6295a9d426f8854a1aa759a560af12c7.pr

“Modayı Değiştiren 100 Fikir” raflarda yerini aldı. Moda yazarı Harriet Worsley’in kaleme aldığı kitapta modaya yön veren fikirlerin çıkış noktası ve bu fikirlerin nasıl bir zincirin halkası olduğunu göreceksiniz. 1900’lerden günümüze kadar uzanan Literatür Yayıncılık etiketli kitaptan 10 fikri derledik…

modaya yön veren tasarımlar ece ulusumSÜRREAL TASARIMLAR
Sürreal sanat akımı modaya sıçrayınca avangart tasarımlar ortaya çıkmaya başladı. Modada bu konuda ünlü tasarımcı Elsa Schiaparelli, Salvador Dali ile işbirliği yaparak tablolarından esinlenip optik illüzyonların bulunduğu birçok tasarım çizdi. Onun fantastik kıyafetleri, geleceğin tasarımlarını ve de moda fotoğrafçılığını epey etkilemiş oldu. İşleri bugünkü boyutuna getirense John Galliano ve Moschino’dan sürreal mağaza tasarımları isteyen Selfridges oldu.

ANTİK YUNAN DÖNEMİNDEN ELBİSE
Tasarımcı Mariano Fortuny, 1907’de kalıcı pliler yani delphos elbise yaratmanın formülünü buldu. Isıtılmış porselen borulara katlanmış ıslak ipek kumaşı serip kalıcı pliler oluşturuyordu. İlham kaynağı antik Yunan dönemi oldu. Adı da ünlü bronz antik Yunan heykeli Delphili Araba Sürücüsü’nden geliyor. Görülmemiş bir şeydi; bavuldan çıktığında formu hiç bozulmuyordu! En önemlisi de çok rahattı… Kadınlar bu elbiseleri başta ev partilerinde giymiş, 1939’dan sonra dışarıda giyilmeye başlamış.

GÖSTERİ TADINDA DEFİLELER
1938’de Elsa Schiaparelli Circus (Sirk) adlı koleksiyonunun defilesine jonglör, ip cambazı, maymun ve palyaçolar çıkararak bugünkü şova dönüşen defilelere yol açtı. 1940’lardan sonra sessiz sedasız geçen defilelere dekor, müzik, koreografi ve ışık dahil olmaya başladı. Podyumda paganizm, ikonografi ve astroloji gibi temalar görülüyordu. Mary Quant, 1960’ların ruhunu temsilen modellerini podyuma dans ederek çıkardı. Kenzo, 1970’lerde Jungle Jap defileleri için modellerinden doğaçlama yapmalarını istedi, modelleri dans etti, güldü, göğüslerini açtı ve gündeme oturdu. 1980’lerde defilelerin izleyicileri artık sadece alıcılar ve modacılar değil, rock yıldızları, aktrisler, aktörler en önde yer alıyordu. Bu da paparaziler için harika fırsattı. Artık defilelerde robotlar yürüyor, sosyal içerikli mesajlar veriliyor, ışıklı şovlar yapılıyor. Geçen yıl Karl Lagerfeld değişik bir şey yaptı; Chanel’in 2018 pre-spring koleksiyonu için podyumu markete çevirdi. Sonunda da tüm modelleri, sosyal içerikli mesajlar taşıyan pankartlarla sahneye çıkardı.

İPEK AMA DAHA UCUZ
İpek maliyetli ve üretimi meşakkatliydi. Uzun araştırmalar sonucunda viskoz ipek yani yapay ipek 1910-1914 yılları arasında çıktı, 1920’lerde geliştirilerek daha çok kullanılmaya başlandı. Bütçeye uygun olduğundan kadınların gözdesi oldu. Astar, külot, çorap, gece ve özel gündüz kıyafetleri, kombinezon gibi dantelle işlenmiş parçalar moda oldu. 1950’lerde Mary Black imzalı suni ipek ve saten karışımı elbiseler bugünkü elyaf ve yapay ipek tasarımlarının önünü açtı.

DANSA GÖRE TARZ
1910’lardaki tango çılgınlığıyla kadınlar dans pistlerinde derin yırtmaçlı elbiseler, bilekten kurdeleyle bağlı ayakkabılar giyiyordu. Ardından gelen caz furyasıyla çarpıcı renklerde, düz kesimli, vurgusu belde olan kısa püsküllü elbiseler moda oldu. 1950’lerde rock’n roll sahneye çıktı, deri ceket ve iç etekli geniş elbiseler gözde oldu. Birden sert bir geçiş yapıldı ve 70’lerdeki disko kültürü popüler oldu; parıl parıl vatkalı bluzlar, boyundan bağlı tulumlar, parlak detaylı geniş paça pantolonlar… 1990’larda bugün hâlâ etkisini görebileceğiniz acid house partileri dönemi başladı, hip-hop ve pop müzik dahil oldu. Her türün bir tarzı var ancak müzik türleri nasıl şeffaflaştıysa kıyafetlerde de her türden parçalar görmeye başladık.

