12710902_10154543639892977_7327899970818222817_o

Büyük restoranlar sokaklarda küçük tezgâhlar açıyor, gurme lezzetler elde atıştırmalık hale geliyor, sokak lezzetleri bu yarışta sınıf atlayıp kendilerine yenilikler katıyor. Snacktivizm yani atıştırmalık akımı aldı başını gidiyor…

6722005-1İnsanlar restoranda garson beklemek, hangi çatalı kullanacağına kafa yormak ve çok para ödemek istemiyor. Ancak lezzetten de vazgeçmiyor. Diyetisyenler de “Ana yemekleri kaçırıyorsunuz bari atıştırmalıkları yiyin” diye bağırıyor. Hal böyle olunca Avrupa’da ‘snacktivizm’ yani ‘atıştırma akımı’ başladı. Büyük restoranlar sokaklarda küçük tezgâhlar açıyor, gurme lezzetler elde atıştırmalık hale geliyor, sokak lezzetleri bu yarışta kendine çekidüzen veriyor. Sonunda ben de kendime bir akım buldum.

15 SAATTE PİŞEN DÜRÜM
Sokakta, bir mekâna oturmadan sağlıklı ve lezzetli yeme içme akımı snacktivizm, alışkanlıklarımızı yerinden oynatıyor. Bizim gibi sofrada sohbeti sevenler de masadan vazgeçiyor. Restoranlar da bu arayışa yanıt vermeye çalışıyor. Bu akım, fast-food yiyecek-içecek satanları bile zora sokuyor, çünkü pahalı yemekler elde taşınabilir şekilde servis edilince ucuza geliyor. Böylece hızlı, ucuz ama kaliteli yemek yiyoruz. Hal böyle olunca fastfoodcu’lar da kendilerinde gurme lezzetler türetmeye başladı. Parmesanlı, Himalaya etli hamburgerden tutun da tatlı patateslere kadar. Moda’da geçen yıl açılan Basta, eti 15 saatte pişen ‘Michelin’ yıldızlı dürüm satıyor. Ne zaman baksam Basta dolu. Bir çorba firmasının geçen yıl İngiltere’de yaptığı araştırmasına göre insanlar çorbayı oturup kaşıklamaktansa dolaşırken ya da açık havada bir köşede otururken içmek istiyor. İstanbul’da da Teşvikiye, Levent ve Bebek’te küçük şube daha doğrusu tezgâhları bulunan çorbacı SO UP İstanbul’un önünde insanlar sıra oluyor, millet hasta. Mönüde neler mi var; közlenmiş patlıcan çorbası, Konya usulü bamya çorbası, zencefilli pancar çorbası, Kolombiya ajiaco çorbası, rokforlu karnabahar çorbası… Levent’teki tezgâhın önündekilere soruyorum; “Neredeyse aynı fiyat, niçin bir restoranda içmiyorsunuz?” şaşkın şaşkın bakıyor plaza çalışanı ve “O kuru gürültüyü dinlemektense istediğim yerde lezzet keyfi yaparım” dedi ve siparişini verdi: “İki minestrone çorbası lütfen.” Biraz ileride lüks bir AVM’de bir midye dolmacı tezgâh açmış, zabıta yolu gözlemiyor. Şekilli bir tencere içine süslü süslü sıralamış midye dolmaları, dileyene pirinçsiz de özel bir paket hazırlıyor, bol sos… Başında Halil Bey, “Dükkân vardı deniz ürünleri satardık tutmadı. İnanır mısınız şimdi bu tempoyla daha fazla kâr yaparım” diyor. Snacktivizm akımı bizi de sardı anlayacağınız. Holding çalışanları çok seviyor, tek sorun çoğunun üstüne başına dökmesi!

KENDİNİ SEVEN DÜŞÜNSÜN
Atıştırmalık akımının bir de sağlık yanı var. Yaklaşık 2 aydır diyetteyim, doktorum bana “Ara öğünlerini yemediğin için daha çok acıkıyorsun, şişmanlıyorsun” diyor. Ara öğün denince aklınıza iki kuru galeta gelmesin, lezzetli yiyecekler olabiliyor ama dozunda. Diyetisyen Sally Kuzemchak, snacktivizm hakkında iki kitap yazmış “Ana yemekler o kadar abartılı hale getirildi ki vücut dengemiz bozuldu, mideler genişliyor ve obez sayısı gittikçe artıyor” diyor. Kendini seven bir daha düşünsün… “Alt tarafı atıştırmalık kardeşim” demeyin, devlet işlerine bile girdi bu akım. Geçen yıl Avustralya’da helal et ve patates kızartmasından oluşan bir yemek kutusu, hoşgörünün ve liberal değerlerin sembolü haline geldi. 5 arkadaş şaka olsun diye Facebook’ta Helal Atıştırmalık Paketi Onay Cemiyeti adlı bir grup oluşturdu. İçinde helal et döner, patates kızartması, peynir ve birkaç sos bulunan bu sokak atıştırmalığına ‘Kutsal Üçlü’ adını verdiler. Birdenbire ofis çalışanları ve gece baykuşları için olağanüstü bir yemeğe dönüştü. Bu atıştırmalık da aniden hoşgörü sembolüne dönüştü. Bir akım ancak bu kadar anlamlı ve lezzetli olabilirdi.

Dünyada popüler atıştırmalıklar
* İsrail: Sabich, pidenin içine kızarmış patlıcan ve haşlanmış yumurtayla hazırlanıp, içine maydanoz, sarımsak, tahin ve çeşitli yerel soslar konulur.
* Finlandiya: Yumurta, pirinç, sütün iç harcını oluşturduğu Fin tartı Piirakka.
* Hollanda: Herring balıklı sandviçler, genellikle salamura ve ringa balıklı. İçinde bolca soğan bulunur.
* Japonya: Taiyaki, balık görünümde, içi tatlı kırmızı fasulyeli keklerdir.

DÖNER
İlk sokak yemeği kültürü Antik Yunan’da kızarmış balıklarla başlamış. Ardından Antik Roma, Çin derken tüm dünyada her milletin damak zevkine göre yayılmış. 1990’lardan itibaren Türk mutfağından birçok yemek, hızlı servise uygun hale getirildi. Bu sektöre geç girmiş olsak da Osmanlı’dan kalma efsane lezzetimiz döner bu akımın en popüleri. Döner ekmekten daha iyisini mi bulacaklardı? Fransa’da döner sektörü 300 milyon Euro’yu aştı, Almanya’da 1 numaralı gıda…

Ece Ulusum

Related Posts

Klima savaşları

Çözüm artık şu havuz problemini

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

‘Bir bakışta böceklerimin derini anlarım’

Yeni annelere sağ kalma rehberi

‘Vücut parçalarını eşeklerin üstünde taşıdılar’