Eski bir reklam sloganı vardı hatırlayın: “Hiç tanımadığınız güzel bir kadın size çiçek verirse…” Orada mutlu son izlemiştik ama gerçek hayatta pek öyle olmuyor. Erkekler güzel kadınlara iş hayatında destek veriyor belki ama iş aşka ve sosyal ilişkilere gelince, korkup kaçıyorlar. Bunun adına da venüstrafobi deniyor.
Venüstrafobi nedir biliyor musunuz? Anlatayım… Böyle bir fobiye sahip kişinin karşısına güzel bir kadın oturunca, kalp atışları hızlanıyor, avuç içleri terliyor, geriliyor, nefesi kesiliyor, sürekli güvensizlik hissediyor. Yani böyle birinin güzellik yarışması izlemesi, en dehşetengiz korku filmini izlemesi gibi bir şey… Hele o kişi böyle güzel bir kadınla konuşmak zorunda kalırsa, işler iyice kötüye gidiyor. Uzmanlara göre bu fobi, kişinin çocukluğunda kadınlarla ilgili bir sorunu olduğunu ve bir şekilde bunu bastırdığını gösteriyor. Güzel kadından bu derecede korkan erkeklerin oranı ABD’de 1000’de 1. Toplum bunu utangaçlık olarak yorumladığından, tedavi gereği de duymuyorlar. Söz konusu problemin bir versiyonu da yeni yeni ortaya çıkan sosyal venüstrafobi. Bu, güzel kadından endişe duymak, tehlikeli görmek ve hayatını çalacağına inanmak anlamına geliyor. Üstelik artık sadece erkekler değil, kadınlar da güzel hemcinslerinden korkuyor. Yine uzmanlara göre, bunun esas sebebi, güzelliğin önünde tüm kapıların açılacağını söyleyerek bu anlamda da bir örnekliği dayatan popüler kültür. Discovery’nin meşhur Science of Beauty belgeselini örnek verebiliriz: “Modern dünyada rekabet öyle bir hal aldı ki hayatta kalmak için yetenekli ve hırslı olmak şart. Ama yeterli değil. Hayattaki en güçlü silahınız, yüzünüz olabilir.” Başka bir deyişle, yeterince güzel değilseniz boşuna çalışıyor olabilirsiniz. Kendi adıma konuşayım; benden daha güzel kadınlarla çalışıyorum ve bu durumda işe zaten 2 sayı mağlup başladım. Daha da beteri, bu satırları uzun bacaklı ve yüz kemiklerinin kusursuz simetrisiyle dikkat çeken sarışın Rus kızlarıyla dolu Moskova’daki bir mekânda yazıyorum. İşler benim için çıkmaza giriyor, o yüzden uzatmayayım…
‘SAĞLIKLI GÖRÜNÜYOR, BELLİ Kİ ZEKİ’
Aslında sosyal venüstrafobiye en çok iş dünyasında rastlanıyor. Çünkü güzellik çoğu zaman her kapıyı açıyor. ABD Syracuse Üniversitesi’nden iş dünyasına dair araştırmalarıyla tanınan mühendis ve sosyolog Allan Mazur, dört yıl önce bir araştırma yaptı ve bir şirketteki 100 kadın çalışanın önüne üç fotoğraf koyarak hangisinin lider olabileceğini sordu. Fotoğraflardaki kadınların hepsi iyi giyimliydi ve hepsinin yüz hatları simetrikti. Ama en güzeli seçildi. Mazur, nedenini sorunca aldığı cevaplar şöyleydi: “Sağlıklı görünüyor, kimseye zarar vermezmiş gibi duruyor, belli ki zeki.” Belki de seçtikleri kadın saydıkları bu özelliklerin hiçbirini taşımıyordu ama sonuç olarak ilk bakıştaki algı bu kadının diğerlerinden daha yetenekli olduğuydu. Peki, gerçekte işler nasıl dönüyor? En adil iş politikalarına sahip olan ve firmaların çalışanları için şeffaf olmasını isteyen ülke Kanada. 2009’da ekonomi profesörü Daniel Hamermesh güzelliğin bedelini öğrenmek için Kanada’da iki yıl süren bir araştırma yaptı. Araştırmada, yetenekleri ve işgücü eşit olan çalışanlar kıyaslandığında güzel kadınların geri kalanlardan daha fazla maaş aldığı ortaya çıktı. Hem de yüzde 12 ile 15 arası… Hamermesh, “Üstelik güzel kadınların daha hızlı terfi ettiğini de gözlemledik” diyor. Şirketlere bunun sebebini sorunca aldığı cevapsa güzel kadınların daha çok satış yaptığı, yeni müşteriler edindiği ve kâr sağladığı yolunda. Dikkatli olun: Aslında sizin hak ettiğiniz bir pozisyona pekâlâ daha güzel bir kadını seçebilirler. Tabii cennet bahçesine giren yılan gibi bir şey bu durum: Güzelliğin daha fazla prim yaptığını fark eden erkek ve kadın çalışanların içine şüphe, güvensizlik ve hırs tohumları ekilmiş oluyor ve herkes birbirini süzmeye başlıyor. İş arkadaşım Gülenay Börekçi, gazeteci Ertuğrul Özkök’le 20 yıl önce yaptığı ilk röportajı unutamıyor. Özkök, “Bana eşit yetenekte ve çalışkanlıkta olduğunu düşündüğüm iki kadın başvursa, güzel olanı seçerim. Hatta kadınlardan daha az güzel olanın yeteneği ve çalışkanlığı ötekinden fazlaysa bile kararım değişmez, yine güzel olanı alırım işe” demiş.
