Londra Victoria and Albert Museum’da bugün açılan Undressed: A Brief History of Underwear sergisi, iç çamaşırı dünyasının evrimini ele alıyor. Bu epeyce iç gıcıklayıcı zaman tüneline siz de davetlisiniz…

0-15Kıyafet tarihçisi Clare Rose, Londra Victoria and Albert Museum’daki “Undressed: A Brief History of Underwear” (Çıplak: İç Giyimin Kısa Tarihi) adlı serginin basın açılışında acayip bir şey yaptı. Dantelli kırmızı bir külodu iki eliyle havaya kaldıran Rose, “Kadının kadınlığını hissettiği ve karşı cinsi avı olarak gördüğü zamanla iç çamaşırının büyüsünü keşfettiği zaman birbiriyle kesişir” diye başladı söze. “İster düz, ister dantelli isterse desenli olsun, iç çamaşırı her zaman kadınların vücudunu şekillendiren ve destekleyen bir giysi oldu. Kimi zaman da baştan çıkarmak için bir silah…” Basın toplantısında öyle bir hava oluşmuştu ki Rose sözlerine “Şimdi silahsızlanma zamanı” diye devam etse sanki herkes soyunmaya başlayacaktı! Bu “sıcak” atmosferin sebebi, İngiliz tarihçinin belagatından çok serginin içeriği ve sergilenen parçalardı kuşkusuz…

Sergi 18’inci yüzyıldan günümüze iç giyimin geçirdiği değişimi ele alıyor. 200 parçalık seçkide I. Dünya Savaşı’nda kartondan yapılan korselerden Swarovski taşlar ve altından yapılan korselere, Kim Kardashian’ın büstiyerinden müzeye de adını veren Kraliçe Victoria’nın annesinin pamuklu donlarına kadar her şey var. Sizi seksi iç çamaşırlı kadın fotoğraflarının karşıladığı ve kadınların önceleri hijyen ve sıcaklık için kullandığı iç çamaşırlarının zamanla nasıl bir cazibe silahı haline geldiğini anlatan sergi, 12 Mart’a kadar orada. Pamuklu paçalı donlardan seksi dantelli üçgen külotlara geçişin altında, moda kadar kadınların elde etme gücünü keşfetmesinin de payı var. Kadınlar ve güzellik hakkında araştırmaları, kitaplarıyla tanınan sosyolog Jean Claude Kaufmann’a göre, “Önceleri bireyin içinde yaşadığı grup ve kültür ona bir düşünce ve ahlâk şeması aşılıyordu. Toplumda herkesin yeri belliydi. Uzun ve karmaşık bir tarihi süreçten sonra, bunun tam aksi gerçekleşmeye başladı. Varoluşunun merkezinde artık bireyin kendisi var. Bireyin seçimlerinin limiti artık kendisi…” Kadının kendi “elde etme” gücünü keşfi de böylece beşeriyetin başköşesine oturdu. Mısır uygarlığında, “içi ve dışı güzel” anlamında kullanılan “nefer” kelimesini, Firavun Akhenaton’un karısı Nefertiti’den hatırlarsınız. Fransa’nın lüks düşkünü ve bir o kadar güzel kraliçesi Marie Antoinette, kendi döneminde sadece sokak kadınlarının giydiği iç çamaşırlarını bunun için değil de neden giyiyordu ki?

Sayesinde Avrupa’da iç çamaşırı yaygınlaştı. Ve Kraliçe’nin giydiği iç çamaşırlarından bu yana işler epey değişti. Biz güzellik ve kadın bedenine dair M.Ö. 600 binlere uzanan bulgulara şimdilik girmeyelim. Asıl fırfırlı, dantelli zamanlara geçip paçalı dondan g-stringe uzanan kısa iç çamaşırı tarihiyle yetinelim. Yani Freud’un yetişemediği yıllarla… Kafayı ‘Kadınlar ne ister’e takmıştı, cevabı göremeden göçtü gitti!

1900

Bu dönemde “Gibson Kızı” denilen kum saati formunda kadınlar güzel görülürdü. Bu yüzden korseye rağbet çoktu. Kadınlar iç çamaşırı giymeyi alışkanlık haline getirdi. Korseler yalnızca zayıflığın değil zarafetin de bir sembolü haline geldi. “O zaman ne modaydı?” diye sorarsanız, fırfır! Donların ve içliklerin kenarlarına mutlaka fırfır dikilirdi. Üstelik giyilen elbisenin kıyısından o fırfırların gözükmesi pek havalıydı. Bir diğer en çok kullanılansa keten paçalı dondu. Fakat o vakitler iç çamaşırları, bacak kısmından ipliklerle bağlanırdı ve çıkarırken kadınlar bunları sıyırmak yerine iplikleri çözerlerdi. O zamanlar amaç seksi görünmek değil, ısınmak, hijyenik olmak ve frikikten korunmaktı…

1910-1920

Etine dolgun kadının modası geçince, zayıf, kısa saçlı ve göğüslerden çok kalçaları belli etmek isteyen kadınlar gözde oldu. Korselerin yerini de dar yarım büstiyerler aldı. Elbiselerin boyu kısalmaya başlayınca paçalı donlar yüksek bel şort donlarla yer değiştirdi ama fırfırlardan vazgeçilmedi. Korselere tutturulan çoraplar bu kez şortlara tutturulmaya başlandı, jartiyer de kendi miladını yaşadı. Fantezi iç giyimin çok daha sonra çıkmış olduğunu düşünebilirsiniz ama 1920’lerde Ziegfeld Follies’deki transparanlı tasarımlar ilklerden kabul edilir.

