about-roger-ballen

Meşhur fotoğrafçı Roger Ballen, geniş bir seçkiyle ilk kez Türkiye’de, İstanbul Modern’de. Ballen ile konuştuk…

0-7Fotoğrafçı Roger Ballen’ın işlerini incelerken hep tuhaf bir hisse, bir şeyleri kaçırdığım duygusuna kapılırım. Çünkü fotoğrafları kurguya dayalı… Kimilerine göre onun çektiği fotoğraflar rahatsız edici kimine göre eşsiz. Çılgın müzik grubu Die Antwoord ile çalışan bir fotoğrafçı, sıradışı olmaması beklenemez. Ballen, sonunda Türkiye’ye geldi, ‘Roger Ballen: Retrospektif’ İstanbul Modern’de sergileniyor. Küratörlüğünü Demet Yıldız’ın yaptığı sergide Dorps, Platteland, Yabanülke, Gölge Oda, Misafirhane, Kuş Sığınağı ve Hayaletler Tiyatrosu serilerinden seçki ve Ballenesk Oda adlı yerleştirme var. Müzede sergi açılış heyecanı sürerken Ballen ile sohbet ettik. Meğer sanatçı arabaya atlayıp İstanbul’u geziyormuş…

■ Die Antwoord ile yaptığınız proje çok konuşulur. Yolandi ile yaptığım röportajda kendi iç dünyalarını yansıttığınızı söylemişti. Siz o çalışmada kendinizdeki hangi potansiyeli ortaya koydunuz?
Birçok sebepten dolayı Die Antwoord ile çalışmamızda çok estetik bir iş ortaya çıkardık. Benim sanat çalışmam onların performansıyla adeta bütünleşti.

■ Umberto Eco’nun muazzam eseri Çirkinliğin Tarihi’nde “Ne var ki, yüzyıllara yayılan birçok çirkinlik oluşumu sanılanın aksine oldukça zengin ve şaşırtıcıdır” der. Sizin de fotoğraflarınız sanki bu çalışmanın farklı ve güncel bir devamı gibi.
Çirkinlik algısında bana göre kesinlikle kültürel normlarla çok etkili. Güzellik ve çirkinlik, ışık ve karanlık ya da iyimserliğe karşı karamsarlık. Konsept belirlerken çok da bunlarla ilgilenmiyorum. Benim işlerim çok katmanlı ve kelimelerle tarif etmek kolay değildir. Zaten çektiğim fotoğraflar bu kelimelerle anlatılıyorsa göstermek istediğimi gösterememişim demektir.

■ Guardian ve Time’daki röportajlarınızı internette okuyordum, bir de sizin fotoğraflarınızdan bir video hazırlanmış ama video şu yazıyla başlıyor: “Dikkat! Bu videodaki görselleri bazıları rahatsız edici bulabilir.” Dünyada yapılan katliam videolarının başında bile böyle bir uyarı yokken sizi eserlerinizin bulunduğu videoda böyle bir uyarı beni çok şaşırttı. O uyarı gerçekten gerekli mi?
Aslında medyada görsellerimin rahatsız olabileceği hakkındaki uyarı çalışmalarım açısından tamamlayıcı bir unsur. Umarım işlerim insanların zihinlerinin derinlerine yerleşir ve bir süre sonra bastırılmış duyguların ortaya çıkmasını sağlar. O uyarılar işe yarıyor bile denebilir. Aksine medyada söz ettiğiniz türde gösterilen çoğu video ya da fotoğrafa bakanlar hissiz bakıyor ve hiç rahatsız olmuyor.

■ İstanbul Modern’deki retrospektifinizdeki seçkinin tam anlamıyla sizi yansıttığını düşünüyor musunuz? “Fotoğraf benim için bir çeşit aynaya bakmaktır” demişsiniz, bu sergideki fotoğraflar ‘aynanızda’ nasıl birini ya da bir şeyi yansıtıyor?
Fotoğraflarım psikolojimi ve bilhassa zihnimin derin yönlerini ifade ediyor. Her görüntü bir parçamı yansıtıyor; ve sonsuz parça var… Şimdiye kadar kim olduğumu tam olarak ortaya çıkarmak için bu parçalar bir araya getirilebilseydi, sanırım emekli olurdum.

■ Türkiye ile ilgili bir proje düşündünüz mü? Düşünmediyseniz bile aklınıza gelen ilk fikri merak ettim, paylaşır mısınız?
Türkiye’de bir çalışma yapmak harika olabilir. Seyahatim sırasında İstanbul’u arabayla turladım ve Güney Afrika’dakilere benzer birçok bina buldum. Bit pazarında bulduğum objelerden yola çıkarak İstanbul Modern’de oluşturduğum güçlü kurulumdan dolayı çok memnunum. Kim bilir İstanbul’da da bir şeyler yapabilirim.
Ece ULUSUM

Related Posts

Kalben: Sürekli parlayamam

Ediz Hafızoğlu ve Çağrı Sertel: Transparan takılıyoruz

Ezhel’in annesi Ulya Turgut: Çocuğumun arkasındayım

Caz ve dahası

Lezzetli ama hep aynı Cappadox

‘Biz öyle çocuklar değiliz’