brad-pitt-gq-main-1200x630

Brad Pitt aldattı, sorumluluklarını boşladı, sonunda Angelina Jolie dayanamayıp boşanma davası açtı. Brad başta iyiydi ama bilim yine yanılmadı, aşk acısı yıldızı sonradan vurdu. Aşk acısından kurtulmak için 1.5 ay eve kapanan, tedaviler gören Pitt çareyi sanatta buldu. Bunlar yaşanırken dünya aşk acısı kavramını yeniden keşfetmeye başladı…

6701992Brad Pitt’in terk edildikten sonraki halini gördünüz mü? Mecnun misali çöllere düşmüş, ellerini göğe kaldırıp “Sabuha” dercesine Angelina diye inleyip duruyor. Pitt’in bu halini gören beyler Allah korusun manasında sağlam bir yere vuruyor, kadınlarsa “Kendi etti kendi buldu” diyor. Benim de aklıma New York Post’un Jennifer Aniston’un katıla katıla güldüğü fotoğrafını kapak yapması geliyor. Herkes şimdi ne olacak diye düşünürken Angelina canlı yayında ağlasa bile çocuklarıyla durumu atlatma kararından dönmüyor. Bizim Brad n’apsın, aşk acısından kurtulmanın yollarını arıyor. Muhteşem aşk; Brangelina ardında bir harabe kaldı, nasıl toparlanmaya çalıştığını anlattı. Aşk acısı bu, atlatması o kadar kolay olmaz. Ayrılıkların rutine dönüştüğü günümüzde popüler bir ikonun acısına şahit olmak biraz bizi de sarstı, kıymet bilmezliğimiz üzerinde düşündürdü….

BRAD PITT ARTIK YALNIZ
Sürekli konuşuluyor, uzun uzun anlatmayayım; Angelina Jolie, Brad Pitt’ten çapkınlık, sorumsuzluk, kavga, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı yani bize tanıdık gelen tabirle ‘şiddetli geçimsizlikten’, Angelina’ya göre “uzlaşılamaz farklılıklardan” dolayı ayrıldı. Dünya gündemi anında unutuldu, herkes bu ayrılığı konuşmaya başladı. Bir uçak şirketi tam sayfa ilan verdi; “Brad Pitt artık yalnız” ve Los Angeles seferlerinin altına not düşmüştü. Başta bu olaya ellerini ovuşturarak malzeme diye bakanlar, merakla neler olacak diye bekleyen biz seyirciler bir aile dramını gözden kaçırıyorduk. Sanki ikilinin yeni filmi çıkmış gibiydi. Oysa Angelina gittiği her yerde ağlıyor, Brad ise ortalıkta görünmüyordu. Gündemde çocukların velayeti ve nafaka anlaşmazlıkları vardı, Angelina Jolie çökmüş ve hüzünle gazetecilere bakıyordu, buna karşın Brad Pitt gayet soğukkanlı duruyordu. Oysa aşk acısı erkekleri sonradan vurur ve süründürür sevgili Pitt. Sanmayın kadınlık güdülerime yenik düştüğümü, buyurun araştırması da var. 2 yıl önce Binghamton ve Londra Üniversiteleri araştırmacıları tarafından, 96 farklı şehirde, yaklaşık 6 bin katılımcıyla yüz yüze görüşme yöntemiyle bir araştırma gerçekleştirildi. Katılımcılardan, ayrılıktan sonra hissettikleri fiziksel ve duygusal acıyı 1 ile 10 arasında puanlaması istendi. Sonuç, erkekler 6.84, kadınlar 6.58 acı çektiğini gösterdi. Aynı araştırma kadınların hızlı atlattıklarını gösterirken erkeklerin üzüntülerinin sonrasındaki bir dönemde yoğunlaştığını gösteriyor. Hatta bu acıyı yaşayan erkeklerin yüzde 21’inde tamamen iyileşme, unutma mümkün olmuyor. Aynı Brad’inki gibi zira kendisine “Ayrılık sürecinde kederinizden ölecek gibi hissettiniz mi?” sorusuna tereddüt etmeden “Evet” diye yanıt vermiş, gözlerini ovuşturmuştu… Bizimki bilseydi Özdemir Asaf’ın Çizik şiirini “Ölüm gibi bir şey oldu ama kimse ölmedi” de diyebilirdi.