‘PARAMIZ VAR NEDEN KORKALIM?’
İş hayatında durum böyle, peki ya aşkta? Orada işler biraz karışıyor. Güzel kadınların işi orada biraz zor, çünkü erkeklerde terk edilme, memnun edememe gibi kaygılar ortaya çıkmasına sebep oluyor. Kadınlar için de aynısı geçerli, yakışıklı bir erkek onlara bir gün aldatılabileceklerini hissettiriyor. Klinik psikolog Kristina Downing-Orr, insanlar güzel bir kadının zenginlik peşinde olduğunu ve sadece yakışıklı bir erkeği arzulayacağını düşünüyor. Normal bir erkek sanki çok güzel bir kadına yetmezmiş gibi algılanıyor. Bu algının oluşmasındaki en büyük etken de yine popüler kültür, medya ve reklam sektörü… Güzel bir kadınla aşk yaşamak isteyen erkeğin, altında pahalı bir otomobil ve kadına o hep arzu ettiği tek taşı alabilecek kadar parası olmalı… Benzer bir durum televizyon dizilerinde de görülüyor: Güzel bir kadın karakter genelde zengin bir erkeği seçiyor. Yoksul bir adama âşık oluyorsa da o erkek zaten hep çok ama çok yakışıklı oluyor. Dolayısıyla iş hayatımı bilemiyorum ama neyse ki aşk hayatım renkli olacak gibi görünüyor. Bu konuyu araştırırken, Karaköy’deki bir mekâna, Goya’ya gittim ve orada rastladığım kalabalık bir erkek grubuna, güzel bir kadınla evlenmekten korkup korkmayacaklarını sordum. Aldığım sonuç araştırmalara uygundu: “Paramız var neden korkalım?”
‘GÜZEL OLDUĞU İÇİN MADUR OLANLAR DA VAR’
Az önce bahsettiğim Downing-Orr, “Bir kadın güzel olmaya çalışmıyorsa bu durum tuhaf karşılanıyor ve kadının yeterince hırslı olmadığı düşünülüyor ve sonuç eni konu hayal kırıklığı oluyor” diyor. Bu türden başta önemsenmeyen küçük hayal kırıklıkları da uzun vadede güzellik obsesyonu hatta kişilik bozukluğuna sebep olabiliyor. Daha vahim durumlar da söz konusu… Bir yanda durmadan kendi bedenleriyle uğraşıp kusursuzluk peşinde koşan estetik ve kozmetik çılgınları varken, diğer yanda sırf güzel oldukları için mağdur olanları görüyoruz. Avrupa’da ve ABD’de güzellik kraliçelerinin bir dönem şaşırtıcı bir sıklıkla cinayete kurban gittiğini ve bu konuda bir sürü film çekildiğini, kitaplar yazıldığını hatırlarsınız. ABD’de kendinden güzel olduğu gerekçesiyle sınıf arkadaşını öldüren gençler var. Çok uzağa gitmeyeyim, iki yıl önce Bolu’da da bir üniversite öğrencisi, hiç tanımadığı bir kadın tarafından katledilmişti. Tabii bunlar, tedavisi çok kolay bir fobinin nasıl ölümcül sonuçlar yaratabildiğine uç birer örnek. Fantezi müziğin efsane sesi Bergen’i de hatırlatmak isterim. Kıskanç erkek arkadaşı talihsiz şarkıcının yüzüne kezzap atmış, güzelliğini mahvettiği ve onu sakat bıraktığı yetmiyormuş gibi yıllar sonra son darbeyi indirerek, öldürmüştü.
Türkiye’de kaç sosyal venüstrafobik olduğunun bilmiyoruz, çünkü bu konu hiç araştırılmamış. Hatta ilginçtir, kozmetik dışında güzellik konusunda adam gibi bir araştırma yok… Yine de Üsküdar Üniversitesi’nden uzman klinik psikolog Aziz Görkem Çetin’e danışıyorum: “Danışanlarım arasında bu tarz korkuları gözlemlediğim oluyor. Erkeklerde de kadınlarda da… Ulaşamama ya da ilişkiyi sürdürememe korkusundan dolayı güzel bir insana yaklaşmayı riskli buluyorlar. Kaygılı ve çekingen insanlar yahut ilişkilerde güvensizlik yaratan bir deneyim yaşayanlar, görünüş olarak iddiasız kişilerle ilişki kurmayı tercih ediyor.” Bu durumun üstü de hep “utangaçlık” etiketiyle örtülüyormuş. Neyse ki tedavisi var. Çetin, “Tedavi bireyin ruhsal ve zihinsel yapısına göre elbette farklılık gösterir ama bir psikologla terapi sonuçta işe yarar. Tabii en önemlisi problemli kişinin sevdiklerinin yardımı, sevgisi, anlayışı ve desteği” diyor.
HILLARY’NİN BAŞINI GÜZELLİĞİ Mİ YAKTI?
Üniversitedeyken ABD’deki seçimlerde lobicilik faaliyetleriyle ilgili bir makale hazırlıyordum ve siyasal iletişim bilimleri profesörü Tobe Berkovitz’in şu sözlerine rastlamıştım. “Araştırmalara ve anketlere bakılırsa, ABD’nin bir kadın başkanı olamaz, çünkü insanlar güzel bir kadına sadece first lady’liği yakıştırıyor.” Ne dersiniz, güzel kadın fobisi Hillary’nin de başını yakmış olabilir mi?
“Bir kadın güzel olmaya çalışmıyorsa bu durum tuhaf karşılanıyor ve kadının yeterince hırslı olmadığı düşünülüyor ve sonuç eni konu hayal kırıklığı oluyor”
Ece ULUSUM