SAKLANMAK İÇİN KULLANILIRKEN MODA OLDU
Tarihçilere göre Roma İmparatoru Neron gladyatörleri izlerken gözlerini korumak için parlatılmış zümrüt taşlar kullanırmış. Bugünün lüks tutkunlarının bile hayal edemediği bir gözlük tasarımı… 1929’da Sam Foster, güneş gözlüklerini kaldırımda satmaya başladığında yaygınlaştı. Çok geçmeden askeri gözlüklerden yola çıkarak tasarlanan Ray-Ban havacı gözlükleri ortaya çıktı. Bu gözlükler paparazzilerden saklanmak isteyen ünlüler için birebirdi. Gazete ve dergilerden güneş gözlüklü ünlüler görülmeye başlanınca moda olmaya başladı. Moda tasarımcıları güneş gözlükleri tasarlamaya başladı ve gözlük aksesuara dönüştü.

GİYİNCE CANLANAN ELBİSELER
Tasarımcı Madeleine Vionnet verev kesimin (çapraz kesim) mucididir. Vionnet, elbiseleri küçük ahşap bir model üzerinde, kumaşları sarıp büzerek tasarlıyordu. Askıda hiçbir şeye benzemeyen elbiseleri sahibi giyince adeta canlanıyordu. Verev kesim popülerliğine film yıldızlarının kıvrımlarını göstermek istemesiyle 1930’lu yıllarda ulaştı.

PROTESTAN TARZLAR
ABD’de toplumsal olaylar karşısında sokağa dökülen insanlar ellerinde pankart tutmak, sloganlar atmak yerine belirli renk ve tarzlarda giyinip yürüyüş yapıyordu. Siyahi vatandaşlar, kökenleriyle gurur duymanın işareti olarak Afro saç stili kullanıyordu. Aktivist Stokely Carmichael, Angela Davis ve James Brown kullanınca moda oldu. En bilinense Vietnam Savaşı dönemindeki renkli, çiçekli desenli ve çıplaklığın moda olduğu, hippi hareketi. Bugün hâlâ ödül törenlerinde ırkçılığa karşı tek renk giyme hareketi var. Moda artık protesto için bir araç.

160 YILLIK HAUTE COUTURE
Bugünün haute couture endüstrisi Charles Frederick Worth’un kalıcı mirası olarak anılır. Bir moda yıldızına dönüşen Worth, kıyafetlerini gerçek modellerle gösteren, her yıl yeni bir koleksiyon sunan ilk isimdir. 1858’de bir moda evi açtı ve sosyetenin gözdesi haline geldi. Onun amacı kadınları lüks kumaşlarla yaptığı tasarımlarla yüceltmeye odaklanmıştı. Avrupa’yı kısa sürede etkisi altına aldı, 1910’da Haute Couture Sendikası kuruldu ve defileler organize edilmeye başlandı. Bugün sendika üyeleri arasında Jean Paul Gaultier, John Galliano ve Viktor & Rolf gibi isimler var.

‘ONLAR FERMUARA HAZIR DEĞİLLERDİ’
Fermuar 1913’te Gideon Sundback tarafından icat edildi, gardıroba 1930’larda girdi. Fermuarı tarz için kullanan ilk isim Elsa Schiaparelli oldu; fermuarları boyayıp gece elbiseleri ve ceketlere yerleştirdi. Schiaparelli otobiyografisinde şöyle yazmıştı: “İlk defa ortaya çıkmakla kalmadı, aynı zamanda gece elbiseleri gibi en beklenilmeyen yerlerde göründüler. Hayretler içinde kalan satıcılar aldılar da aldılar. Her tür tuhaf düğme için hazırlıklı gelmişlerdi. Ancak onlar fermuarlara hazır değillerdi.” Ossie Clark da Mick Jagger için fermuarlı tulumlar tasarladı. Bugün fermuarın günümüzdeki yeri epey sıradan, aç-kapa…

Ece Ulusum

Link: http://www.haberturk.com/modaya-yon-veren-fikirler-1850655

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

Doğu Demirkol: Murat Abi Hazar’ı, ben Bennu Abla’yı kapatacaktım