Yarın Zorlu PSM’de 7 genç opera sanatçısı yeni yıl ve yeni umutlar için klasik eserleri seslendirecek. Bu deneyimi yaşayacaklarından dolayı çok heyecanlı olan gençler sorularımızı yanıtladı.

 

0-5Sanata sımsıkı sarılmak, kötülüklerden uzaklaşmayı, umudunuzu canlı tutmayı, birlikte olmayı ve sevmeyi beraberinde getirir. Zorlu PSM de buradan hareketle bir etkinliği daha sahnesinde ağırlayacak: Yeni Yıl Konseriyle Yeni Umutlara. Farklı ülkeler ve kültürlerden gelen 7 genç opera sanatçısı, Prof. Yekta Kara’nın sanat yönetmenliğini yaptığı konserde yeteneklerini sergileyecek. Klasik müzik konserindeki sanatçılar; Kanada’dan Emily Dorn (soprano), Litvanya’dan Maria Lobanova (soprano), Türkiye’den Burcu Hancı (soprano) ve Gürkan Gider (tenor), Hırvatistan’dan Jelena Kordic (mezzosoprano), Güney Afrika’dan Khanyiso Gwenxane (tenor) ve Yunanistan’dan Alexandros Stavrakakis (bas). Önce Yekta Hanım’a etkinliği ve gençleri sorduk, sonra ekipten 3 genç sanatçıyla sohbet ettik.
■ Yekta Hanım sahneye çıkacak isimlerden biraz söz eder misiniz? Her birinin sizce nasıl bir parıltısı var?
‘Gala Konser’ bağlamında sahneye çıkacak solistlerin ortak özellikleri, hepsinin çok genç olmalarına karşın dünyanın dört bir yanında, önde gelen opera kurumlarında sahneye çıkıyor ve önemli başarılara imza atıyor olmaları. Güney Afrikalı bir tenorun, Kanadalı bir sopranonun ülkemizden bir tenorla, soprano ile bir araya gelmesi, Hırvat mezzosopranonun Yunan bas ile ya da Litvanyalı soprano ile aynı sahneyi paylaşması ülkemizde sık rastlanan bir sanat olayı değil. Her biri kendi kültürlerinin farklı birikimini, değişik duyarlılığını opera sanatının ortak potasında bütünleştirip yorumlarını gençliğe özgü müthiş bir enerjiyle doruğa taşıyorlar.

■ Yeni yıl konseri, yeni umutlara… Böyle bir etkinlik içinde bulunduğumuz şu dönemlerde çok mühim.
Müzik, evrensel dili nedeniyle, hepimizin yüreğine bir şekilde dokunur, asıl gücünü de bu özelliğinden alır. Ancak, bir başka özelliği de, hep birlikte izlenen, yaşanan bu tür bir ‘canlı’ konserde veya gösteride ortak heyecanın, ortak coşkunun tüm salona yayılması, yani ortak ruhun oluşması.

■ Ülkemizin genç opera sanatçılarını nasıl buluyorsunuz? Sizce içinde bulundukları dünya daha mı zor?
Gerçekten yetenekli, güzel sesli genç opera sanatçılarımız var. Opera sanatçılığının en zor yanı, yalnız kendi ülkenizdeki değil, tüm dünyadaki meslektaşlarınızla rekabet içinde olmanızdır. Yaptığınız iş anadilinizle sınırlanmadığı için Rusya’daki, Güney Amerika’daki ya da Avrupa’daki bir opera sanatçısıyla aynı kriterlere göre değerlendirilirsiniz. Bizim o anlamda gurur duyduğumuz genç sanatçılarımız var ve bunların sayısı hızla artıyor.

■ Nasıl bir etkinlik olmasına özen gösteriyorsunuz?
Programda çok geniş bir yelpaze sunuyoruz. Mozart’tan Verdi’ye, Çaykovski’den Wagner’e, Rossini’den Strauss’a opera tarihine damgasını vurmuş, başyapıtlar üretmiş 10 farklı bestecinin eserlerinden kesitler sunuyoruz. Seyircimizin konserde kendilerini günlük sıkıntılarından, endişelerinden arınmış hissetmeleri, ortak bir coşkuyu yaşamış olmanın yarattığı ferahlıkla, mutlulukla evlerine dönmeleri en büyük temennimiz.

