Ece Ulusum

Aile içi veya dışı, cinayet haberleri art arda gelirken aklımıza bir soru takıldı: Bu korkunç trajedilerin ardından olay mahallini kimler temizliyor? İşte yanıtı…

6782704Konya Selçuklu’da bir apartmanın giriş katı… Gelenleri karşılayan salondaki koltuğun tam ortasında kocaman bir delik; yayları dışarı fırlamış… Kumaştan taşan süngeri o kadar kana doymuş ki sanki koltuk her şeyin sorumlusuymuş gibi insanı ürpertiyor. Büfenin üstünde duran mutlu günlerden kalma fotoğraflara kan ve et parçacıkları yapışmış. Arkada, kim bilir nasıl hayallerle uçuk yeşile boyanan duvarda, yaşanan korkunç anların izleri tavana kadar bir dehşet fonu oluşturuyor. Banyonun önünde pıhtılaşmış bir kan gölü var; kapıda, hayattan kayıp giderken çaresizce tutunmaya çalışanların koyu kırmızı parmak izleri. Bir adam, velayet davası yüzünden cinnet getirip eski eşini, kayınvalidesini ve kayınpederini av tüfeğiyle vurmuş. Çocuklar, okuldan evlerine dönünce bu feci ıssızlıkla karşılaşmış. Her gün bunun gibi pek çok olay yansıyor gazetelere. Türkiye’nin cinayet istatistikleri de vahşetin seviyesi de yükselişte. 2014’te bin 176, 2015’te bin 542, geçen yıl 2 bin 720 kişi cinayete kurban gitti. Son 10 yılın verilerine göre en çok cinayet olayının yaşandığı il, 205 vakayla İstanbul. Bu cinayetlerin bir kısmı sokakta, bir kısmı ev ya da otel gibi kapalı mekânlarda gerçekleşmiş. Ölümün duvarlara sindiği, vahşetin sessizce korku salmaya devam ettiği odalardan yansıyan fotoğraflara bakınca, trajedinin boyutları kan donduruyor. Ama hayat devam ediyor. Ve akla bir soru düşüyor: Soruşturmanın ardından bu olay mahallerini kimler temizliyor; kimler tekrar hayata döndürüyor? Türkiye’de de dünyada olduğu gibi bunu iş edinen var mı? Hemen söyleyeyim; var. Ama bulmak hiç kolay olmadı. Bulduktan sonra duyduklarıma inanmak da öyle…

‘ALO, BİR CİNAYET SONRASI EV TEMİZLENECEKTİ’
3 hafta boyunca aranmadık temizlik firması bırakmadım. Beni katil sanıp panikleyen de oldu, adresimi isteyen de… Habertürk Gazetesi’nin deneyimli polis-adliye muhabiri Müslim Sarıyar öyle cinayetleri yazıyor ki kesin bir isim verir diye düşünüp aradım. “O kadar cinayet gördüm, temizleyen hiç görmedim. Ama emniyetin çalıştığı çilingirler var, belki temizlik firmaları da vardır” deyince Ankara’ya, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bir dilekçe faksladım. 1 saat içinde arandım: “Ece Hanım merhaba, ben polis memuru Erol. Böyle bir konu ilk kez soruluyor. Ben de merak edip birimlerimize sordum ama bu konuyla ilgili bir birimimiz olmadığını öğrendim. Size bu konu hakkında ne yazık ki yardımcı olamayacağız.” Erol Bey’in dediğine göre bütün deliller toplandıktan, olay kapandıktan sonra savcılık eğer bir mülkse anahtarı ölen kişinin yakınına teslim ediyor, onlar da başının çaresine bakıyor. İlginç olan, pek çok insanın bu işi olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığını sanması. Bu saflık beni rahatlattı diyebilirim. Sonunda en kolay yoldan Google’a “olay yeri temizliği” yazınca, sadece İstanbul’da karşıma 3 şirket çıktı. 3’ü de ana sayfalarında aynı ilçelerdeki 3 şubelerini en tepeye yazmışlar: Beyoğlu, Şişli ve Bahçelievler olay yeri temizliği… Sonra öğrendim ki başka şubeleri de var. Firmalardan biri yaptığı işi detaylıca anlatıyor: “Kuzey Temizlik, tüm travmatik olaylarda adli makamların müdahalesi bitip izin alındıktan sonra olay yerinde temizlik hizmeti vermektedir. Bahsi geçen bu travmatik olaylar genellikle doğal ölüm, intihar, intihar girişimi, şüpheli ölüm, kaza sonucu ölüm, genel kazalar, çürük kalıntıları, kan ve vücut sıvıları vb. olabiliyor… Olay mahalli temizliği konusunda müşterilerimiz genellikle; işletmeler, yakınları vefat edenler, mülk sahipleri, ev sahipleri, konutlar, belediyeler, polis ve diğer adli makamlar olabiliyor…” Sitelerindeki numarayı aradım, başta müşteri gibi konuştum: “Alo, olay yeri temizliği gerekiyor. Bir cinayet sonrası ev temizlenecek. Nasıl yaparsınız? “Neresi hanımefendi?” “Beyoğlu. Ücretlendirme nasıl?” “Görmek gerek, ortalık çok dağınıksa iş uzun sürer. Kan lekesi hemen çıkmıyor. Ne zamandır da böyle bir telefon almamıştık.” “En son ne zaman almıştınız?” “3 ayı vardır. Şimdi nasıl yapalım, ona göre ekip oluşturacağız. Savcılık görüşmesi falan bitti değil mi? Sonra uğraşmayalım…”

