Besteci, piyanist ve perküsyoncu Marilyn Mazur, 60. doğum gününü kutlamak için 60 konser veriyor. Sanatçı doğum günü olan 21 Nisan Salı, İstanbul’da Akbank Sanat sahnesinde…

0-11

Uzun yıllar Miles Davis ve Jan Garbarek gibi efsanelerle çalışmış, “Perküsyonun Kraliçesi” lakaplı Marilyn Mazur, 21 Nisan Salı günü Akbank Sanat’ta konser verecek. Bu konseri diğerlerinden ayıransa Mazur’un 60’ıncı doğum günü olması… Zira sanatçı bu yıl, 60’ıncı yaşını dünya genelinde gerçekleştirdiği 60 özel konserle kutluyor. Kutlamasının bir ayağını da İstanbul’da İsveçli vokalist Josefine Cronholm ve gitarist Krister Johnsson’la gerçekleştirecek. Mazur’la konser öncesi konuştuk, sohbet sırasında o kadar neşeli ve enerjikti ki 60 yaşında olduğuna inanmak çok güç!

Nice mutlu yıllara! “60 yıla özel 60 konser” fikri nasıl doğdu?
Bu defa sonu sıfırla biten bu yaşımı kesinlikle kutlamak istedim. 50. yaşım için özel bir şey yapma imkânım olmamıştı. Bu sene, canlı müzik eşliğinde büyük bir dans performansı gerçekleştirmeyi düşündüm ama başka pek çok müzik projesinin içinde olduğum için yeteri kadar zamanım ve enerjim yoktu. Aslında doğum günümü 60 konserle kutlama fikri menajerimden geldi ve bana favorim olan müzisyenlerle beraber pekçok konser verme imkânı doğdu.

Bir kadının yaşını saklamadan böyle kutlaması da harika bir şey olmalı. 70. yaşınızda da bizi böyle sürprizler bekliyor olacak mı?
70. yaşıma geldiğimde eminim ki başka sürprizler olacak ama az önce bahsettiğim dans performansını 65. yaşımda gerçekleştirebilmeyi umuyorum.

Bir 60 yılınız daha olsa müzik adına ne yapmak isterdiniz?
Önümde 60 yıllık bir yaşam süresi daha olduğunu bilsem, akrobatlık eğitimi almak isterdim. Böylece geniş metal yapılar üzerinde çalarken aynı zamanda üzerlerinde sürünerek ilerleme ve uçma imkânım olurdu. Ayrıca, daha ciddi bir şekilde orkestrasyon eğitimi almak ve büyük orkestralar için daha çok beste yapmak isterdim.

İcra ettiğiniz müziğin doğasını anlayabilmek için farklı gelenekleri araştırdınız. Türkiye’de kimi beğendiniz?
Türk müziğini dinlemeyi, onun tınısını ve ritimlerini seviyorum. Türk müziği üzerinde özel bir inceleme yapmadım ve çok fazla usta tanımıyorum ama kendimce darbuka çalıyorum. Birkaç sene önce İstanbul’da, Dhafer Youssef konserinde, fantastik Hüsnü Şenlendirici ve Aytaç Doğan’la çalmaktan büyük zevk aldım.

Enstrümanlarınızla öyküler anlattığınızı söylüyorsunuz. Bu sefer bizi nasıl öyküler bekliyor, ne anlatacaksınız?
Triomuzla, içinde pek çok farklı ruh hali ve renk barındıran değişik hikâyeler anlatacağız. Rüya dolu şarkılar, zorlayıcı maceralar… Harika şehrinize tekrar geleceğim ve konser vereceğim için çok mutluyum. İstanbul seyircisini seviyorum.

Ece ULUSUM

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’