48127

İki hafta önce Moskova’ya Burn Battle School’u seyretmeye gittim. Etkinlik güzeldi ama konu enerji içeceklerinin ilk alıcılarına ve müzikteki sponsorluk çekişmesine kadar geldi…

 

0-12Moskova’da hava -1 derece, dışarısı bembeyaz ve trafik durdu. Taksiciye, yetişmemiz gereken bir konser olduğunu anlatmaya çalışıyoruz, Rusça dışında başka bir dil bilmiyor ama Türk olduğumuzu anlayınca birden dönüp “Polat Alemdar!” dedi. Bir kahkaha… Konserin afişlerini gösterdik, haritayı takip ettik sonunda geldik. Mekân ağzına kadar dolu, çünkü break dansçıların kapışması ve süper konserler var. Eller havada herkes ritme ayak uyduruyordu. Orada tanıştığım bir çocuk bana ortamı anlattı: “Burada muazzam bir yeraltı kültürü var, hâlâ Sovyet Rusya etkilerini görebilirsin. Fakat çok erkek egemen bir dünya, seks, silah, uyuşturucu ve müzik. Putin’e söyleme.” Bir şey söylememe gerek kalmadı, etkinlik bir Rus kanalında canlı yayında veriliyordu ve Busta Rhymes sahnede şampanya patlatıp sigara içince ortalık karıştı. Etkinliğe gelirsek, 2012’den beri düzenlenen Burn Battle School, dünyanın dört bir yanındaki break dans ve hip hop tutkunlarını karşı karşıya getiriyor. Geçen ay bir ayağı da İstanbul’da düzenlendi. Bunlar henüz eleme, finale daha var. Çok eğlenceli ve görmeye değerdi. Fakat otele dönerken Burn’deki arkadaşlarla sohbetimiz sırasında enteresan şeyler öğrendim, içime bir kurt düştü. Enerji içeceklerinin üretim amacı uzun yol sürücüleri ayık tutmakmış. O günden bu yana sosyal hayatın içinde gibi ama Türkiye dahil pek çok ülkede enerji içeceklerini hâlâ en çok kamyoncu abiler tercih ediyormuş. Burn’ün Pazarlama Direktörü Gökçe Özer, İstanbul’da elektronik müzik dinleyenleri arasında şu sıra popüler 3 isim sayıp “Bizim etkinliğimizde olmazlar” diyor.

ÖYLEYSE TIR ŞOFÖRLERİNE NEDEN ETKİNLİK YOK?
Dönüp kültür-sanat uzmanı Başar Patır’a soruyorum, “Hiç Türkiye’deki müzik dinleyicisinin ne istediğine dair bir araştırma yaptınız mı?” Yapılmamış… Oysa marka Türkiye’deki elektronik müziğe hâkim olmak istiyor. Öyleyse bu etkinlikler kimin için? Kamyoncu abilere olmadığı kesin de… Ayrıca müzikte farklı türlere ve isimlere destek vermek istediklerini söylüyorlar ama yine hep aynı isimler dönüyor. Müziğe desteklerinin onlara yararı var mı? Özer “Ülkemizde sponsorların müziğe verdiği destek hak ettiği yerde değil ve müzik sektörünü büyütmekten çok markaların anlık geri dönüş bekliyor. Bizse önümüzdeki 5 yılda eğlence ve müzik sektöründeki başaktörlerin arasına yenilerinin katılacağını düşünüyoruz” diyor. Araya giriyorum, bu destek dinleyiciye kulak vermeden olmaz gibi görünüyor. Özer devam ediyor: “Marka için büyüme zaten müzik yükseldiğinde ve siz yatırımınızı doğru yerlere yaptığınızda gelecektir. Yılda en az 50 etkinliğe sponsorluk yapacağız.” Buradan anlaşılıyor ki etkinlik sponsorluğu aslında biraz enerji içeceklerinin çekişmesine dönmüş. Çünkü markalar, sponsorluk ve destek diyerek kendi müzisyenleri ve sporcularını oluşturuyor.

‘MÜZİK HEBA OLMASIN’
Enerji içeceği firmalarına, bu tür etkinliklerin yılda ne kadar kazandırdığını sordum ama öğrenemedim. Örneğin Redbull’un kendi düzenlediği etkinliğe farklı sponsorlar almaya ve koyduğundan fazlasını kazanmaya başladığını söyleyenler var. Ama gerçekten öncelik müzik mi? Bir konsere gittiğinizde müzik ve sanatçıyla ilgili minimum düzeyde afiş görürken lazerle marka adı yansıtan cihazlar, marka adı yazılı tişört, bileklik dağıtan güzel kızlar, logolu afişler, sticker’lar, buzdolapları, DJ setinin üzerinde içeceğin ta kendisi ve eğer mümkünse sanatçıda bir şapka falan… O kadar çok uyaran var ki konsere dalmak mümkün değil. Niye, çünkü izlemeye gelenlerin kişisel hesabında paylaştığı fotoğrafta bile logolarının görünmesini istiyorlar. Çoğu marka da ancak bu koşulla sponsor olmayı kabul ediyor. Ama bazı organizatörler neyse ki sınırlama getiriyor. “Niçin müzik etkinliklerini tercih ettiniz, müzik mi marka mı öncelik?” diye 1 hafta önce Redbull’a sordum “Markanın adı yazılmayacaksa, boşuna marka tarafını yormayalım” denildi.
Müzik kitleleri harekete geçiren güçlü bir sanat ve günümüzde her sanat dalı gibi maddi anlamda desteklenmesi gerekiyor. Nasıl bir sanatın alım-satımının tekelde olması eleştiriliyorsa aynı sebepler müzik için de geçerli. Çeşit sunma iddiasıyla yola çıkan markalar reklam düzenekleri kadar ses sistemine özen gösterse, biraz da araştırma yapıp ona göre sanatçıya destek verse fena mı olur? Müzik bu tip sponsorluk çekişmeleri arasında heba olmasın, müzik susmasın yeter…
**
Türkçe pop ve Türkçe rock.
Türkiye’deki müzikseverlerle ilgili bir araştırma yok, ondan Spotify’ın kapısını çaldım. Spotify Türkiye Ülke Müdürü Ergül Çivi anlatıyor, “Türkiye’de müzikseverlerin müzik tercihleri aslında globalle benzer. Tüm dünya pop dinliyor, biz de. Ama öncelikle Türkçe pop ve Türkçe rock müzik tercih ediyoruz. Listeyi yabancı pop, dans pop müzik ve pop rap takip ediyor.” Yeni isimleri keşfetmek ve desteklemek çok önemli…
Ece ULUSUM

Related Posts

Denizlerin arka sokakları onlara emanet

Cover, düet, tribute albümü akımı

Dünya istismarla savaşıyor

2017’den 2018’e devren kiralık

‘Önemli olan tabloyu gördüğünde değil, sonra düşünmek’

İstanbul’un 2 obez ambulansı kime yetişir?