arslan sükan - ece ulusum

Leica Galeri’nin yeni sergisi Prelude bu hafta açıldı. Sanatçı Arslan Sükan kişisel sergisinde önemli defilelerin perde arkasında neler yaşandığını izleyicilere gösteriyor. Açılış öncesi Sükan ile buluştuk…

6779263Mankenler podyumdayken nasıl da gerçek hayattan kopuyor ve devleşiyorlar. Emin adımlarla yürüyor, ifadesiz suratlarıyla inanılmaz görünüyorlar. Ancak işler podyumun arkasındaki kuliste değişiyor. Arslan Sükan 2004-2008 yılları arasında Avrupa’da gerçekleşen önemli defilelerin backstage’ini fotoğraflamış. Kendi tabiriyle “görünmez adam” gibi kuliste dolanıp mankenlerin duygularını yansıtan kareler çekmiş. Leica Galeri İstanbul’da açılan Prelude sergisinde o anlara tanık olabilirsiniz. 5 Ağustos’a kadar görebileceğiniz sergiyi Sükan ile gezip konuştuk.
■ Leica Galeri ile yolunuz nasıl kesişti?
Galerinin direktörü Yasemin Elçi beni aradı ve davet etti. Kendisiyle yeni tanıştım ve hemen ısındım. Bu galerinin de uluslararası olmasının etkisi var. Ondan çok zor olmadı karar vermek. n Seçki nasıl toparlandı? Hep birlikte… Bu bir proje değildi, birçok defilenin derlemesi. Binden fazla fotoğrafın içinden çıktı ama içime sindi.
■  Sergide, bu kareleri çektiğiniz anları anlatın biraz…
Çok hesaplanmış bir şey değildi. Bu benim ilk başladığım nokta diyebilirim. Yoksa kendi kendime sokaklarda fotoğraf çekiyordum… Bu kulisler o kadar tansiyonu yüksek yerler ki kuaförü, makyözü, tasarımcısı, başka önemli dergilerin fotoğrafçıları var. Yüzlerce insan var, kulisler çok da büyük değil. Herkes bir şeyleri yetiştirme derdinde. Bu kadar şeyin içinde ben orada tam bir görünmez adamdım. Muhteşem bir ortamdı. Kurgulayarak fotoğraf çekmeyi sevmem.
■ Görünmez olduğunuz kesin, fotoğraflarda kimse objektife bakmıyor. Ama duyguları izleyicisine direkt geçiyor.
Öyle. Ben başka bir tansiyonu, ifadeyi yakalamaya çalışıyorum. Bana bakıp poz verdikten sonra doğallığı kalmıyor. Suni, kurgulanmış bir şeye dönüşüyor. Benim yapmak istediğim hep bu.
■ Normalde siyah-beyaz işleriniz oluyor ama bu seçkide çok az var.
Evet. Rengârenk bir dünyayı siyah-beyaz çekmek istemedim. Gerçek anlamda renkten söz ediyorum, elbiseler, makyajlar…

L1000040 (1)

‘İNSANLARA GÖREMEDİKLERİNİ GÖSTERİYORUM’
■  Fotoğrafçı değil de çağdaş sanatçı olarak anılmak istediğinizi söylüyorsunuz. Neden vurgulamak istediniz?
Yaptığım işler farklı. Fotoğraf denince; yemek de çekiyor olabilirsin, portre de… Ben fotoğraf makinesini sadece bir araç olarak kullanıyorum. Aradaki en bariz fark bu aslında.
■ Bu kalıp sizi niçin bu kadar rahatsız ediyor?
Arada fark var. Ben işlerimde her zaman makine kullanmıyorum. Mesela bundan önceki işte akıllı telefon ekranlarını tarayıcıda taratmıştım. Başka işimde internetten bazı imajlar bulup onları bambaşka şeylere dönüştürmüştüm. Sırf fotoğrafçı olunduğu zaman bu gibi müdahalelerin olmaması gerekir. Olduğu gibi aktarmalı ama ben müdahale ediyorum. Kavram üzerine çalışıyorum, o kavrama ne gerekiyorsa uygulayıp işin içine estetik katıyorum. İşe güzel bir fotoğraf çekmek için başlamıyorum.

■ Instagram hesabınızı inceledim de 1997, New York’tan fotoğrafınızı paylaşmışsınız. Buraya gelmenizde New York’un önemi var. O zamanlar nasıldı?
Çok heyecanlıyım. Ankaralıyım, okulu bitirir bitirmez 3 aylığına arkadaşımın yanına gittim. 7 yıl kaldım. Hayatında çok şey görmemişken birden şehrin içine düştüm. Dünyam açıldı. Hayatımda yaptığım en iyi şeylerdendi. Şu an o kadar heyecan yok, yaşım da ilerledi. Farklı arayışlarım var. Doğru zamanda doğru şeyleri yapmış olabilirim. Ama insan 60 yaşında da sanatçı olmaya karar verebilir. Sonuçta ben de 35’imde sanatçı olmaya karar verdim.
■ Analog makine biriktirenlerden misiniz?
Öyle bir fetişim yok, fotoğraf makinesi sadece bir alet. Başlarda vardı. Her fotoğrafa başlayan insan sanıyor ki en iyisi onlar. Aslında makineyle ilgisi olmadığını sonradan anlıyor insan. Ancak bazen de, çok önemli bir anda “Yanımda iyi bir makine olsaydı” dediğim oluyor.
 Şimdi ne istiyorsunuz?
Sanatçılığım her zaman devam edecek. Yaptığınız her neyse onu ruhunuzu tatmin etmek için yapıyorsunuz. Önce kendimi tatmin etmeliyim. Benim için bir çeşit meditasyon… İnsanların görmediği şeyleri yakalıyorum. Bir dedektif gibi çalışıyorum, insanlara göremediklerini gösteriyorum. Neler göz ardı ediliyor onları çıkarmaya çalışıyorum.
■ En son ne keşfettiniz?
En son hayatın anlamsızlığını keşfettim. (Gülüyor.)

Ece ULUSUM

 

http://www.haberturk.com/kultur-sanat/haber/1525872-leica-galerinin-yeni-sergisi-prelude-bu-hafta-acildi

Related Posts

Doğu Demirkol: Murat Abi Hazar’ı, ben Bennu Abla’yı kapatacaktım

Gökcan Sanlıman: Yasaklanmak dikkate alınmaktır

Angus & Julia Stone: Menemen favorimiz

Venedik’te sorgulama ve üretme ‘Vardiya’sı

Oscar kadınlara gidiyor

Modaya yön veren fikirler