Yarın David Bowie’nin doğum günü. İyi bir planınız yoksa gün boyu sürecek bir partiye davetlisiniz. Partide sanatçının eşyaları ve röportajlarını anlatan özel bir belgesel, elbette müzik ve hakkında kitap yazan eski sevgili Mary Finnigan da olacak. Finnigan, Bowie’yi anlattı…
Eski sevgiliniz bir star olsaydı, ne hissederdiniaz? Bu konuları hep merak etmişimdir, âşık olduğunuz kişi sizden ayrıldıktan sonra yıldız oluyor, yüzü ve müziği her yerde… Bunun düşüncesi bana korkunç gelse de David Bowie’nin eski sevgililerinden 68 yaşında Mary Finnigan bu konuyu aşmış, başından geçenleri artık torunlarına anlatıyor. Yakın zamanda da Psychedelic Suburbia: David Bowie and the Beckenham Arts Lab kitabını çıkardı. Finnigan, Bowie ile nasıl tanıştı, neler konuştu ve neler yaptıklarını anlattı. Aslında merak ettiklerinizi siz de ona sorabilirsiniz, yarın Zorlu PSM’de “David Bowie Is” sergisi için bir söyleşiye görüntülü bağlanacak.
■ David Bowie’yi ilk gördüğünüzde ne hissetmiştiniz?
Aslında onu görmeden önce duydum. Beckenham’deki evimdeydim. Yan komşumun apartmanında gitar çalıp şarkı söylüyordu. O kadar ilginçti ki… Alışılmadık akoruyla çok orijinaldi. O zamanlar için ortalamanın üstünde bir tarzdı. Hiç düşünmeden bahçeye çıkıp ona seslendim, camdan kafasını çıkarıp bana baktı. Kıvırcık sarı saçlı, solgun bir surat. Onu ilk o zaman gördüm.
■ Sonra ne oldu?
“Selam, ben David. Sen kimsin?” dedi. Kendimi tanıttım. Birden gülümsedik ve ilk aklıma geleni yaptım, onu bir fincan çay ve biraz ot içmek için evime davet ettim. O zamanlar, 60’larda İngiltere’de yasaldı, ondan rahatça söyledim. O, otun ne olduğunu bile bilmiyordu… David davetimi kabul edip geldi, öyle güzel sohbet ediyorduk ki saatin farkına varamamışız. Gece olmuş! Birkaç gün bende kalmasını istedim, kaldı da. Entelektüel ve ruhsal açıdan birçok ortak noktamız olduğunu konuştukça anladık. Jacques Brel ve Jimi Hendrix dinliyorduk. Çok güzeldi.
■ Onunla birlikte olduğunuz fotoğraflara bakınca ne hissediyorsunuz?
Fotoğraf mı? Birlikte fotoğrafımız hiç yok… Hiçbir şey yok. Ama çok daha kıymetli bir şey bıraktı; anı. Space Oddity şarkısını ilk bana dinletti, çaldı.
■ O kadar sohbet ettiğinizi söylediniz. Size hiç hayallerinden söz etmiş miydi?
Hayır, müzik hakkında konuşurduk ya da dünya…
■ Yanlış anlamayın fakat David Bowie’nin eski sevgilisi olarak anıldığınız oluyor. Bu size ne hissettiriyor?
Kendimi bu şekilde tanıtmam ve bunu da çok sık duymam. Sonuçta David ile kısa ama güzel bir dönem geçirdik. Sonuçta o zamanlar da David eşi olacak Anige’e benden daha fazla ilgi duyuyordu. Bunu anlamıştım.
■ Hiç sizin hayatınızı etkilemedi mi?
Evet, fakat anlamalısınız ki şov dünyasının tam merkezinde olan biriyle yakın olmak karışık bir durum. Maddi ve kültürel açıdan oldukça tatmin edici bir ilişki olsa da bunu bitmeyen bir sarhoşluk gibi tanımayabilirim. Yine de yıllar önce değerli bir ünlüyle yaşadığım için bu tanınmak istemem.
■ Sizin onun hayatınızdaki etkisi ne olmuştur?
