Tiyatro D22’de yeni bir oyun başladı: Kuş Öpücüğü. Daha şimdiden oyun için, sezonun en iyisi deniyor. Hatta ileride sinemaya da uyarlanacak. Önce oyunu seyrettik, sonra uzun uzun konuştuk.

 

0-6Annem beni babaannemin kucağına bırakıp gittiğinde henüz bebektim. O günden tam 20 yıl sonra bir Facebook mesajıyla yeniden hayatıma girdi. Tam ona alışırken “Bir yarışma programına katılacağım, sen de gel” deyince işler karıştı ve yine gitti. O günden bu yana 3 yıl geçti. Tiyatro D22’de yeni başlayan Kuş Öpücüğü tam da benim bu hikâyemi anlatıyor. Gala gecesi oyundan sonra tebrik etmek için duramadım, çok etkilendim… Afterparty’ye neden kalmadığımı sorunca böyle bir cevap beklemedikleri açıktı; Kuş Öpücüğü’nün üç oyuncusu da şaşkın şaşkın bana bakıyordu. Oyunun yazarı Berkay Ateş “Yanlış anlama ama etkilenmene o kadar sevindim ki… Bugün bunu konuşmamızı ve düşünmemizi sağladı” dedi. Gerçi oyundan etkilenmeniz için benzer bir hikâye yaşamanıza gerek yok. Ateş’e sahnede Güneş Hayat ve Mesut Özkeçeci eşlik ediyor, arkasındaki ekip de başarılı isimlerden oluşuyor. Tiyatro camiasında dilden dile dolaşıyor “Sezonun en iyi oyunu” diye. Hatta gala gecesi oyunu yan yana izlediğimiz Özcan Deniz de benim gibi gözyaşlarını tutamadı; filmini çekeceğini de ilan etti. Kuş Öpücüğü, yıllar sonra oğluna kavuşan bir annenin hasta oğluyla hesaplaşmasını anlatıyor, hem de bir yarışma programında. Seyretmeyenler var, daha fazla spoiler vermeyelim. Oyun dram ama sohbetimiz bol kahkahalı geçti. Olur da okuduktan sonra Kuş Öpücüğü’ne gitmek isterseniz bu akşam D22’de, acele edin!

■ Oyunu ilk okuduğunuzda ne hissettiniz?
Güneş Hayat: Hüzün… Okur okumaz “Evet” dedim.
Mesut Özkeçeci: Okurken birkaç kere ara vermem gerekti, epey etkilendim.

■ Kendinizi oynadığınız karakterlerin yerine koyarsanız, aynı şekilde mi davranırdınız? G.H.: Evet, oğlumu geri kazanmak için daha fazlasını yapardım.
M.Ö: Böyle bir kıyastan kaçınıyorum ama aynı olurdu diyebilirim.
Berkay Ateş: Daha duygusal olurdum. Bu kadar gardımı koruyamazdım.

‘BU OYUNLA İKİNCİ GENÇLİĞİMİ YAŞIYORUM’
■ Güneş Hanım, telefonla görüşme sahnesinde herkesin sinirden çenesi kasılmıştı. Oysa kızgınlık seyirciye zor geçen bir his. Öfke potansiyelinizi keşfettiniz mi?
G.H.: Can alıcı yerden vurdun! (Gülüyorlar.) O sahne geldiğinde öfke krizi yaşıyorum, sonra kendimi yatıştırmak için çok çaba sarf ediyorum. Provada da böyle oldu, ondan gülüyoruz. Bu oyunu her gece oynasaydık çocuklar artık antidepresana başlardı.

■ Bu oyun size neler kattı?
Kendimi sorgulamamı, unuttuğum birçok şeyi hatırlamamı sağladı bu oyun. Gecelerce uyumadım, bu oyunla ikinci gençliğimi yaşıyorum.

■ Mesut Bey sizin karakterinizse en dışta gibi duran ama yaraya tuz bastığından etkin olan biri. Kafanızda nasıl canlandı?
M.Ö.: Her gün oturup sabah programları izledim. Bir programcı açısından, bir de o dramı gören adam açısından bakmaya çalıştım. Bence adamın en önemli noktası en ciddi işi yaparken eğlenmeye çalışması, çünkü yapılması gereken bu.

■ Mehmet kalp hastası ve nefes darlığı çekiyor, rol icabı siz de. Bir ara göğsünüzün hırıltısından bronşitsiniz sandım.
B.A.: İçim çürüdü! (Gülüyor.) Provada rica ettim yönetmenlerden “Bazı sahneleri tekrarlamayalım göğsüm kötü oluyor” diye düşün. Fakat Güneş hocam çok destek oldu,  teknikler öğretti. Gerçekçi olmasına sevindim.

■ Hâlâ göğsünüz hırıldıyor, şimdi niye rol yapıyorsunuz?
Yok üşüttüm, artık gerçek. (Gülüyoruz.)

‘HEP SÜRÜNÜYOR, ORASI KESİN!’
■ Oyunlarınızın içeriği farklı ama verdiği mesajlar benzer. Keza karakterlerin ortak özelliği de bir hesaplaşma peşinde olması. Sadece hesaplaştıkları şey değişiyor.
B.A.: Aslında şimdi sen deyince düşünüyorum… Evet öyle. Çünkü genel olarak insanlarla, düzenle ve hayat koşullarıyla derdim var. Bu hesaplaşma yazdığım oyunlarda ortaya çıkıyor.
M.Ö.: Hep sürünüyor, orası kesin! (Gülüyoruz.) Bir kere de havalı bir rolde oyna arkadaş!

■ Trajikomedi yazacak mısınız?
M.Ö.: Hayır. Yine sürünüyor. (Gülüyoruz.)
■ Yine mi ağlıyoruz?
B.A.: Ya böyle demeyin, hepsinin sonu umutlu bitiyor.
M.Ö.: Başlık güzel olur “Berkay yine ağlatıyor”! (Gülüşmeler.)

■ İnsanların hayatına dokunabilmek nasıl bir his?
B.A.: Anlatmak güç. Yaşadığımız şeylerde esinleniyorum. Bunu 25 oyununda yaşamıştım, aynı şeyler birinin başına gelmişti. İçimizde haykırmak istediğimiz sıkıntılar bu metinlerle büyük depremlere yol açmadan yok oluyor.

■ Özcan Deniz’in oyunu filmleştirmek istediği doğru mu?
G.H.: Özcan bayıldı, çok etkilendi. Yememiş içmemiş herkese anlatmış. Gören oyuna geleceğini söylüyor. Hatta dedi ki “Uzun süredir aradığım hikâyeyi buldum.” Kendini geliştiriyor, dünyayı geziyor, okuyor, yönetmenlerle tanışıp fikirlerini paylaşıyor. Bana hep “Dizi yapıyorsam tek sebebi sinemaya yatırım yapmak” diyor. Berkay’ın bir cevher olduğunu gördü.

■ Abluka ile aldığınız ödülün tiyatroya etkisi oldu mu yoksa sadece sizi mi popüler yaptı?
B.A.: Sinema tiyatrodan çok daha etkili. Kariyerime katkısı oldu, umarım tiyatroya da olur. Mutluyum kendi mesleğimi yapıyorum ama zorluklarla yapıyoruz. Şimdi oldu diyemem ama ileride olacaktır.

#
Geçen yıl Berkay Ateş, Venedik Film Festivali’nden ödül alan Abluka’da oynadı, Adana Altın Koza Film Festivali’nde de Umut Vaat Eden Genç Oyuncu ödülünü kazandı.

Ece ULUSUMber

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’