Ece Ulusum tasarladı.

Geçen yıl Ömer M. Koç Koleksiyonu sayesinde hazırlanan “Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri” sergisi, Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nin en çok izlenen sergisi oldu. Ve şimdi de bu seçkiye özel bir web sitesi hazırlandı. Detayları sergi danışmanı Mehmet Kentel ile konuştuk…

6638521Osmanlı’nın bunalımlı ve baskı dolu dönemleri yani eleştirilere pek sıcak bakmayan II. Abdülhamid döneminde kendini iğneleyici karikatürler çizmekten alıkoyamayan bir sanatçı Yusuf Franko Kusa. Ayrıca Osmanlı bürokratı, hariciyeci, mutasarrıf ve cemiyet adamı… Çok mühim insanları yakından tanıyordu, onları her yanıyla görüyordu. Eleştirecek çok şey vardı ama mümkün mü yüksek sesle söylemek. Franko susmuş ama bir albüme çizdiği karikatürlerle bir nevi içini dökmüş. Çok güzel ve zekice karikatürlerle… Franko’nun çizimlerini bugün biliyor olmamız büyük şans. Zira bu kıymetli albüm uzun süre ortadan kaybolmuştu ve nerede olduğunu bilen yoktu. Meğer albümü Amerikalı bir aile 1957’de Kapalıçarşı’daki bir halıcı dükkânından satın almış, 60 yıl da onlarda kalmış… Ancak albümün vârisleri Toronto’daki Ahga Khan Müzesi’ne danışmaya gidince her şey ortaya çıkmış. Müze küratörü Filiz Çakır Philip, Bahattin Öztuncay’ı aramış ve albümü incelemiş. Öztuncay albümü sahibinden bir İzlanda adasından almış ve İstanbul’a getirmiş. En nihayetinde geçen yıl Ömer Koç’un kıymetli koleksiyonuna dahil olmuş. Hiç göremeye de bilirdik ancak Ömer Bey koleksiyonunu açmayı ve halka açık bir şekilde sergilenmesini istedi. 2 aydır Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi’nde (ANAMED) sergilenen “Yusuf Franko’nun İnsanları: Bir Osmanlı Bürokratının Karikatürleri” sergisi, ANAMED’in en çok ziyaret edilen sergisi de oldu. Bu kadar ilgi gören bir serginin kalıcı olması adına sergi danışmanı Mehmet Kentel ekibiyle web sitesi hazırladı. Böylece Franko’nun insanlarını daha yakından tanıyabilirsiniz. Kentel ile bu siteyi, 1 Haziran’a kadar devam edecek sergiyi ve en önemlisi Franko’yu konuştuk.

■ Şimdiye kadar sergiyi kaç kişi ziyaret etti?
Bu sergi ilk 2 ayında ANAMED’in en çok ziyaret edilen sergisi oldu. Hem toplam ziyaretçi rakamı hem de günlük ortalamada en yüksek rakamları gördük. Günün her saatinde galeride bir insan grubu görmek mümkün, bu da bizi çok mutlu ediyor.

■ Serginin çevrimiçi mecraya taşınması fikrinin çıkış noktası nedir? Bunun nasıl bir geri dönüşü olacağını düşünüyorsunuz?
Bu projeyi serginin en başından beri düşünüyorduk. Sergi için hazırladığım sosyal ağlar haritasını çevrimiçi ortama taşıyoruz. 1905 Goad Haritası üzerinde albümdeki karakterleri ve mekânları manuel olarak eşleştirdik. Böylece Yusuf Franko’nun albümündeki karakterler, birbirleriyle ve mekânlarla bağlarının bir haritası ortaya çıktı. Madem böyle bir imkân var, biz de ekipçe kolları sıvayıp siteyi canlandırmak istedik ve www. yusuffranko.org hayata geçti. Siteyle çok daha geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyoruz. Üstelik Türkçe ve İngilizce seçenekleri var, sürekli aktif de kalacak. Sergiler doğaları gereği bir zaman aralığına sıkışan etkinlikler. Oysa çevrimiçi ve yazılı mecralar projelerin kalıcı somut sonucu oluyor. Yusuf Franko sergisi hem web sitesi hem de kitabıyla yansımalarını sürekli gözlemleyebileceğimiz bir proje oldu.

■ Karikatürlerde birçok mühim kişi var. Dönemin tüccarları, paşaları, cemiyet isimleri, sanatçılar… Yusuf Franko’nun bu isimleri ele alışında en belirgin özellik nedir? Sizin fark ettiğiniz, sergiyi izlemeye gelenlerin de incelemek isteyeceği detayları merak ediyorum.
Kanımca en belirgin özellik, Yusuf Franko’nun çizgilerinin yıkıcı bir alaycılıktan çok, yapıcı bir oyunbazlığa sahip olması. Albümün sayfalarında bir araya gelen, kimi zaman karikatürlerini görmeye davet edilen hatta bazen de bizzat kendileri çizimleriyle albüme katkı veren bu insanlar, Yusuf Franko’nun sosyal oyununa katılıyor. Halihazırda sahip oldukları kentsel cemaati bu oyunla güçlendiriyor, yeniden yaratıyorlardı. Yusuf Franko’nun, Barones Hobe tarafından rica edilen ama bir türlü nasıl çizeceğini bilemediği kompozisyonun, tam olarak bu çizememe halini yansıtması ya da Kont Preziosi’nin Yusuf’u, karikatür araç gereci sayesinde, albümde çizdiği diğer karakterleri bir kuklacı gibi oynattığı sahne, hep bu oyunun işaretleri.