‘BU ANLATILACAK BİR İŞ DEĞİL’
Bu noktadan sonra Habertürk muhabiri olduğumu, bu işlerin Türkiye’de nasıl yapıldığını öğrenmek istediğimi söyleyince konuşma “Biz sizi ararız” ile sonlandı. Sonrasında 1 hafta boyunca ulaşamadım, onlarca kez aradım. WhatsApp numaralarına yazdım, dönüş yok. Bu sefer başka bir firmayı denedim. Solmaz Group’un sitesinde de “Bir telefon ile bu trajik günlerinizde, sizin için temizliğe geliyoruz. Siz de daha fazla yıpranmıyorsunuz” yazıyor. Arıyorum. Boğazındaki son duman yudumunun boğukluğuyla sesi doğuştan öfkeliymiş gibi gelen bir kadın telefonu açıyor. Öyle uzun sürüyor ki baştan yıpranıyorum. “Ekibim sizinle konuşamaz” diyor kadın. “Bu anlatılacak bir iş değil, travmatik. Onlar bir eğitim alıyor temizlik için, kafamıza göre davranmıyoruz. Araştırmanın bir önemi yok. İyi günler…” Nasıl önemi yok? Aranızda cinayet mahalli temizlikçisi bir tanıdığı olan var mı? Üstelik bu iş hayata dönmek için çok da önemli.

‘BIRAK BU İŞLERİ YENGE, KİMİ ÖLDÜRDÜN!’
3 yıl önce öğrenci evleriyle ilgili haber yaparken Tarlabaşı’nda Rus dili ve edebiyatı okuyan Mert Akgül’ün evine gitmiştim. Evi güzel, kirası aylık 500 liraydı. Bu kadar ucuz olmasının nedenini sonra öğrendim. Mert evine “Red Room” adını vermişti, duvarları da kırmızıya boyamıştı ama yine de kurumuş kan izleri tam kapanmamıştı. “Burada nasıl kalabiliyorsun?” diye sorduğumda, “Rusça bir cinayet romanı yazacağım, burası bana iyi geliyor” demişti… Sonunda evinde kimseyi ağırlayamadığından taşındı. Temizlik yapılsa belki böyle olmayacaktı. İlerleyen günlerde Urfa, Adana, Antep derken birçok temizlik firmasını aradım. Adana’daki bir firmanın yetkilisi, “Bırak bu işleri yenge, kimi öldürdün? Polisi ara, böyle olmaz” deyip bana öğüt bile verdi. Artık sinirlenmeye, havaya girmeye başlamıştım. Bir türlü gazeteci olduğuma inandıramayınca, “Bak konuşmazsanız kan dökülecek” gibi sözler bile çıktı ağzımdan.

