Dünyanın en hızlı piyano çalan sanatçısı olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na adını yazdıran Macar piyanist Havasi, Landmark Dünya Turnesi kapsamında yarın Zorlu PSM’de. Göze ve kulağa hitap eden şovundan önce sanatçıyla konuştuk…
New York Carnegie Hall tıklım tıklım, birden ışıklar sönüyor ve uzaktan bir piyano çalmaya başladı. Havasi gözlerini piyanosundan ayırmadan kendini kaptırırken birden ışıklar yandı, dev bir orkestra ona eşlik etmeye başladı. Haydn’ın bir eserini bateriyle renklendirdi, benzersiz bir yorum kattı. Havasi, yetenekli olmasına yetenekli ama o klasik müzik konserinin arkasında Fransız görsel tasarımcısı Gilles Papain ile ABD’li yönetmen Brian Burke vardı. Seyirciler müzikle birlikte görsel bir deneyimin içine de sürüklendi. Beğenenler de oldu, beğenmeyenler de. Ardından klasik müzik söz konusu olunca şova ve yeniden yorumlamaya burun kıvıran, sanatın ticaretleştiğini söyleyenler de ortaya çıktı, her zamanki gibi… Bu konuya girmeyeceğim, burada karar sizin. Rekorlar kitabına “Dünyanın en hızlı piyano çalan piyanisti” olarak adını yazdıran Havasi, Landmark Dünya Turnesi kapsamında yarın İstanbul’da ama öncesinde HT Cumartesi’de…
■ İnsanlar sanatınıza hayran ama sizi çok sevmelerinin başka sebebi olmalı…
Bu yenilikle alakalı. Günümüzde çoğu insan piyanonun, senfonik müziğin ve klasik enstrümanların demode hatta sıkıcı olduğunu düşünebilir. Bu düşüncenin yanlış olduğunu kanıtlamaya çalışıyorum. Seyircilerin, modern çizgide sunduğum orijinal klasiklerden keyif aldığını görmek beni çok mutlu ediyor. Bundan çok hoşlanıp sonraki tüm konserlerime gelmek istiyorlar. Bu tüm besteci ve sanatçıların en büyük hayali!
■ Mozart için söylenenleri düşünüyorum, siz de onlar gibi bir dâhi çocuk muydunuz?
Bu tür karşılaştırmalar doğru değil. Evet, genç yaşlarda olağanüstü müzik yeteneğimle tanındım ama bu hiç de nadir bir durum değil. Müzik dâhisi çok çocuk var fakat sadece birkaçı ileride büyük bir sanatçı olabiliyor. Onlardan çok daha azı yüzyıllar sonra Mozart ya da Beethoven gibi büyük bir sanatçı olarak hatırlanacak… Bu yüzden kendimi onlarla mukayese etmem mümkün değil.
■ Bazıları size bir sanatçı olmanın ötesinde işadamı diyor. Bu yorumlara ne diyorsunuz?
Buna bozulmuyorum. Konserlerimin çoğu çok büyük prodüksiyonlar, bir stadyum konserinde bazen 500’den fazla insanla birlikte çalışıyoruz. Bu ilk olarak sanatsal bir olay ama bu muhteşem gösterinin sahnelenirken diğer evreleriyle de içli dışlıyım. Ben seyircinin ne düşündüğünü önemsiyorum. Bugünün seyircisini yüzlerce yıllık işlerle şaşırtmak mümkün değil. Ayrıca Haydn ve Liszt de harika şovmenlerdi, yani kısaca bundan utanç duymuyorum.
‘TÜRKİYE’DEKİ SEYİRCİ GERÇEKTEN HARİKA’
■ Yaptığınız işte şov mu müzik mi önemli?
Benim yeterlilik alanım tabii ki müzik bestelemek ve bu müziği icra etmek. Zaten sahnede çalışan yüzlerce kişilik bir ekibim var. Benim görevim o benzersiz vizyon doğrultusunda çalışan sanatçılara liderlik etmek. Bazen hiçbir şov olmadan solo konserler de veriyorum ki çoğu kişi bunu daha çok beğeniyor. Yine de konu 100 bin kişilik arena şovlarına geldiğinde, bugünün seyircisi görsel ve işitsel deneyimler yaşamak istiyor. Bugün film yapanlar 50 yıl öncesinden çok daha fazla araç gerece sahip ve doğal olarak bunları kullanıyorlar. Bence soru, teknoloji ve modern enstrümanları kullanıp kullanmamız gerektiği değil, nasıl kullanmamamız gerektiği.
■ Seyirciyle ilişkinizden bahseder misiniz? Konserlerinizde insanlar sadece dinlemek ve izlemekle yetinmiyor, konserin bir parçasıymış gibi hareket ediyor ve kendilerini özgür hissediyorlar…
Seyirciyle hep direkt, güçlü ve duygusal bir bağ yakalamaya çalışırım. Müzik aracılığıyla… Fakat geleneksel klasik konserlerden farklı olarak seyircinin benimle bağ kurmasına yardım etmek için birkaç kelime söylerim.
■ Türkiye’deki seyirci hakkında ne düşünüyorsunuz?
Türkiye’deki seyirci gerçekten harika. Müziğime oldukça açıklar ve şimdiden konser hakkında oldukça fazla olumlu geri dönüş aldım. İstanbul’da sahne alacağım ve bu harika seyirciyle buluşacağım için çok heyecanlıyım.
■ Türklerin bildiği bir parça çalma ihtimaliniz var mı ya da bir sürpriz?
Bir sürprizim varsa dahi bunu burada paylaşamam! (Gülüyor.) Türkiye’den birçok kişinin Youtube’da konser videolarımı izlediğini biliyorum, çalacağım parçalar çok tanıdık gelecek.
–
‘Profesyonel bir kuaförüm var’
■ Ya müzisyen olmasaydınız.
Hiç düşünmemiştim. Kendimi bildim bileli bir müzisyen olacağımı biliyordum ve öyle de oldu. Hayatım her zaman bestelemek ve bestelerimi icra etmek üzerine kurulu olacak. Başka hiçbir şey beni tatmin edemez.
■ Ellerinizi sigortalattığınız doğru mu?
Evet, piyanist olarak yaşamımı sürdürebilmek ve yüzlerce kişilik büyük bir prodüksiyonu tehlikeye sokmamak için elimi her şeyden korumam gerek.
■ Bir de saç modeliniz, çok seviliyor.
Çoğu insanın kafasında oluşan klasik piyanist tarzında olamayacağımı hep biliyordum. Farklı müzik yapıyor ve değişik giyiniyorum. Saçımı kendim de yapabilirim ama olmaz, zaten saçımla ilgilenen profesyonel bir kuaförüm var.