Keşke bilsem. Yine de şunu rahatça söyleyebilirim: Three Tuns Bar’daki açık mikrofon etkinliğini ona ayarlamamın kariyerine etkisi oldu, fark edilmesini sağladı. David’in parası yoktu, konser vermezdi, zamanının çoğunu da evde geçirirdi. Ama boş durmazdı gün boyu müzik yapardı, konuşurdu ve dinlerdi.
■ David ile yaptığınız en çılgınca şey neydi?
Tatlım o zamanlar yaptığımız her şey bu döneme göre çılgıncaydı, 60’lar ruhu! Sevgi, barış ve özgürlük kültürü o zamanlar farklı bir değer ve anlam taşırdı. En başta Londra’da Arts Lab Hareketi vardı ve çok radikal bir hareketti. Başta ne yapabileceğimizi çok kestiremiyorduk ama sonrasında her kesimden farklı düşüncelere sahip insanlar ortaya çıktı ve başarılı oldu. Bir yaz boyunca muhafazakâr Londra bizimle coştu ve eğlendi. David ile böyle bir dönem içindeydik, gerisini siz hayal edin.
■ İlişkinizdeki özel anlardan hiç söz etmiyorsunuz.
Evet, cevaplamak istemiyorum çoğunu, üzülüyorum.
■ Peki ya Angie?
David gerçekten çokeşli bir ilahtı ama Angie onun bir numarasıydı. David’i çok iyi tanıdığı açıktı.
■ Ölümünü duyunca ne hissettiniz?
Bir şey olduğunu hissetmişim gibi irkildim. Haberi duydum, David ölmüştü. Albümü ve benim kitabım yeni çıkmıştı… O kadar tuhaf bir zamanlamaydı ki. Kendimi bir süre toparlayamadım. Birlikte değildik ama hep bir bağımız oldu. En önemlisi onu sevmiştim.
■ Guardian’da Budizm hakkında yazıyorsunuz öte yandan da çılgın ve sınırları olmayan bir dönemden geldiğinizi söylediniz. İki farklı hayat, ilgi alanı. Hiç bağlantı yok, hele David ile yaşadığımız dönemle…
Hiç girmeyelim bunlara.
***
300 parçalık sergi
2013’te Victoria & Albert Museum’un “David Bowie Is” sergisi, müze tarihinin en hızlı satan sergisi. Bu serginin hazırlıkları ve perde arkasını anlatan “David Bowie Is Happening Now” belgeseli sadece bir seferlik gösterilecek. Belirtmeliyim ki bu belgesel filmi BAFTA ödüllü Hamish Hamilton çekti. Bowie’nin ölümünden sonra ‘turneye’ çıkan sergide sanatçı hakkında toplanan 300 eşya yer alıyor. Aslında 300 az bir sayı çünkü tam 75 bin parça içinden ayıklanmış. 3C1M’nin 70’nci doğum günü için İstanbul’a getirdiği film ve sürpizlerle, Bowie hakkında kapsamlı bilgi almak isteyenler burada ne ararsa bulabilir… Beni heyecanlandırsa Bowie’nin 50’den fazla kostümü, kendi çizdiği taslaklar ve fotoğraflar. Ayrıca bu etkinlik için özel olarak Türk modacılardan Deniz Berdan ve Begüm Berdan, Ezra&Tuba, Aslı Filinta, Tuba Ergin, Maid In Love, Jacquette By Elvan, Mavi Kazado Bowie ilhamlı tasarımlar yaptı. Bu tasarımlar sergilenecek ve satışa sunulacak. Etkinlik gün boyu devam edecek. Bowie’ciler kaçırırsa üzülür!
“David Bowie’nin ölümünden derin üzüntü duyuyoruz. Kültürel hayat üzerine geniş̧ kapsamlı etkileri tartışılmaz ve eşsizdir. Film, özel katılımcıların yorumları, harika bir soundtrack ile David Bowie arşivindeki önemli nesnelerle Bowie’nin olağanüstü kariyerini ve özel hayatını keşfetmek için bir başka fırsat sunuyor.”
V&A Museum eş küratörleri Victoria Broackes ve Geoffrey Marsh
##
Bowie’nin ölümünden birkaç gün önce yayınladığı albümdeki Lazzarus şarkısı sözlerinden dolayı bir veda mektubu sayılıyor: “Buraya bak, cennetteyim.”