■ Sanatçının üslubuyla bugünün karikatüristlerinin üslubu arasındaki nüanslar neler sizce?
Bu soruyu haddim olmadan, sadece karikatür dergilerini takip eden bir karikatürsever olarak cevaplayabilirim. Franko’nun karikatürlerinde detaylara çok daha fazla dikkat ettiğini, daha çok özendiğini gözlemledim. Her bir çizim, karikatür olmasının yanı sıra bir resim de. Bunu en çok Yusuf Franko’nun karikatürize ettiği kişilerin fotoğraflarıyla karikatürleri yan yana gelince anladık. Benzerlik ve çizim yeteneği inanılmaz. Fakat bir yandan hicvi de çok başarılı, zeki ve yapıcı.

‘KARİKATÜRLERİNİ HİÇ YAYINLAMAK İSTEMEDİN Mİ FRANKO?’
■ Sizce karikatürleri o hayattayken ortaya çıksaydı neler olurdu?
Yukarıda dediğim gibi, karikatürleri çizilen bir kısım karakterin bu çizimlerden haberdar olduğunu biliyoruz. Kimisi “Çok beğendim” diye imza atıyor albümdeki resme, kimisi özellikle sipariş veriyor, kimisi ise Yusuf Franko’nun kendini çizmesine cevaben Yusuf Franko’yu çiziyor. Karikatürleri gördüklerine dair elimizde kanıt olanların tepkilerinin olumlu olması tesadüf değil. Muhtemelen birayı fazla kaçırdığı için ‘şeref arazisinde ölen’ Ristow Paşa’nın tepkisi o kadar olumlu olmazdı, Yusuf Franko da bunun bilincinde olarak çizdiğini ona göstermemiş olmalı. Ama daha belirsiz olanlar da var, yakın aile dostu Gabriel Noradunkyan Efendi, Yusuf’un onu bir papağan gibi çizmiş olduğundan haberdar mıydı, kim bilir…

Yusuf Franko hakkında cevabını bulamadığınız ama merak ettiğiniz bir soru, husus var mı? Mesela Franko karşınızda olsaydı ve ona bir soru sorma şansınız olsaydı ona ne sormak isterdiniz?
Hem de nasıl! “Sevgili Yusuf Franko” derdim, “Hakikaten hiç yayınlamak istemedin mi bu muazzam karikatürleri? Haydi Hamid döneminde yayınlayacak ortam da yoktu, senin devletteki pozisyonun da buna izin vermezdi, peki sonra?” Sanırım bir soruyla da kalamazdım. “Albüme verdiğin o efsanevi son hakikaten hissettiğin bir tehditten mi kaynaklanıyor? 1896’dan 1933’e kadar başka hiç karikatür yapmadın mı gerçekten? Kendini nasıl dizginledin?” Sorardım hepsini. Yusuf Franko karşımda olsaydı çok uzun bir sohbete dalardık ve bittiğinde beni gagası hiç kapanmayan bir karga gibi çizmesi gayet olası olurdu! ‘Bunu bilmek çok zor…’

■ Herkesin dikkatini çeken ve haberlere de en çok yansıyan karikatür kendini asılmış olarak çizdiği… Üstelik tarihsiz bir çizim. Sizce bu çizimi en başında düşünmüş olabilir mi?
Bahsettiğiniz ‘Kefaret’ isimli karikatürde kendine yer bulamayan ya da ancak kısmen bulabilen birçok başka karikatür var albümde. Çoğu da müthiş detaylı, nüktedan, renkli kompozisyonlar. Yani bütün albüm o resim için hazırlanmış olsa, diğerleriyle niye bu kadar uğraştı diye sormak gerekir… Muazzam ‘şark odası’nın ortasında oturan Mösyö Jarosjinski’nin udunu ters tutmasına gerek var mıydı, mesela? Örnekler çoğaltılabilir. Dolayısıyla tüm albümü sırf o çizim için hazırlamış olduğu iddiası heyecan verici ama ben pek ihtimal vermiyorum. Ama henüz tamamlamadığı karikatürler varken, daha arada boş sayfalar bulunurken, bu müthiş vurucu idam sahnesini çizdiği ve albümün sonuna özellikle yerleştirdiği aşikâr. Bir noktadan sonra hikâyeyi ve albümü böyle bitirmeye karar verdiğini tahmin edebiliriz. Ancak dediğiniz gibi çizim, albümdeki 5 tarihsiz çizimden biri olduğu için, bunun tam olarak hangi nokta olduğunu bilmek çok zor…

Sergi için İngilizce özel bir albüm kitabı da hazırlandı. Önsözünü Ömer Koç’un kaleme aldığı kitabın kapağında şöyle yazıyor: Youssuf Bey: The Charged Portraits of Finde-Siecle Pera, Ömer M. Koç Collection.

Ece ULUSUM

Related Posts

Doğu Demirkol: Murat Abi Hazar’ı, ben Bennu Abla’yı kapatacaktım

Gökcan Sanlıman: Yasaklanmak dikkate alınmaktır

Angus & Julia Stone: Menemen favorimiz

Venedik’te sorgulama ve üretme ‘Vardiya’sı

Oscar kadınlara gidiyor

Modaya yön veren fikirler