**
Emily Duncan-Brown: Nihayet bu deneyimi yaşayacağım
■ İstanbul’da sahne alacaksınız, nasıl hissediyorsunuz?
Böyle güzel bir salonda şarkı söylemeye davet edildiğim için çok mutlu ve heyecanlıyım. Uzun zamandır ziyaret etmek istediğim İstanbul’da ilk deneyimim olacak.
■ Sahneye çıktığınız ilk anda, genelde aklınızdan ne geçiyor?
Tekniğimi, nefesimi, desteğimi ve rezonansı düşünürüm. Aynı zamanda büründüğüm karakteri ve yorumumla metin ve bestekârı nasıl gururlandırabileceğimi de.
■ Mesleğinizin en neşeli ve sıkıcı taraflarını nasıl tanımlarsınız?
Bu meslekte mükemmel uyumdan daha iyi bir şey yoktur. İşte o zaman bana göre her şey büyülüdür. Bazen bu meslek çok yalnız olabiliyor. Bütün ailem Kanada’da yaşıyor ama onların sıcak duygularını ancak yılda bir kere hissedebiliyorum.
■ İstanbul ve şehirdeki kültür & sanat hakkında ne biliyorsunuz?
En yakın arkadaşlarımdan biri son 4 yıldır İstanbul’da öğretim görevlisi. Türk kültürü ve Türkiye’de yaşamayı ne kadar çok sevdiğiyle ilgili bir sürü şey anlattı. Nihayet bu deneyimi yaşayacağım için çok heyecanlıyım!

**
Alexandros Stavrakakis: Konserin bir parçası olmak onur verici
■ Operanın içinden biri olarak bize günümüzdeki popülerlik dönüşümden söz eder misiniz?
Operada Callas gibi sanatçıların “süper star” algısı eski günlerde kaldı. Fakat daha küçük bir solist grubu için bu durum çok sık olmamakla birlikte devam etmekte. Yapılan röportajlarda, sorulan sorularda ve solistlerin verdiği cevaplarda bile bu değişimi görebilirsiniz. Eğer kişisel düşüncemi sorarsanız, biraz eski döneme ait bir insanım.
■ Mesleğiniz hakkında en büyük hayaliniz nedir?
En büyük hayalim, canlandırdığım rolde iz bırakacak sanatsal bir yorumlama seviyesine ulaşabilmek. Benim için en neşeli, heyecan verici ve yaratıcı zaman, sahnede performans sergileyeceğim büyük ve önemli bir rolün öncesinde yoğun bir şekilde çalışmak. Ama en sıkıcı şey bir operanın başında küçük bir bölüm seslendirip sonra tüm performansın bitmesi beklemek.
■ İstanbul ve şehirdeki kültür & sanat hakkında ne biliyorsunuz?
İstanbul’un artistik yaşamı hakkında çok fazla şey bilmiyorum. Fakat İstanbul’da keşfedeceğim şeyler için oldukça meraklıyım. Her şeyden önce bu konserin bir parçası olmak kendi adıma onur verici.

**
Khanyiso Gwenxane: Opera ticarileşmesi gerekiyorsa devam edebilir
■ Opera kültür & sanat dünyasının her zaman gündemindeydi ama pop kültürüne de giriş yaptı. Vainyt Fair, Vogue gibi dergilerde opera sanatçıları kapakta. Bu dönüşümü nasıl yorumluyorsunuz?
Bunun tam bir dönüşüm olduğunu söylemem çünkü Maria Callas, Giuseppe di Stefano, Maria Del Monaco ve Mario Lanza da zamanlarında çok beğenilen ve hayran olunan birer “halk figürüydü”. Benim savunduğum, opera ne kadar çok genç nesle erişirse o kadar uzun ömürlü ve kalıcı bir sanat olur. Ticarileştirilmesi gerekiyorsa, o şekilde de devam edebilir. Fakat cinsiyet, ırk ve uyruk konularında ayrımcı bir tavır sergilenerek yapılmamalıdır.
■ Sahnedeyken neler oluyor?
Sahneye çıktığımda hep korkarım, sanırım zihnim adrenaline alışamadı. Her zaman sunacağımın halkın beklentilerini karşılayıp karşılamayacağını düşünürüm. Çünkü sonuçta seyirci memnuniyeti bu işi yapma sebebimiz.
■ Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz?
En büyük hayalim Metropolitan Opera, Royal Opera House Convent Garden, La Scala gibi dünyanın en büyük opera sahnelerinde performans sergilemek. Ayrıca bu sanat formu hakkında başta kendi ülkem olan Güney Amerika’da ve sonra tüm dünyada insanların düşünce ve bakış açısını değiştiren sanatçılardan biri olmak istiyorum.
■ Sizce konserde neler olacak?
Hepimiz konser gününde bizimle çok güzel vakit geçirmenizi ve kalabalık bir şekilde performansı unutulmaz kılmayı umuyoruz. Ruhunuza rahatlık, neşe ve mutluluk getirmeyi ve sizin için yaratacağımız, sadece sevgi ve insaniyetin olduğu bu mükemmel hayali dünyada bizimle olmanızı bekliyoruz. Hepimiz müzik yapalım!

Ece ULUSUM

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’