Türk Rock Antolojisi’nin ikincisine hazır mısınız? Bu sefer pop rock türünü yine sevdiğimiz isimler İş Sanat sahnesinde seslendirecek. Projenin sahibi Tuluğ Tırpan, efsane Seyyal Taner ve oyuncu Serhat Kılıç ile konuştuk.
Piyanist ve besteci Tuluğ Tırpan’ın müzik direktörlüğünde Türk Rock Antolojisi’nin ikincisi, 17 Ocak’ta İş Sanat sahnesinde olacak. Ama bu sefer ekip daha kalabalık; Özkan Uğur, Doğan Duru, Pamela Spence, Mert Fırat, Seyyal Taner ve Serhat Mustafa Kılıç… İlk röportaj geleneğini bozmayarak ikincisini de yaptık. Ekipten Tuluğ Tırpan, Seyyal Taner ve Serhat Kılıç ile buluştuk.
■ İlk Türk Rock Antolojisi gibi bu etkinlik de çok ilgi gördü.
Tuluğ Tırpan: Geçen sefer çalamadığımız parçaları çalabileceğimiz için mutluyum. Biletler çoktan tükenmiş. Demek ki bizi sevenler takip etmeye devam ediyor. Bu parçalarla ilk defa sahneye çıkacağımız için “Suya atlamış gibi oluruz” diyordum ama provalarda herkes bir ağızdan söylüyor. Anladım ki üstünden ne kadar yıl geçerse geçsin, kıymetli olan bir şeyin değeri verilebiliyor. Aynı şeyleri geçenlerde sana anlatmıştım, ben rock müzisyeni değilim ama bu kadar insanı toplayıp sahneye çıkarabiliyorum.
■ “Rock Antolojisi” deniyor ama geçen seferki Anadolu rock’tı, bu sefer de pop rock türü var.
T.T.: Yerli rock demek Anadolu rock demektir. Bir de Seyyal’in şarkılarının ne olacağı hiç belli olmaz. Kendisi bile ne olacağını kestiremiyor.
■ Seyyal Hanım, sizi bu projeye şey çeken neydi?
Seyyal Taner: Beni cezbeden nokta Tuluğ Tırpan. Bu proje yüksek bir enerjiye sahip. Seyirciyle dönem şarkıları özel bir noktada buluşacak.
■ İlk etkinliği izlemiş miydiniz?
S.T.: Hayır, seyretmedim. İzlememe de gerek yok. Ne çıkacağını biliyorum. Belki bu daha sonra atacağım adımların başlangıcı olabilir. İş Sanat sahnesinde çıkacağım için çok mutluyum çünkü özel bir iş çıkacak. Türkiye’ye şu günlerde müzik şifa olacak.
■ Siz yalnızca kendi parçalarınızı mı seslendireceksiniz?
S.T.: Benim sağım solum belli olmaz. Bir bakarsın bambaşka bir şarkı söylerim. Tuluğ benim şarkılarımda ısrar ediyor da bilmiyorum. Sürpriz…
■ Sahnede ne giyeceksiniz?
S.T.: O da sürpriz şekerim!
T.T.: Benimki sürpriz değil, kurt adam kıyafeti giyeceğim!
■ Rock müzik bizim dönemimizde pek ana fikrine sadık değildir, pek isyan yoktur. Başarılı örnekleri var ama sormak istiyorum, sizin için rock müzik neyi ifade ediyor?
S.T.: Rock, bir duruş, yaşam biçimi ve bir filozofik… Onun içinde ya varsındır ya da yoksundur. Özenerek rockçı olunmaz, bu bir tarzdır. Onun ruhunu yaşayan insanların yapabileceği bir müzik. Bu projede o tarz insanlar olacak.
■ Siz kendi döneminizde kimsenin yapmadığı şeyleri yaptınız, “cüretkâr“ olarak nitelendirildiniz.
S.T.: Hiç sevmiyorum şu kelimeyi. Neyin cüreti Allah aşkına? Var olan potansiyeli ortaya koyunca bu cüret mi oluyor?
Potansiyeli olduğu halde ortaya koyamayan çok insan var.
S.T.: Ben şeffaf karakterim, böyle isimler koymak yanlış olur. Yok efendim çılgın, marjinal, Tine Turner… Boşverin, ben Türkiye’nin ismiyim, sanatçısıyım.
■ Parçaları neye göre seçtiniz?
T.T.: Bir dönem var elbette ve güncelliğini koruyan şarkılar… Mesela Naciye parçası, günümüzde de o şarkıda anlatılan Naciye’ler var. Dünya çok da değişmiyor.
S.T.: Yetenek yarışmaları ve televizyon programlarında görüyoruz.
T.T.: Ama sanki o zamanlar insanların ruhu daha serbestmiş ve risk alabilmişler. Şimdikiler çok dikkatli, apolitik ve fazla iyi.
■ Çok kıymetli isimler çıkacak sahneye. Nasıl bir araya geldiler?
T.T.: Bu isimleri ben yıllarca gözlemledim. Özellikle kilo ve boylarının birbirine yakın olmasına özen gösterdim! (Gülüyor.) Kendi tarzının dışına çıkabilen, esnek olan ve projeyi sevecek arkadaşlarla çalışmak istedim.
■ Mert Fırat’ı bu projede görmek beni şaşırttı ve mutlu etti.
T.T.: Biz başka bir işte onunla çalışmıştık. Rock şarkıcısı rolünde oynamıştı, orada da harikalar yarattı. Mert hırslı ve öğrenmeye meraklı biri. Çok doğru tercih oldu. Meşhur bir oyuncu olmasa da olurdu bu işte…