‘NORMAL TEMİZLİKTEN FARKI YOK’
Tam ümitsizliğe kapılacakken, İstanbul Eminönü’nde olay yeri temizliği yapan birini buldum. Emekli bir polis memuruydu. Turan Bey, geçimini sağlamak için bu işe girmiş. Kendi deyişiyle “zengin muhitlerdeki” olay yerlerine gidiyormuş daha çok. Başta o da konuşmak istemedi, sonunda kabul etti. “Nasıl böyle bir iş yapmaya karar verdiniz?” “Aslında cinayet, kaza, intihar benim işimde hep vardı. Bir intihar vakası sonrasında ev sahibi temizlik yapacak ekibimiz olup olmadığını sordu. Ben de ayarlayabileceğimizi söyledim. Birkaç vaka temizledim, zaten emekli olmuştum bu süreçte.” “Nasıl oluyor bu iş?” “Kan temizlemek yere dökülen bir çayı temizlemekle aynı. Bunun ilginç bir yanı yok. Otellerde falan olunca zaten otel görevlileri ilgileniyor. Çek-yat, halı falan kanlanmışsa o gibi küçük eşyalar atılıyor. Siz birkaç şirketten söz ettiniz mesela, onların olduğunu bilmiyordum.” “Kaç vaka temizlediniz?” “Bu sürekliliği olan bir iş değil. Toplasan 2 yılda 15’i geçmez. Çok uzun da sürmez. Bizde Amerika’daki gibi katliamlar, seri katiller yok çok şükür. Onlarınki çok fantezi işi, kan sıçramalar falan… Bizimkiler düz.” “Bu işi yapmanın kötü yanı ne?” “En fenası kusmuk ve koku oluyor. Onun dışında normal temizlikten farkı yok. Sadece deterjanla biraz daha fazla ovalarsın. Bu iş zengin muhitlerinde oluyor, yoksa insanlar kendi temizliyor.” “En son nasıl bir iş yaptınız?” “7 ay önce bir temizlik vardı ama cinayet değildi, intihar girişimi temizliğiydi. Genç adam ölmemiş. Eşcinsel olduğunu açıklayınca ev karışmış, o da canına kıymaya karar vermiş. Evden taşınacaklardı, temizlik gerekti.” “Ne kadar kazanıyorsunuz?” “Kesin bir ücret yok. Zaten pazarlık da oluyor. Bine de yapılıyor, bin 500’e de. Bundan gayri bu iş yapılır mı bilemiyorum. Başta rahatsız etmiyordu, parama bakıyordum ama şimdi istemiyorum. Kötü hissediyor insan kendini. Ama geçinmek zorundayım. Asıl para yangın temizliğinde. Ama onu da büyük firmalar yapıyor işte.” Sohbeti burada bitirdi. Fotoğraf çekilmesini de istemedi. “İş iştir ama bu leş bir iş. İnsan böyle anılmak istemiyor. Müsaadenizle namaza gideceğim” deyip gitti.

‘İYİ BİR TEMİZLİK CİNAYETİ ÇÖZEBİLİR’
Suç oranlarının yüksek olduğu Meksika’daysa devlet onaylı tek suç mahalli temizlikçisi, Donovan Tavera. Tavera (43) bu işi 14 yıldır yapıyor. “İşim suç yaşanmış bir yerin hafızasını yenilemek, hiçbir şey yaşanmamış gibi görünmesini sağlamak” diyor. Daha fazla bilgi için Mexico City yakınlarındaki şirketini aradım. Başlangıçta kartvizit bastırıp polislere, dedektiflere, kapı altından evlere atmış. Polisler önceleri onunla dalga geçmiş, gereksiz bir iş olduğunu söylemişler ama hızla çevre yapmış. Şimdi ülkesinde en tanınan temizlikçi ve arada ABD’ye gittiğini de söylüyor. Bu sırada vücut sıvılarını en iyi yok eden formülü bulabilmek için kimya eğitimi de almış. Temizlik sırasında kullandığı kendi üretimi 370 özel formülü var. Bir formül için 6 bin dolar harcadığı oluyormuş. “O parayı verdiğime inanın değiyor. Birçok kişi çamaşır suyu döktüğünde her şeyin temizlendiğine inanıyor ancak öyle değil. Kan tehlikelidir” diyor. Meksika’da polislerin görevini iyi yapmadığını, temizlik sırasında birçok kanıt bulduğunu ama polis ilgilenmediğinden çöpe attığını söylüyor. “Aslında iyi bir temizlik cinayeti çözebilir” diye ekliyor. Saat başı para aldığını; yol, nakliye ve asistanı için ayrı para istediğini de belirtiyor. Tavera, Dexter ile Breaking Bad’deki Walter White arası bir insan. Bu arada en berbat cinayetlerde saatlik ücretinin 400 dolar olduğunu öğendim. Tabii ben çağırırsam, fiyata yol ve konaklamayı da eklemek gerekiyor.