‘BU ÜZÜNTÜLER GEÇMİŞİ DEĞİŞTİREMEZ’
Bu hengamede ikisi de başta sustu, birkaç ay sonra suskunluğunu ilk Angelina Jolie bozdu. Brad Pitt zaman kaybetmedi o da birkaç satır konuştu. İkisi de röportajlarında artık bu konuyu ağlaya sızlaya açık açık konuşmaya başladı. Benzetmemi tuhaf karşılayabilirsiniz ama aklıma direkt Sibel Can ile Hakan Ural’ın ayrılık sonrası röportaj trafiği geliyor. İkisi de ağlıyor, hatalarını kabul ediyor ama bir türlü orta yolu bulamıyorlar, bunları da röportajlarında anlatıp duruyorlardı. Hiç beklemezdim Brangelina da böyle yapsın… Ayrılıktan sonra Angelina Jolie’yi iyileştiren şey ülke ülke dolaşıp insanlara yardım etmesi olmuş. Başkalarını düşünerek kendini unutmaya çalıştı. Arada gözyaşı dökmeye devam etti ama yeri geldiğinde “Bu üzüntüler geçmişi değiştiremez. Çocuklarıma, çocuklarımıza odaklanıyorum. Biz hep bir aile olarak kalmaya devam edeceğiz. Yaşadıklarımızın bizi daha güçlü ve yakın kılacağından emin olarak başa çıkıyorum” dedi. Ertesi gün bir bakıyoruz Angelina bir tavada akrep kızartıp yiyor, çocuklarına yediriyor. Biraz onun da ayarları kaydı gibi geliyor… Birkaç sinema işi yaptı, yoluna devam etme kararı aldı. Kadınlardan ona mektuplar, tweet’ler yağıyordu. Biz kadınları bilirsiniz, en yakın arkadaşımızı iyileştirmek için hemen toparlanır konuşmaya başlar, durumun üstesinden birlikte gelme güdüsü oluşur. Ee dünyaya mâl olmuş bir starın acısını da milyonlar paylaşıyordu, ona destek oluyordu. Brad’e sövüp duruyor, magazin haberlerine göre Pitt’le karşılaşan kadınlar ona laf atıp duruyor.

rs_634x950-170502085335-634.brad-pitt-gq-style-2.5217

 

SANATLA İYİLEŞMEYE ÇALIŞIYOR
İşler çığırından çıktıkça Brad Pitt her geçen gün daha mutsuz görünmeye ve zayıflamaya başladı. Birkaç sinema ve dizi işine girişti, ama o da olmadı, birlikte çalıştığı kişilerin bile ona suçlayıcı gözle baktığını düşündü. “Eve gitmek, insanlarla göz göze gelmek mutsuz ediyor” dedi, çareyi gitmekte bulduk, kaçmakta… Her şey üstüne geldiğinde yakın arkadaşı David Fincher’in şehirden uzak bir evine gitmiş, 1.5 ay dışarı çıkmamış. Bu sırada kendini suçlamaya başlamış, defalarca çocukları ve Angelina’yı aramış, yemek yemeyi unutmuş, hayatını sorgulamış. Röportajında o anları şöyle anlatıyor: “Başta tutunmaya çalıştım, bu ilk dürtüydü. Kaybettiğini anladıktan sonra beliren dürtü. Sonra özgür bırakmaya karar verdim. Birini seviyorsan serbest bırak. Bunun ne demek olduğunu hissederek de biliyorum artık. Bu, birini sahiplenmeden sevmek…” Bu sözleri söylediği dergiye de çölde gözleri yaşlı, yuvarlanarak poz vermiş. Aşk acısını nasıl atlatmayı başardığını anlatmış. Brad’i hayatta tutan şey sanat ve ‘ikinci baharında’ istediği gibi yaşamaya başlaması olmuş… Söz ettiği keşifse müzikle başlamış. “Daha önce ailesinden 9 kişiyi kaybetmiş Afrikalı bir anneden daha büyük gülebilen kimseyi duymadım. Bu nedir? R&B’yi ilk defa anlamaya başladım. R&B büyük bir acıdan geliyor; ama aslında bir kutlama. Bana göre, bu kalana kucak açmak. Bu o Afrikalı kadının benim daha önce hiç yapamadığım gibi yüksek sesle gülebilmesi” diye anlatıyor Pitt. Frank Ocean ve Marvin Gaye parçalarının nasıl da iyi geldiğini anlatıyor. Burada bir parça bilimsel araştırmaya değinmek istiyorum. Missouri Üniversitesi’nin 2009-2013 yılında yaptığı kapsamlı araştırma hayata dair olumlu mesajlar veren, kalp ritmini yakalayan ritimli şarkıların insanları sadece manevi olarak değil fiziksel olarak da iyileşmesini hızlandırdığını gösteriyor. Ayrılık acısına şifa müzik, Pitt’e de iyi gelmiş. Sonra kararlar almaya başlamış; “Bir şeyler ürettikçe iyi hissediyorum” diyen Pitt heykeltıraşlığa doğru gidiyor. Sanatla ilgilendikçe ayık olma isteği artmış, uyuşturucu ve alkol bağımlılığından kurtulmak için katı kuralları olan bir rehabilitasyon merkezine gitmiş. Papparaziler onu soda limonla yakalayıp duruyor, o da şerefe derecesine kadehini kaldırıyor ve şöyle diyor: “Hayatımdaki tüm olumsuz gelişmelerden ben sorumluyum. Anladım ki kaybetmeyen sevgi yok.”

