yetiştiriliş tarzlarımız, büyüdüğümüz şehirler, Türkiye’de kadın olmak vb. Hepimizin çılgınlıkları, kusurları var, ve bunları belli etmekten korkmuyoruz da, ama bir yandan da ortaya dökmüyoruz, çünkü gerek yok. Bir de şu var; eğer bu gazeteyi okuyan herkesi ilgilendiriyor olsaydı belki ‘bizim kusurlarımızı’ da günlük gazete eklerinde okuyor olurduk zira yakalamak da çok zor değil. Ama zaten kimseyi ilgilendirmiyor, bizi dinleyen kitlenin bunu merak ettiğini sanmıyorum.
Merve Çalkan: Çünkü artık her şey fazlasıyla görünür. Herkesin hayatı telefonumuzun içinde ‘bir merak’ uzakta. Görünen, düşünülen usluluk da bunun getirisidir. Herkes deniyor; yanılıp yanılmama çizelgesi bu zamanları anarken söylenecektir diye düşünüyorum.. Açıkcası ben kendimi bir ortaya koyabileyim de; farksız olsun. O zamanlarda fark olumlu bir şeydi ama şu an farklı olan çok da dürüst değil, herkesin süslediği fotoğraflarla sunduğu hayatları izliyoruz.
Selin Sümbültepe: Yaşadığımız dönemin bel kemiği internet. Dolayısıyla birçok şey sosyal medya ile başka bir döngüye girdi. İçinde bulunduğumuz dijital ağ gösterişe ihtiyaç duymadan da dinleyiciye ulaşmanıza imkan veriyor. Daha ötesi var. Düşünsenize, bir albüm yapmak için bile aslında evden çıkmanıza gerek yok, bütün albümünüzü evde kaydedebilirsiniz. Bu durum bizim jenerasyonu üretim odaklı ve daha sakin bir tarafa çekti. Ama diğer bir yandan kafamda kocaman bir aksesuarla da sahneye çıkmakta bir sakınca görmüyorum. bu tamamen nasıl hissettiğinizle ve bunun dışavurumuyla alakalı.
Sedef Sebüktekin: Bence aramızda çılgınlar var, belki insanlar usluluğa prim veriyordur günümüzde, o yüzden onları duyuyoruzdur.
‘UZUN SÜRE YOLDA OLMAK İSTİYORUM’
■ İdolleriniz kimler?
Nilipek: Jeff Buckley, Thom Yorke, Björk, Roisin Murphy, Nick Drake, Herman Hesse.
Merve Çalkan: Hope Sandoval, Joni Mitchell.
Selin Sümbültepe: İlham kaynağım olan ve hayranlıkla takip ettiğim iki kadın ismi vermek isterim; Kamilya Jubran ve Yasmine Hamdam.
Sedef Sebüktekin: Annem.
■ Gelecek hayallerinizden söz eder misiniz…
Nilipek: Şu ara daha çok şimdiki zamana, neler yapabildiğime, nerede durduğuma odaklanıyorum. Yeni şarkılar, yeni albüm fikri kafamı o kadar çok meşgul ediyor ki hayal kurmaya korkuyorum. Daha doğrusu şöyle diyeyim; kısa vadeli hayallerimi kurdum, biraz planlama aşamasındayım, gerçekleşmeye yaklaştığında yeni hayallerle karşınızda olacağım.
Merve Çalkan: Uzun bir süre yolda olmak istiyorum. Ucunu bilemediğim bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Bugünlerde hayalim bu…
Selin Sümbültepe: Umuyorum ki onca emekle kaydettiğimiz ilk albümüm dinleyicisine kavuşur da başka hayallere yelken açmak için bize de şevk olur.
Sedef Sebüktekin: Mutlu olmak, mutlu etmek.
■ Konserde neler olacak, gelenleri neler bekliyor?
Nilipek: Konser akustik olacak, ve bundan cesaret alarak yeni, hiçbir kaydı olmayan bazı şarkıları da çalacağız. Bir de Merve, Sedef ve Selin ile aynı sahnede olacağız, daha ne olsun!
Merve Çalkan: İlk defa elektrik gitar, bas gitar ve davulla beraber çalıştığımız versiyonları çalacağız. Elektrik kabul etmeyen iki şarkımla ben giriş yapacağım; akustik gitarımla birlikte; “evde yazıp kaydettiğim haliyle”…
Selin Sümbültepe: Albüm kayıtlarım bitmek üzere dolayısıyla şarkıların albüm versiyonlarını çalacağımız ilk konserimiz olacak. Bence hep birlikte heyecanlanabiliriz.
Sedef Sebüktekin: Konser çok eğlenceli olacak, ilk kez çalacağım bazı şarkılarım da var. Heyecanla bekliyorum.
Ece ULUSUM