1930-1940

Mae West ve Rita Hayworth gibi kıvrımları belirgin, uzun bacaklı, bakımlı kadınların dönemi… Kadınlar bu kadar ışıltılı olunca iç çamaşırları da renklendi. Şifon benzeri hafif parlak kumaş, kısa gecelikler ve satenin keşfi… Bu dönem çok mühimdi, çünkü Hollywood kadınları etkili kullanmaya başladı. Kadınlar yıldızlarda ne görse giyiyor onlar gibi olmak istiyordu. Buna iç çamaşırı da dahildi. Yavaş yavaş kadının iç çamaşırlarıyla da güzel olması gerektiği algısı yerleşti. I. Dünya Savaşı arifesinde bütün sektörler etkilendi, moda kendine çıkar yolu buldu. Hatta 1940’ların sonuna doğru genç kadınlar arasında kısa sütyenler moda oldu. Dikişler yüzünden sipsivri duran göğüsleri hatırlayın.

1950-1960

1950 ile 1960 yılları arasında iç çamaşırı dünyası devrim yaşadı. Sabahlıklar içine rengârenk giyilen takım iç çamaşırları sevildi. Dikişlere çözüm bulundu, memeler yeniden doğal hatlarına kavuştu ve balenler sayesinde daha büyük görünmeye başladı. Marilyn Monroe’nun şu meşhur yüksek belli beyaz külodu çok gözde olmuştu, taa ki 1960’larda kıvrımlı hatların yerini sıskalık alınca ve karşı cinse daha çok kulak veren kadınlar ortaya çıkınca… Düşük bel pantolonlardan dolayı külotların beli de düştü. Likra kumaş iç giyimde de kullanılmaya başlandı. Daha önemlisi dantellendi. Kadınlar iç çamaşırı seçimlerinde daha cüretkâr olmaya başladı.

1970-1980

Kimi ülkelerdeki seks sineması dalgasının etkisiyle, danteller ve fantezi iç çamaşırlarında adeta bir satış patlaması yaşandı. Erotik filmlerde birbirinden farklı desenler ve modellerde iç çamaşırları görülüyordu. Herkes, Bond kadınlarının giydiği üçgen kesim külotlara sahip olmak istiyordu. Sonra ortaya Madonna çıktı ve gündelik kıyafetlerle iç çamaşırları arasındaki sınırı kaldırdı. 80’lerin sonuna doğru korse, büstiyer ve sütyen bir ceket içine giyip çıkabileceğiniz bir kıyafete dönüştü.

1990-2000

Fit ve zayıf kadın dönemi… Erkeklerin sevgililerine gönül rahatlığıyla iç çamaşırı hediye ettiği yıllar… Bu dönem aralığında en çok satılan kadın iç çamaşırı renkleri, kırmızı ve siyahtı. Külotların yerini eğilince pantolonların bel kesiminden gözüken tangalar aldı. Bu sefer kadınlar hem seksi hem de rahat olmak istedikler için, dar kesim, tüy, dantel ve taş detaylı likra ya da ipek çamaşırları tercih etmeye başladı. Bir ara ince ipli model yani g-string patladı. Gazetelerde boy boy ünlülerin frikiklerini gördük.

2010 sonrası

0 beden kadın modası Kim Kardashian, Beyonce, Rihanna gibi dolgun vücutlu ünlülerle yıkıldı. İri kalça ve göğüsler gözde oldu. Hatta yakın zamanda sambacıların dans ederken giydiği Brezilya külotları fellik fellik aranır oldu. Kardashian ile korse modası geri döndü. Teknoloji sayesinde donun da sütyenin de ışıklısını yaptılar hatta üç boyutlu yazıcılarla farklı maddeler bile kullandılar.

%87

İngiltere’deki Tüketici Araştırmaları Dergisi’nin araştırması ortaya koyuyor ki kadınların kendilerini seksi hissetmesi, o gün seçtikleri iç çamaşırına göre belirleniyor. Araştırmaya katılan 1500 kadının yüzde 87’sine göre kırmızı dantelli iç çamaşırı onlara kendilerini en seksi hissettiren modellerden…

Ece ULUSUM

http://www.haberturk.com/yasam/haber/1225836-freudun-gormedikleri

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

Doğu Demirkol: Murat Abi Hazar’ı, ben Bennu Abla’yı kapatacaktım