LVE6618fe_profimedia_0276666667

Günlük kazanç 2 bin dolar
Olay yeri temizlik sektörü, 90’lı yıllardan itibaren ABD’de hızla büyüdü. Türkiye’deki firmalar birçok temizlik hizmetinin yanında olay yeri temizliği hizmeti de veriyor. ABD’deyse sadece bu hizmeti veren 250’den fazla şirket var. 2013’te olay yeri temizliğinden günlük kazançlarının ortalama 2 bin dolar olduğu, sadece ABD’de 2.1 milyar dolarlık para döndüğü yazılıp çizilmiş. 2008’de BBC, İngiltere’de her yıl 30 ailenin bütçelerini sırf bu temizliğe harcadığını yazmış. The Guardian Gazetesi’nin iş ilanlarını karıştırırken “Suç yeri temizlikçisi aranıyor” ilanı da gördüm. Altında, “Yıllık ortalama gelir 24 bin 880 sterlin” yazıyordu. Sırf Londra’da 7/24 suç yeri temizleyen 5 firma var. En ucuzu 300, en pahalısı 3 bin sterlini buluyor. Gerisini siz düşünün… Geçenlerde Bill Gates geleceğin mesleklerini açıklamıştı; yapay zekâ, enerji ve biyolojik bilimler. Cinayet ve vahşetteki yükseliş trendine bakılırsa, Gates listeye olay yeri temizliğini de eklemeliydi.

Yılda 2 kez genel muayene
Turan Bey “Normal temizlikten farkı yok” diyor ama olay yeri temizliği aslında tehlikeli bir iş. Vücut sıvılarının bulaşıcı bir hastalık taşıması riski yüzünden, temizleyen de iyi temizlenmemiş mekâna girecek kimseler de tehlikede. Üstelik üzerinden çok süre geçmiş olması hastalık kapmayacağınız anlamına gelmiyor. Biyolojik riskler komşuları ve sokağı da tehdit edebiliyor. Bu nedenle temizlik sırasında kolları ve bacakları uzun bir tulum giyiliyor. Beyaz tercih edilirse, sızıp sızmadığı belli oluyor. Ten havaya teneffüs etmesin diye kol ve bacak bilekleri de sıkıca bantlanıyor. Bir temizlikte kullanılan araçlar, başka temizlikte kullanılmıyor. Örneğin ABD’de bu işin yasal bir çerçevesi ve özellikle ebola endişesiyle bir sürü tedbir var. Temizlikçiler yılda 2 kez genel muayeneden geçmek zorunda.

 

Sunshine Cleaning

Filmi de var
Böyle zorlu bir işe girişmeyi planlayan ya da neye benzeyeceğini anlamak isteyen varsa, 2008 yapımı bir film önerebilirim: Sunshine Cleaning. Lisedeyken amigo kız takım kaptanı olan Rose Lorkowski, zor geçinen bir annedir. Oğlunu özel okula göndermek isteyince kazançlı bir iş olan suç mahalli temizliğine girişir. Kardeşi Norah’yı da birlikte çalışmak için ikna ettikten sonra Sunshine Cleaning adlı küçük bir şirket kurarlar. Ve olaylar gelişir…

Ece ULUSUM

Related Posts

Klima savaşları

Çözüm artık şu havuz problemini

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

‘Bir bakışta böceklerimin derini anlarım’

Yeni annelere sağ kalma rehberi

‘Vücut parçalarını eşeklerin üstünde taşıdılar’