178

BU BİR PR İŞİ Mİ?
Brangelina sadece bir çift değil, şirket de. Aldığı kararlar ekonomik olarak da onları etkiliyor. Çiftin 300 milyon sterlinlik ortak serveti var… Nafaka davasında karşı karşıya gelmişlerdi ama Brad o işin peşini de bırakmış, her şekilde Angelina’ya teslim. Onu da “Bir gün avukat bana bu tür davalarda kazanan tarafın olmadığını, sadece daha az kaybedenin olduğunu söylemişti” diye açıkladı. Umutsuzca birkaç işe dahil oldular ama ses getirmedi. Bu röportajların, çöllerde sürünmenin bir çeşit PR işi olabileceğini, duruma önyargıyla baktığını söyleyenler de var, “Adam eridi gitti, vah vah!” diyen de. Kim bilir… Ancak belli ki Pitt olgunlaşmış, yeni birine dönüşmüş. Mesela yaşadığı acının karakterlerine yansıması, acılı roller oynamanın sırası olduğunu diyenlere “O tarz karakterleri oynamayı bıraktım gibi bir şey. Bunun acı turizmine benzediğini düşünüyorum. Son zamanlarda kötü performans sergiledim. Belki değerli bir iş olduğunu düşünürsem dahil olurum ama artık çok sıkıcı” gibi Hollywood’un hoşuna gitmeyecek yanıtlar veriyor. Sanat işine girdiğinden beri kendi gibi olduğunu söyleyen ‘ıssız adam’ “Keşke adımı da değiştirebilsem” bile diyor….

 

AŞK ACISI ÇEKMEK IN,
DUYGUSUZ, COOL GÖRÜNMEK OUT
Popüler kültür imajları hayata yön verirken, ikilinin ayrılması aslında bir algıyı tamamen yıktı. Ünlüler birileriyle çıkıyor, hiçbir şey olmamış gibi birkaç hafta sonra yeni sevgilisiyle hayatına devam ediyor. Aşk acısı demode, fazla arabesk bir şeye dönüşmüş hatta bu hislere kapılanlara ‘looser’ denmeye başlanmıştı. Kardashian’ların televizyon programında Kim, sevgilisinden ayrılan ve ağlayan kız kardeşine eli belinde şu öğüdü veriyor: “Hayatına devam etmeyi beceremiyorsan, bu dünyada yaşamayı hak etmiyorsun.” Hop, bu laf anında trend topic oluyor, durum güncellemelerinde yerini alıyor. Hatta Angelina ve Brad ayrıldıktan sonra E!’nin yaptığı bir anketin sonucuna göre kimse ‘kaybeden, acı çeken’ taraf olmak istemiyor. Aşk ilişkileri, yeni model date’lere dönüştüğünden sevgili olmak deyişi yerine takılmak deyişi geldi. Bir sorun yoktu ta ki Angelina ve Brad ayrılana kadar. Bu cool, her istediğini elde edebilecek ve muazzam zenginliğe sahip kişiler nasıl olur da röportajlarda ağlar, acı çekerdi? Uzun zamandır karşılaşmadığımız bir durum… Gerçi Türk televizyonlarında “Tülay geri dön!” tarzı haykırışlara biz alışığız ama Hollywood hiç alışık değil. Angelina kendini anca toparlayınca, Brad iyice berduşa dönünce duygusuzlaşmayı havalı bulanlar duraksadı. Terk edilen Jennifer Aniston bile “Brad pek iyi değil, üzüldüm” dedi. Ünlüler kırmızı halı sohbetlerinde “Birinin bana Brad kadar âşık olmasını isterdim” gibi şeyler söylemeye başladı. Hollywood el birliğiyle ikisini barıştırma girişiminde bile bulundu bir film teklifiyle ama Angelina kararını kesinlikle değiştirmiyor. Brad kendini düzeltmeye çalışıyor. Dünya çapında bir Türk filmi izliyor gibiyiz. Neşeli Günler’de Adile Naşit ile Münir Özkul’u barıştırmak için türlü yol arayan aile bireylerine benzemiyor muyuz?

 

Ece Ulusum

Related Posts

Klima savaşları

Doğu Demirkol: Murat Abi Hazar’ı, ben Bennu Abla’yı kapatacaktım

Dilan Çiçek Deniz: Cemal Süreya’nın bana şiir yazmasını isterdim

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

Yeni annelere sağ kalma rehberi

‘Vücut parçalarını eşeklerin üstünde taşıdılar’